UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Biz İşçi Aileleri Haksız ve Kirli Savaşı İstemiyoruz!

Gebze’den bir işçi ailesi

Seçim sonuçlarından sonra, malum, birilerinin planları fena bozulmuş ki gözleri kandan başka bir şey görmüyor. Şöyle; 7 Haziran 2015 seçimlerinin öncesine bir gidelim. Hükümet ve sözcüleri medyada bol bol boy gösterdiler. “İstikrar var, her şey yolunda gidiyor, biz iktidardayken herkes huzurlu” gibi ifadeleri sıkça duyduk değil mi? Peki seçimden sonra ne oldu da ortalık bu kadar karıştı? Olanlar şunlar: HDP barajı aştı, AKP tek başına iktidar olamadı, başkanlık sistemi suya düştü, 2023 hedefleri askıya alındı.

Suruç’ta bombanın patlatılması, 32 gencin canının vahşice alınması, bu savaş çığırtkanlarının savaşa fiilen başlamasına vesile edildi. Suruç’ta bu hunhar saldırı başlı başına çelişkilerle doluydu. Ve ne hikmetse bu kahpe katliam sonrasında peş peşe operasyonlar, baskınlar gerçekleştirildi. Artık Suruç’ta yapılan katliamın kimler tarafından ne amaçla yapıldığı unutturuldu, hedef başka bir noktaya taşındı. Ardından birçok insan tutuklandı, ne hikmetse bu insanların çoğunluğu AKP hükümetine muhalif olanlardı.

Savaş arzusu olanlar tabi ki Suruç katliamıyla yetinmeyeceklerdi! Ardı arkası kesilmeyen bir kargaşa peş peşe geldi. Gencecik emekçi çocuklarının cenazeleri evlere gelmeye başladı. Bu alçak senaryoyu yıllar içinde emekçi aileleri olarak defalarca yaşadık. Ne hikmetse, madenlerde, iş kazalarında ve savaşlarda hep cenazeler biz işçilerin mahallelerine geliyor. Bursa’da, Soma’da, Zonguldak’ta, Kırıkkale’de, Bingöl’de, Kastamonu ve diğer yerlerde hep aynı acı. Analar körelmiş gözlere, sağır kulaklara seslenerek “Erdoğan oğlunu askere yolla” diye haykırıyorlar. “Neden villalara, zengin muhitlerine bir tane asker cenazesi gitmiyor?”, “fabrikalarda tükeninceye kadar çalışan, yoksulluk içinde yaşayan savaşlarda ölen neden hep bizim çocuklarımız?” diye soruyorlar. Canlarını yitiren güzel analarımız; evet doğru diyorsunuz. Sözde vatana sahip çıkmaya gelince en önde olan bu zalimler, kendi çocuklarını askere göndermemek için kırk takla atarlar. Biz işçilerin çocuklarının cenazeleri geldiğinde timsah gözyaşları dökerek “vatan sağ olsun” derler.

Tehlikeli bir dönemeçteyiz. İşçiler, emekçiler olarak patronların yalanlarına kanıp onların çıkarları etrafında kutuplaştıkça bizleri istedikleri gibi yönetiyorlar. Milliyetçilik zehrini verdiklerinde bizlere, istemediğimiz şeyleri yaptırıyorlar. Bu acıları yaşayan hiç kimse başkasına da bu acıları yaşatmak istemez. Ancak savaş çığırtkanlığı yapanlar bu acıları yaşamadıkları için bu ölümler onlar için sıradan oluyor.

Biz işçiler bu oyunlara gelmemeliyiz. Savaş isteyenler gitsinler kendi çocuklarıyla kendi aralarında savaşsınlar. Biz işçi ailelerini bu kirli oyunlarına alet etmesinler. Artık bir can daha verecek durumda değiliz. İşçi aileleri olarak bu haksız ve kirli savaşı is-te-mi-yo-ruz!

21 Ağustos 2015






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this