Navigation

Buradasınız

Taşerona Kadro: Ne Yapmalı, Nasıl Yapmalı?

AKP iktidara geldiğinde kamuda belli miktarda taşeron vardı, iktidara geldikten sonra kamunun her tarafını taşeronlaştırdılar. Şimdi kamuda taşeronu kaldırdıklarını söylüyorlar. Çıkarılan KHK ile AKP taşerona kadro vaadini tuttuğunu söylüyor. Aslında akşamdan sabaha çıkarılan bu yasa işçiye dayatmadır, bunun lamı cimi yok. Çünkü işçilerin kazanılmış haklarının gasp edilmesi söz konusu ve bu yasa çıkarılırken ne işçilere ne de sendikalara talepleri soruldu. Düzenleme Meclise bile getirilmedi. Başından beri bir belirsizlik var. Bakan bile yasanın içeriğini açıklayamadı, açıklamadı. Belediyelerde bugün 450 bin civarında taşeron çalışan var. Bu işçilere sözde kadro verilecek, toplumun algısı bu yönde. Eğer toplumun algıladığı anlamda kadro olsa bizler şu an kadrolu işçilerin elinde bulunan bütün haklardan yararlanacağız demektir ama bu böyle değil. Süresiz işçi statüsüne geçiriliyoruz. Kadroya geçirilsek bile kadrolu işçilerle aynı ücreti almıyoruz. Bunun neresi kadro?

Hükümet bir taşla en az üç kuş vurmanın peşinde. İlk olarak işçilerin alacak davaları yükünden patronları kurtarmak istiyorlar. İkinci olarak kadro vaadi sözünü tuttuğunu söyleyerek önümüzdeki seçimlere yatırım yapıyorlar. Üçüncü olarak da muhalif işçileri, öncü işçileri işyerlerinden tasfiye etmeye çalışıyorlar.

Ayrıca bizden “geriye dönük bütün alacaklarımdan ve icra takibinden feragat ediyorum” diye feragatname imzalamamız istendi. Bunun içine kıdem tazminatlarımız girer, ihbar tazminatlarımız girer. Ama Çalışma Bakanı çıkıyor televizyonlara “herhangi bir kayıp olmayacak” diyor. Sözle bunu söylüyorlar ama yazıda bunun karşılığı yok. Ben buradan sormak istiyorum; madem herhangi bir hak kaybı olmayacak neden bu şekilde feragatname imzaladı taşeron işçiler? Bu hususta büyük bir aldatmaca var. Patronlar, KHK’da geçen kadroya girmek isteyen işçilerin açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunma şartını fırsat bilip işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarına el koymaya çalışıyorlar. Biz Avcılar Belediyesinde sendikalı olduğumuz için, örgütlü olduğumuz için bu feragatnamenin altına şerh koyabilmeyi başardık. Toplu olarak yaklaşık 500 işçi “kıdem ve ihbar tazminatlarım saklıdır” dedik. Ama sağda solda duyuyoruz ki binlerce taşeron işçisi patronların engellemesiyle bu şerhi koymayı başaramadı. Bir de güvenlik soruşturması ve mülakat meselesi var. Şimdiden güvenlik soruşturmasından geçemeyen işçilerin olduğunu duyuyoruz. Bizim şantiyede de dedikodular dolaşıyor, 60-65 işçi güvenlik soruşturmasından kalacak diye. Mülakatta da eleme yapacaklar, güvenlik soruşturmasında da eleme yapacaklar. Mesela hükümetin politikalarını eleştiren, sendikal mücadelede başı çeken öncü işçileri eleyecekler.

AKP hükümeti bir taşla en az üç kuş vurmanın peşinde. İlk olarak işçilerin alacak davaları bir hayli yük oluşturuyor patronların üzerinde. Sadece bizim Avcılar Belediyesindeki işçilerin 15 milyon liralık alacağı var. Bu yükten kurtulmak istiyorlar. İkinci olarak kadro vaadi sözünü tuttuğunu söyleyerek önümüzdeki seçimlere yatırım yapıyorlar. Üçüncü olarak da muhalif işçileri, öncü işçileri işyerlerinden tasfiye etmeye çalışıyorlar. Bu aldatmacaya kanmamamız gerekiyor. İktidarın sözlerine işçi arkadaşlarımızın inanmaması gerekiyor. Herkes kendi hayat şartlarına baksın, ona göre karar versin. Bu hükümet gider, başkası gelir ama aynı oyunu bize karşı oynamaya devam edecekler. A partisi, B partisi hiç fark etmez. Arkadaşlar ben yaşadığımız 7 aylık direnişten şunu öğrendim bütün büyük partiler sermayeye hizmet ediyor. Ben CHP’li bir işçiydim. CHP’li Avcılar Belediyesinde çalışmasaydım ve bana deselerdi ki CHP belediyelerinde işçi düşmanı politikalar uygulanıyor, ben bunu söyleyene inanmazdım. Ama burada bizzat gördüm ve yaşadım. Diğerlerinin işçiden, emekçiden yana olmadığını zaten biliyordum, hissedebiliyordum. Peki, biz ne yapacağız? Asıl soru bu! Nasıl aşabiliriz bu problemleri? Bu sorunun tek cevabı örgütlenmek! Irk, din, inanç ayrımı yapmaksızın bir araya gelebilir ve tek yumruk olabilirsek o zaman bizim istediğimiz olur. Onlar bizi şu an parçalayıp bölüyorlar inançla, mezheple, milliyetçilikle ama biz bu ayrımları bir kenara bırakıp bir sınıf olarak örgütlenebilirsek her şeyi değiştirebiliriz.

3 Şubat 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...
  • Geçtiğimiz günlerde patron bize “virüsten dolayı işlerin çok düştüğü” gerekçesiyle ücretsiz izin kâğıtları imzalattı. Sonrasında bir kısmımızı ücretsiz izinde olmamıza rağmen parasını ödeyeceğini iddia ederek 10 gün daha çalıştırdı. Aynı zamanda çok...
  • Geçen günlerde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 70’i işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Daha şimdiden birçok işyeri işçileri işten çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyorlar. Fakat bu kargaşanın içinde...
  • Her gün, her tarafta karşımıza 14 madde çıkıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen bu maddelerin bizi koronavirüsten koruyacağı söyleniyor, işyerlerinden billboardlara, TV’lerden cep telefonlarına gelen mesajlara kadar bu maddeler tekrar...
  • Ben yaklaşık 10 yıldır çeşitli sektörlerde çalışan bir işçiyim. Uzun zamandır İşçi Dayanışması bültenini okuyorum, orada ortaklaştırdığımız deneyimlerden nasibimi alıyorum ve arkadaşlarımla bu deneyimleri paylaşıyorum. Bu mektup ile de sizlere ilk...
  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...