Navigation

Buradasınız

Şükür ki Bilinçli ve Mücadele Eden İşçileriz!

Kasım 2015, İşçi Dayanışması No:92

Patronlar şükretmek lafını dillerinden düşürmüyorlar. Patronlar ve yöneticileri, ücretini arttırmak ve çalışma koşullarını iyileştirmek isteyen işçileri “halinize şükredin”, “sahip olduklarınızı bulamayanlar da var” diyerek susturmaya çalışıyorlar. Patronlar verdikleri üç kuruş paraya işçilerin şükretmesini istiyorlar ama kendileri lüks içinde yaşarken milyonlarca işçinin açlık ve yoksulluk sınırı altında bir ücretle geçinmeye çalışmasını ise hiç umursamıyorlar.

Gözünü kâr hırsı bürüyenlerin, lüks ve ihtişam içinde yaşayanların kalkıp işçilere “şükredin” demesi tam bir ikiyüzlülük aslında. Şükredelim de neye şükredeceğiz? Bu kavram çok eski zamanlardan günümüze gelmektedir. İnsanın elindekilerin kıymetini bilmesi, savurgan olmaması, zor dönemlerde elinde olan ile yetinmesini anlatır. Ancak patronlar bu kavramı işçileri susturmak, boyun eğdirmek için kullanıyorlar. Dikkat edilirse işçiler en temel haklarını talep ettiklerinde dahi “şükredin” deniliyor. İşçinin enflasyon karşısında eriyen ücretini yükseltme isteği, açlık ve yoksulluk sınırını aşan bir ücret ve zam talebinde bulunması nankörlük olarak damgalanıyor. Şükretmemizi isteyen patronlar işçilerin hemen her konuda sessiz kalmalarını, verilenlere razı olmalarını istiyorlar. Patronların kâra dayalı düzeninde üretenler bir pay alırken, şükretmemizi isteyen sömürücü sermaye sahipleri 99 pay almaktadırlar.

İşçilere şükretmeyi vaaz eden patronlar tam anlamıyla ikiyüzlüce davranıyorlar. Hiçbir patron bir kez olsun “şükürler olsun çok kazandım, kârımın birazını da işçiyle paylaşayım” demiyor. Bir başkası “ürünlere bu yıl zam yapmayayım” demiyor. Hiçbir patron ne ilginçtir ki “çok kazandım artık iş saatlerini düşüreyim, işçilerin iş yükünü hafifleteyim” diye bir öneri getirmiyor. Patronlar çok kazandıkları halde şükretmiyorlarsa, işçilere de “şükredin, sesinizi çıkarmayın” demeye hakları yoktur.

İşçilerin patronlardan haklarını istemeleri nankörlük değildir. Bugün dünya nüfusunun tamamını besleyecek, barındıracak ve giydirecek üretim bizzat işçiler sayesinde yapılıyor. Ama üreten işçiler sefalet koşullarında yaşamaya mahkûm ediliyorlar. Kapitalist sömürü düzeninde üretimin temel amacı insan ve toplum yararı değil, patronların kârıdır. Biz işçiler için önemli olan tüm toplum yararına bu kaynakların kullanılmasını sağlamaktır. Çalışan, üreten ve alın teri döken işçilere azla yetinin ve şükredin demenin tek bir anlamı vardır: Bir avuç sermaye sahibinin dünya üzerinde saltanat sürmesine razı olun! Şükretmemizi isteyenler, milyarlarca insanın payına sefaleti, bir avuç sermaye sahibinin payına ise süper zenginliği reva görmekteler.

İşçiler olarak patronların çeşitli biçimlerde bizleri uyutmalarına karşı çıkmalıyız. Kendi çıkarlarımızın takipçisi, kendi taleplerimizin savunucusu olmalıyız ve ortak haklarımızın mücadelesini vermeliyiz. Bunun için işçilerin bir araya gelip birlikte mücadele ettikleri, dayanışma içinde oldukları UİD-DER’i daha da büyütmeliyiz. Bizler patronların söylediklerinin tam tersi şekilde hareket etmeliyiz. Örgütlü ve bilinçli olduğumuz, haklarımız için mücadele ettiğimiz, sömürüye ve zulme karşı çıktığımız için şükretmeliyiz! Sömürünün, açlık ve yoksulluğun, savaşların, sınıf ayrımlarının olmadığı bir dünyanın mücadelesine katıldığımız için şükretmeliyiz!

24 Kasım 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.
  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....