Navigation

Buradasınız

Tuzla Deri İşçileri Kongreye Hazırlanıyor

Kasım 2012, No: 56
Geçmişte verilen mücadeleler sonucunda bir gelenek yaratmış deri işçileri olarak, bu mücadeleci geleneği yeniden hatırlamak ve ortaya çıkartmak zorundayız.

İşçi sınıfı olarak ciddi saldırılarla karşı karşıya olduğu­muz bir dönemden geçiyoruz. Meclis’ten geçirilen Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu sonucunda onlarca sendika işkolu barajı altında kalacak ve toplu sözleşme yetkisini kaybedecek. İşte böylesi bir süreçte Deri-İş Sendikası Tuzla Şubesi kongreye gidiyor. Kongre 25 Kasımda yapılacak.

İşbirlikçi Türk-İş yönetimine karşı muhalif sendikalardan birisi olan ve aynı zamanda Sendikal Güç Birliği Platformu içinde yer alan Deri-İş’in yürüteceği mücadele önem taşıyor. Kıdem tazminatının elimizden alınmasına, taşeronlaştırmaya, kölelik bürolarına, iş kazalarına ve işçi ölümlerine karşı yeni yönetimin güçlü bir mücadele vermesi gerekiyor. Bu bakımdan, yönetime aday olanların bu saldırılara karşı nasıl bir anlayışla mücadele edeceklerini ortaya koymaları önemlidir. Sendikalı işçi sayısının giderek azaldığı bir dönemde, bu saldırıları göğüsleyebilmek ancak mücadelede kararlı olmakla ve güçlü bir örgütlenme çalışması ortaya koymakla mümkün olabilir.

Mevcut örgütlülükle bu engeller artık aşılamaz. Geçmişte verilen mücadeleler sonucunda bir gelenek yaratmış deri işçileri olarak, bu mücadeleci geleneği yeniden hatırlamak ve ortaya çıkartmak zorundayız. Önümüzde iki ciddi tehlike ve önemli bir fırsat durmaktadır. Tehlike iki koldan geliyor: Biri sendikal yasalarla yasakların devam etmesidir. Diğeri ise örgütlü olduğumuz işyerlerinde aramıza serpilen nifak tohumlarıdır. Patronların en başarılı yaptığı şeydir, işçilerin arasına düşmanlık tohumları serpmek. Fakat ne yazık ki yeterince bilinçli ve örgütlü olunmadığı için bu tohumlar tutabilmektedir. Bugün Tuzla’daki deri bölgesinde geri dönülmesi zor yaralar açabilecek bir süreç mayalanmaktadır. Türk-Kürt demeden deri işçilerinin iliğini sömüren patronlar, işçileri bölmeye dönük çalışmalarına hız vermiş bulunuyorlar. Bizim gücümüz birliğimizden ve örgütlülüğümüzden gelir. Bölgesel ayrımlara prim vermemeliyiz. Patronlar bizi Bingöllü, Çankırılı, Türk ve Kürt diye bölmek istiyorlar. Fabrikalarda bizi birbirimize düşürüp onlara karşı ortak mücadele vermemizin önüne geçmeye çalışıyorlar. Bu tuzağa düşersek, çalışma koşullarımız daha da ağırlaşacaktır.

Deri işçileri olarak, hem işyerlerinde hem de sendikamızda birleşerek ve mücadele ederek sorunlarımızı çözebiliriz. Din, mezhep ve etnik köken ayrımı yapmadan, nereli olduğuna bakmadan yanlış yapana hesabını sormalıyız. Örgütlenmemiz ve sendikamızı güçlendirmemiz için önümüzde çok önemli bir fırsat duruyor. Deri ve tekstil işkolları birleşiyor. Yani Deri-İş artık tekstil işçilerini de örgütleyebilecek. Bizler tabanda örgütlü davranabilirsek, sendika yöneticileri mücadelede kararlı olurlarsa ve diğer işçi örgütlerinin önünü açarlarsa tekstil işkolunda büyük bir örgütlenme başarılmış olur. Önümüzdeki dönemde bu alanda yapılacak çalışmalar, deri işçilerine ve Deri-İş’e güç katacaktır.

Deri fabrikalarında yüz yüze olduğumuz ve hayatımızı çekilmez kılan onlarca sorun var. “Götürü usulü çalışma” adı altında esnek, düzensiz ve belirsiz çalışma koşulları dayatılıyor. Bu sisteme mecbur bırakılıyoruz. “Parça başı üretim” de işçilerin birbiriyle rekabet etmesine neden olan olumsuz bir faktördür. Parça başı çalışan işçi, normalde 2 kişinin yapacağı işi tek başına yapmaktadır. Ücretlerin düşük olması işçileri bu yola itiyor. Daha fazla para kazanmak isteyen işçi, dinlenme zamanlarını bile çalışmaya ayırabiliyor.

Henüz aşılamamış bir engel olarak karşımızda duran bir diğer sorun da, teknisyen-usta statüsünde çalışan işçilerin sendikaya üye olmamasıdır. Deri patronları, teknisyen ve ustaları işçilerin mücadelesini engellemek için kullanıyorlar. İşçiler ise, teknisyen ve ustaların durumunu normal karşılıyorlar. Bunu kırmak gerekiyor. İş ayrımı yapılmadan tüm işçiler sendikaya üye olabilmeli, bunun için gerekli çalışmalar yürütülmelidir.

Patronlar karşısında işçileri güçlü kılacak olan şey, işçilerin birliği ve kardeşliğidir. Deri-İş’in kongresinin bu birliği güçlendiren bir etkisi olmalıdır. Deri işçileri, tıpkı geçmişteki gibi mücadeleden başarıyla çıkabilmek için, kendilerini bölmeye dönük her türden girişime karşı uyanık olmalılar. Deri-İş’in önünde çetin bir yol durmaktadır. Bu yolda ancak mücadeleci bir plan ve programla yürünebilir. Diğer sektörlerde olduğu gibi, deri işçilerinin de patronlar karşısında zafere ulaşması için birliğe ve morale ihtiyaçları var. Yolumuz açık olsun!

18 Kasım 2012

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • İşçiler ağır koşullar altında, uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Milyonlarca işçi iş güvencesi olmadan, her an işten atılma korkusuyla canını dişine takarak çalışıyor. Üretim baskısı da cabası. MT Reklam işçileri de yıllarca benzer sorunlar...
  • Çukurova bölgesindeki Adana, Mersin, Tarsus, Ceyhan işçi dernekleri, tarım işçilerine “işe çıkmama” çağrısında bulundu. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ile yaptıkları görüşmelerde işçi yevmiyeleri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını duyuran...
  • Merhaba emekçi kardeşlerim. Ben UİD-DER’li emekçi bir anneyim. UİD-DER’le tanıştığım günden bu yana İşçi Dayanışması’ndan, UİD-DER’in sitesinden okurdum grev ve direniş haberlerini. Ama kendim hiç gitmemiştim. Çarşamba günü benim için farklı bir gün...
  • Çalıştığımız işyerinde kısa bir süre önce başımızdan geçenleri sizinle paylaşmak istedik. Sağlık personeli olarak çalıştığımız rehabilitasyon merkezinde sürekli baskı ve mobbinge maruz kalıyoruz. Koronavirüs sonrası patronların üzerimizdeki baskısı...
  • Ben kamuda çalışan bir öğretmenim, eğitim işçisiyim yani... Geçtiğimiz günlerde Maya Okulları patronu ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk maaşlarımız ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama ile yoksulluk sınırının altında çalışan biz...
  • Türkiye gibi Şili’nin tarihi de kanlı askeri darbelerle doludur. Şili halkı büyük acılar çekmiş bir halktır. 11 Eylül 1973’te ABD emperyalizminin desteklediği ordu; işçilerden, emekçilerden, gençlerden yana olan Sosyalist Allende hükümetini devirdi...
  • Türkiye’de 1970’li yıllar işçilerin daha örgütlü olduğu ve kendilerine daha çok güvendikleri yıllardı. Yükselen işçi hareketi, yaygınlaşan ve kazanımla sonuçlanan grevler, direnişler patronlar sınıfına korku veriyordu. İşçiler arasında mücadeleci...
  • Koronavirüs bahanesiyle biz işçilerin haklarına saldırılırken çocuklarımızın eğitimi de bu saldırının bir parçası olarak askıya alınıyor, yeni eğitim öğretim yılı kocaman belirsizliklerle başlıyor. Özel okullar zinciri sahibi olan Milli Eğitim...
  • Ben tekstil atölyesinde çalışan bir işçiyim. 60-70 civarında işçi çalışıyor bu atölyede. Sayıyı tam veremememin nedeni bu işçilerin bir kısmının sigortasız göçmen işçilerden ve gündelik işçilerden oluşması… Patronumuz koronavirüs yasakları ve...
  • Bu ülke, Türk’ünden Kürt’üne, Alevi’sinden Sünni’sine, Ermeni’sinden Rum’una, haksız savaştan kaçıp kendine yurt yuva kurmaya çalışan Suriyelisine birçok işçinin-işsizin birlikte yaşadığı bir ülke. Tüm dünyada olduğu gibi bu ülkede de işsizlik,...
  • Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Cargill işçileri, eylemlerine devam ediyor. Şirketin Ataşehir’deki Merkez Ofisi önünde gece-gündüz sürdürdükleri direnişi, her pazartesi günü ABD menşeli nişasta bazlı şeker üreticisi Cargill’in bir...
  • Bakırköy Belediyesinde çalışan DİSK’e bağlı Genel-İş sendikası üyesi yüzlerce işçi, 14 Eylülde hakları için eylem yaptı. Belediyenin çeşitli birimlerinde çalışan işçiler, gasp edilen toplu sözleşme haklarını talep ederken Kısa Çalışma Ödeneği ve...
  • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın doların yükselmesiyle ilgili yaptığı akla ziyan açıklama pek çok işçi gibi metal işçisi olan bizleri de şaşkına çevirmişti. Bakana göre dolarla maaş almadığımız için dolarla bir işimiz olamazdı! Bir grup...

UİD-DER Aylık Bülteni