Navigation

Buradasınız

Emekçi Kadın Mücadeleyle Güçlenir, Güçlendirir!

Patronlar sınıfı, işçiler her başını kaldırdığında ne pahasına olursa olsun ezmek isterler o başı. Çünkü gasp ettikleri ekmeğimizin peşinden koşmamıza yoktur tahammülleri. İşçiden çalarak elde ettiklerini kaybetmek istemezler. Bütün bir sınıf olarak bin türlü oyun kurar, bin türlü rezillik yaparlar. İşçi sınıfı o oyunları bozmanın yolunu kadın erkek el ele mücadele etmekte bulmuştur. İşçi sınıfının kadını da erkeği de mücadele ettikçe güçlenmiş, birbirine omuz verdikçe daha da devleşmiştir.

Tarihin aydınlık sayfalarında işçi sınıfının binlerce mücadele örnekleri var. Binlerce yengi, yenilgi ve binlerce birikim, deneyim. Paşabahçe grevi de bu şanlı mücadelelerden biridir ve Türkiye işçi sınıfının tarihinde önemli bir yere sahiptir.

1960’lı yıllar Türkiye’de işçilerin örgütlü güçlerine güvenerek ve haklılıklarına inanarak çetin mücadeleler verdikleri yıllardı. İşçiler kadın erkek hep birlikte, omuz omuza mücadele ediyorlardı. Hem işçi kadınlar hem de işçi eşi emekçi kadınlar grev meydanlarında, direniş alanlarında, fabrika işgallerinde mücadelenin başarıya ulaşması için üzerlerine düşeni yapıyorlardı. Öncü işçilerin ve mücadeleci sendikaların çalışmaları neticesinde işçi eşi kadınlar da kocalarıyla birlikte, grev ve direniş alanlarında çocuklarıyla bekleyerek, mitinglere, protestolara gidiyorlardı.

“Biz işçiyiz. Paşabahçe de bir fabrika. Şişe ve cam yapar, orada çalışırız. Beyoğlu’nda süslü bir mağazası var. Tabaklar ve bardaklar görürsünüz de iftihar edersiniz. İşte onları yaparız biz. 1800 derece hararetin altında çalışırız. Hepimiz 2500 kişiyiz. Ailelerimizle 10000. Toplu Sözleşme Kanunu çıktı dediler. Biz de hak isteyebilecekmişiz. Üç sene evvel sözleşme yapıldı. Bize bir şey veren olmadı. Biz de greve başladık. Bugün 80 günü geçti gene de hakkımızı istiyoruz. Dağlardan ebegümeci topluyoruz, labada topluyor, balık olursa oltayı alıp koşuyoruz. Evde fazla eşya vardı, kilim, mintan, iskemle gibi. Onları da satıyoruz…”

İşte hikâyelerini böyle anlatan Paşabahçe işçileri soğuk bir kış günü, 31 Ocak 1966’da greve çıktılar. İşçi aileleri ve diğer sektörlerde çalışan işçiler grevle hem maddi hem manevi öyle güzel dayanışma gösterdiler ki, işçilerin güçlenmesinden korkan hükümet, grevi “halkın sağlığını bozduğu” gerekçesiyle yasakladı.

Maden-İş Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Derinden Gelen Kökler adlı kitapta Paşabahçe grevi anlatılır. Grev yasaklandıktan sonra 2500 işçinin sadece 11’i bu yasağa uydu ve çalışmaya başladı. Elbette 2500 işçinin çalışmadığı bir fabrikada 11 işçi çalışarak grevi kıramazdı ama yine de bu 11 işçiden birinin eşi fabrikaya geldi ve içerdeki kocasına çalışmayı bırakıp dışarı çıkmazsa akşam onu eve almayacağı haberini gönderdi. Haberi alan işçi, arkadaşlarının yanına döndü ve greve devam etti.

1960’lı yıllar Türkiye’de işçilerin örgütlü güçlerine güvenerek ve haklılıklarına inanarak çetin mücadeleler verdikleri yıllardı. İşçiler kadın erkek hep birlikte, omuz omuza mücadele ediyorlardı. Hem işçi kadınlar hem de işçi eşi emekçi kadınlar grev meydanlarında, direniş alanlarında, fabrika işgallerinde mücadelenin başarıya ulaşması için üzerlerine düşeni yapıyorlardı. Öncü işçilerin ve mücadeleci sendikaların çalışmaları neticesinde işçi eşi kadınlar da kocalarıyla birlikte, grev ve direniş alanlarında çocuklarıyla bekleyerek, mitinglere, protestolara gidiyorlardı. Kadınlar işçileştikçe sadece kadın değil üreten, kazanan, paylaşan, yaşama karışan insanlar olduklarını görüyorlardı. Bütün bunlar emekçi kadınları değiştiriyordu. Sözü ve özü erkeğinden sonra gelen, sinik, toplumsal yaşamdan dışlanmış kadınlar bu kaderi değiştiriyor, “biz de buradayız” diyorlardı. Kendileriyle birlikte işçi sınıfının mücadelesini de güçlendiriyorlardı.

Güçlü olmak ağırlık kaldırabilmek değildir. Güçlü olmak şirket toplantılarında işçileri nasıl sömüreceğine karar veren erkeklerle yan yana oturmak değildir. Güçlü olmak pahalı makyajlar, kıyafetlerle etrafa poz kesmek değildir. Güçlü olmak gerektiğinde grev, direniş alanlarında haykırmaktır avazın çıktığı kadar. Omuz vermektir kadın, erkek, koca, kardeş, arkadaş olarak patronlara karşı direnen bütün işçilere. Güçlü olmak, kadınıyla erkeğiyle biz işçiler için birlik olmaktır.

İktidar sahipleri tüm işçileri ve biz emekçi kadınları da sindirmeye çalışıyor. İstiyorlar ki işyerinde, sokakta, evde onların bize çizdiği sınırlara boyun eğelim. Ama yok öyle yağma! Biz 1966’da Paşabahçe grevinde kocasına yürek olmuş emekçi sınıf kardeşimizi örnek almalıyız. Çocuklarımız için, kocalarımız için, sevdiklerimiz için ve kendimiz için gücümüzü sınıfımızın örgütlü gücüne katmalıyız.

23 Mart 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Metal işkolundaki sözleşme süreci başladığında, MESS işyerlerinde işçilerle anketler yaptı. İşçilerin kafasını karıştırmayı amaçlayan sorular şöyleydi: 1) Her iki senede bir sözleşme süreci sebebiyle iş süreçlerinin ve tüm gidişatın sekteye...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası 19 Ocakta Gebze’de düzenlediği mitingde işçilerin talepleri karşılanmadığı takdirde 5 Şubatta greve çıkacağını açıklamıştı. Birleşik Metal-İş, patron örgütü MESS’e karşı yaklaşık 10 bin işçi adına yürüttüğü...
  • 2018’de, 10 Eylül Dünya İntiharı Engelleme Günü vesileyle gazeteler, televizyonlar şöyle haberler yapmışlardı: “Dünya Sağlık Örgütü, dünyada her 40 saniyede bir intiharın, her 3 saniyede ise bir intihar girişiminin gerçekleştiğini, son 45 yılda...
  • İnsanlar çocuklarının başlarına kötü bir şey gelmesin isterler. Bunun için canla başla çalışır, çocuklarını olası tehlikelere karşı korumanın yollarını ararlar. Elbette böyle davranmaları son derece anlaşılır bir durumdur. Mevzubahis yaşamlarını...
  • Sanıyorlar ki, onlar;/ Cehennem ateşi demir ocaklarında,/ Etleri lime lime yanarken/ Öyle sessiz sedasız duracaklar,/ Ve çocukları/ Her gün yeniden/ Aç ve çaresiz uyanırken sabahlara/ Ağızlarına ve yüreklerine/ Bir daha açılmasın diye mühür...
  • MESS’e karşı onurlu direnişleriyle grev kararı alan metal işçilerine sağlık işçilerinden selam olsun! Bizler çeşitli hastanelerde çalışan sağlık işçileriyiz. İşyerlerinde bizler de birçok sorun yaşıyoruz. Zaten kuş kadar olan ücretlerimize kriz...
  • Pahalılığın arttığı, bireysel olarak geçinmenin bile zorlaştığı şu dönemde aile olarak geçinmek neredeyse imkânsızlaştı. Artık sadece kendisini geçindirmekle yükümlü bir birey bile ya mesaiye kalıyor ya da ek iş peşinde koşuyor. Ben bir sağlık...
  • Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yer alan VIP Tekstil’de sendikalaşmak istedikleri için işten atılan işçilerin, 27 Kasımda işyeri önünde başlattıkları direniş devam ediyor. İzmir Gaziemir Serbest Bölgede üretim yapan Sf Trade Tekstil’de...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Kardeşler, SGK soyuluyor. Nasıl mı? 2012 yılında yeni bir online sisteme (MEDULA) geçiş yapılmıştı. Bu sistemle birlikte sağlık hizmetlerinin devlet tarafından elektronik ortamda izlenebileceğini söyleyen yetkililer, soygun düzeninin tamamen...
  • Metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin taraflarından biri olan DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası, kamuoyuyla bir araştırma paylaştı. 5 Şubatta çıkacağı greve hazırlanan sendikanın “Metal İşçisinin Gerçeği” başlıklı araştırmasında,...
  • Türk Metal Sendikası, Bursa’da ve Gebze’de üretim yapan Akwel otomotiv’de örgütlenme çalışmasıyla çoğunluğu sağladı. Ancak işçilerin sendikalaşma hakkını tanımayan Akwel patronu, işten atma saldırısına girişti. 13 Aralıkta 2 işçiyi işten çıkarttı....
  • Mutsuzluk, yalnızlık, karamsarlık ve geleceğe dair umutsuzluk! Gençlik yılları insanın en güzel çağı olmalıyken, sermaye düzeni yüzünden en kâbus dolu yıllar olarak geçiyor. Geleceğe dair kurduğumuz hayallerimiz birer birer sönüyor. Bu tablo tabii...