Navigation

Buradasınız

Taşeronlaştırma: Düşük Ücret, İş Cinayeti, Sendikasızlaştırma!

Aralık 2014, No:81

Taşeronlaştırma demek, işçilerin uzun saatler boyunca, düşük ücretler karşılığında, kadrolu işçilerin sahip olduğu hakların birçoğundan yoksun halde çalıştırılması demektir. Taşeron işçisinin iş güvencesi olmadığı gibi, iş güvenliği tedbirleri de işyerlerinin duvarlarına asılan uyarı levhalarından ibarettir.

İş saatleri uzadıkça, ücretler düştükçe, taşeronlaştırma yaygınlaştıkça sermaye büyüyor. Artan iş yükü madenlerde, inşaatlarda, yollarda, fabrikalarda iş cinayetlerinin artmasına neden oluyor. Sermaye büyüdükçe işçiler ölüyor. Sermayenin doymak bilmez kâr iştahına karşı, kölece çalışma koşullarına itilen işçilerin tek silahı birlik olmak ve mücadele vermektir.

Dünya genelinde 1980’li yıllardan itibaren uygulamaya konan taşeron çalışma sistemi, Türkiye’de 90’lı yıllarda uygulanmaya başlandı. Yaygınlık kazanmasıysa AKP iktidarı döneminde oldu. Son 12 yılda taşeron işçi sayısı 6 kattan fazla artarak 400 binden 2,5 milyona ulaştı. Patronlar için tatlı kâr kaynağı haline gelen ve işçilerin sömürüsünü katmerleştiren taşeronlaştırma sayesinde Türkiye ekonomisi dünya genelinde 17. sıraya yükseldi.

Taşeronluk İş Yasası’nda alt işverenlik adıyla geçiyor. Belli bir işyerinde işin çeşitli bölümlerinin alt işverenlerce yapılması taşeronluk ilişkisi olarak tanımlanıyor. Başlangıçta, tekstil ve inşaat sektörlerinde işyerlerinin yemekhane, temizlik ve güvenlik gibi bölümleri taşerona verildi. Gün geçtikçe asıl işlerin yapıldığı ana bölümler dâhil, teknik hizmetler, bakım onarım, taşımacılık bölümleri de taşeron şirketlere devredildi. Bugün belediyelerden okullara, tersanelerden maden ocaklarına, hastanelerden askeri işyerlerine kadar tüm işkollarında taşeronluk temel iş ilişkisi haline gelmiş durumda. Milyonlarca işçi, kadrolu olarak değil, taşeron firmalara bağlı olarak çalıştırılıyor. Kadrolu işçilerle aynı işi yaptıkları halde ücretleri daha düşük. Patronlar taşeronlaştırma sayesinde kârlarına kâr katıyorlar. Özellikle taşeron şirketler eliyle işçilerin ikramiye gibi sosyal hakları ortadan kaldırıldı, ücretler yerinde saymaya devam etti. Kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılan taşeron işçiler, işten atıldıklarında kıdem tazminatı da alamıyorlar. En kötüsü ise, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin sayısının daha da artmış olmasıdır. 2014’ün ilk 11 ayında 1723 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

İş Yasası’nda kıdem tazminatı, ikramiye ve yıllık izin gibi haklara tüm işçilerin sahip olduğu ifade edildiği halde, taşeron şirketler işçilerin bu haklarını vermiyorlar. Taşeronlaştırma işçilerin sendikalaşmalarının önüne büyük engeller dikiyor. Taşeron firma, işçilerini birden fazla işyerinde, dağınık halde, üstelik geçici iş sözleşmesiyle çalıştırıyor. Hatta aynı fabrika içinde birden fazla taşeron bulunabiliyor. Bu durum işyerlerinde işçilerin yaşanan sorunlar, hak gaspları vb. karşısında birlikte hareket etmelerini engelliyor. Kadrolu-taşeron ayırımı da işçilerin mücadelesini böldüğü için patronların işine geliyor.

Soma maden faciasının ardından doğacak tepkilerden çekinen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “Taşeron sistemi emeğin sömürüsüdür” diyerek günah çıkartmıştı. Hatta taşeronluğun kaldırılması gerektiğini ve yeni düzenlemeler gerçekleştireceklerini söylemişti. Faruk Çelik ne zaman sıkışsa taşeron sisteminin kaldırılacağını söylüyor. 2008’de tersanelerde iş cinayetlerinin sıkça gerçekleştiği bir dönemde, DİSK’in 13. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Taşeron sisteminin tümden kaldırılmasını, İş Kanunu’nda yapacağımız değişiklikle sağlayacağız” demişti. Ama tüm bu sözler yalan oldu, çünkü kendisi de bir patron olan Bakan Çelik’in amacı yalnızca işçileri oyalamaktır. Nitekim aradan geçen zamanda taşeronluk sıçramalı bir şekilde yaygınlaştı.

11 Eylül 2014’te yürürlüğe sokulan torba yasa, “taşeron işçiye müjde” denilerek duyurulmuştu. Aylar önce taşerona kadro verileceği söylentisi dolaşıma sokulmuş ve işçilerde olumlu bir beklenti yaratılmıştı. Her zamanki gibi beklenenin aksi oldu. “Kamuda yeterli nitelik ve sayıda personel olmaması durumunda yardımcı işlerde ihaleye çıkılması”nı sağlayan maddeyle kadrolu işçilerin bile durumu tehlikeye giriyor.

İş saatleri uzadıkça, ücretler düştükçe, taşeronlaştırma yaygınlaştıkça sermaye büyüyor. Artan iş yükü madenlerde, inşaatlarda, yollarda, fabrikalarda iş cinayetlerinin artmasına neden oluyor. Sermaye büyüdükçe işçiler ölüyor. Sermayenin doymak bilmez kâr iştahına karşı, kölece çalışma koşullarına itilen işçilerin tek silahı birlik olmak ve mücadele vermektir. İşçilerin mücadele örgütü UİD-DER, “Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!” kampanyasıyla, işçileri kendi çıkarları temelinde birleşmeye, örgütlenip taleplerini haykırmaya çağırıyor.

15 Aralık 2014

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda meydana gelen korkunç patlama, biz işçi ve emekçilere bazı şeyleri yeniden düşündürten çok acı bir deneyim oldu. Bir tarafta yıllar içerisinde...
  • Koronavirüs gerekçesiyle alınan önlemler kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. Gündelik yaşamın yeni kurallar temelinde yeniden şekillendirildiği bu döneme “yeni normal” adı verildi. Yeni kuralların hayatımızın bir parçasını olacağının sıkça...
  • Hindistan’da kamuya ait CIL işletmesinin kömür madenlerinde çalışan yüz binlerce işçi 3 günlük grev gerçekleştirdi. Modi hükümetinin 42 madeni açık arttırmayla satışa çıkarma ve özelleştirme kararına karşı çıkan işçiler, beş sendikanın çağrısıyla 2-...
  • Sakarya Hendek’te bulunan Büyük Coşkunlar Havai Fişek fabrikasında 3 Temmuzda patlama meydana gelmiş, 7 işçi hayatını kaybetmiş ve 114 işçi yaralanmıştı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi bu fabrikanın her patlama sonrası isim ve il...
  • Her gün TV ekranlarından, internetten, gazetelerden “büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuz ve buna karşı bir savaş verdiğimiz” yalanlarıyla gerçeklerin üzeri örtülüyor. Koronavirüs ortaya çıktığı ilk günden beri tüm dünyada egemenler için...
  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...

UİD-DER Aylık Bülteni