. 1965 Kozlu Direnişi: Kömürü Tutuşturanların Öyküsü | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Tarihten Bir Yaprak

1965 Kozlu Direnişi: Kömürü Tutuşturanların Öyküsü

Zonguldak adeta maden ve madencilerle özdeşleşmiştir. Zonguldak deyince, haliyle insanın aklına kömür ve kömüre bürünmüş işçiler geliyor. Madencilerin yaşamları zorlu ve kahırlıdır. Zonguldak madenleri, sermayenin kâr hırsı yüzünden, şu ana kadar yüzlerce işçiye mezar olmuştur. Acılar da madencilikte kuşaktan kuşağa aktarılmıştır Zonguldak’ta. Ancak büyük mücadeleler de meydana gelmiştir Zonguldak’ta. Bu mücadelelerden biri de 1965’teki Kozlu direnişidir.

İnsanın en büyük düşmanı unutkanlıktır. Unutmak, tarihsel-toplumsal gelişmeleri geçmiş-bugün-gelecek ilişkisi üzerinden, bir süreklilik olarak, değişim ve dönüşüm üzerinden anlayamamak demektir. İşte bu unutkanlıkla sakatlanmış insanlar bugünkü duruma bakarlar ve sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi algılar, hayal kırıklığına uğrarlar. Bu hayal kırıklığının panzehiri tarih bilinci ve örgütlü mücadeledir.

Egemenlerin grevleri, eylemleri, boykotları, yani hak arama mücadelesini, dünyayı değiştirme mücadelesini “ıvır zıvır” ilan ettiği bugün, geçmişteki mücadeleleri hatırlamak ve tarihsel hafızayı güçlendirmek çok önemlidir. Bu kapsamda, geçmişten günümüze, belli başlı işçi mücadelelerini Tarihten Bir Yaprak başlığı altında yayınlıyoruz.


Tarihten Bir Yaprak

1965 Kozlu Direnişi: Kömürü Tutuşturanların Öyküsü

Zonguldak adeta maden ve madencilerle özdeşleşmiştir. Zonguldak deyince, haliyle insanın aklına kömür ve kömüre bürünmüş işçiler geliyor. Madencilerin yaşamları zorlu ve kahırlıdır. Zonguldak madenleri, sermayenin kâr hırsı yüzünden, şu ana kadar yüzlerce işçiye mezar olmuştur. Acılar da madencilikte kuşaktan kuşağa aktarılmıştır Zonguldak’ta. Ancak büyük mücadeleler de meydana gelmiştir Zonguldak’ta. Bu mücadelelerden biri de 1965’teki Kozlu direnişidir.

Maden işçiliği Osmanlı’da, 1800’lü yılların başında başlayıp günümüze kadar uzanır. Alman, Fransız, İtalyan sermayesi ve el değiştirdikten sonra yerli sermaye muazzam kârlar elde ederken, işçilerin çalışma koşullarının korkunçluğundan yana bir şey değişmez. Zonguldak maden havzasında işçilik uzun bir süre zorunlu olmuştur. Özellikle 1940’larda yoğunlaşan maden işçiliği, “mükellefiyet” adı altında köylerinden zorla kopartılıp çalıştırılan ve yaşları 17’yi geçen işçilerden oluşmaktaydı. İşçiler aşırı çalışmaya zorlanırken, sağlık ve iş güvenliği göz ardı ediliyordu. İşçiler babadan oğula aynı “kaderi” yaşayacak, bütün bir havza ve kent, madenci işçilerin aileleri ile dolacak ve maden, onların hem geleceği hem de kâbusları ve ölümleri olacaktı.

Bugün olduğu gibi dün de havasızlık, sürekli solunan kömür tozu, sürekli gürültü, yüksek sıcaklık, yoğun nem işçilerin olağan çalışma koşullarıydı. Bu koşullar işçilerde sırt ve baş ağrıları, kas krampları, hazımsızlık, aşırı yorgunluk gibi fiziksel rahatsızlıklara neden oluyordu. Gerginlik, depresyon, dikkati toplayamama, öfke nöbetleri, sigara ve alkol bağımlılığı gibi problemlere yol açıyordu.

Bu kötü koşullarda çalışan işçiler, 1965 yılına gelindiğinde “artık yeter” demek gerektiğinde kararlıydılar. Bir taraftan güvencesiz ve katlanılmaz çalışma koşullarının devam etmesi, diğer taraftan da ücretlere zam yapılmaması ve işçilere verilmesi gereken liyakat priminin yönetici ve patron yanlısı mühendis ve vardiya amirlerine verilmesi, işçilerin tepesini attıran son nokta olmuştu. İşçiler havzadaki kimi bölgelerde ocaklara inmeyerek “GREV” kararı almışlardı. Ardı ardına Kilimli’de, Gelik’te, Karadon’da ve Kozlu’da işçiler aynı tavrı takınıp birlikte tepki gösterdiler. Devlet yetkilileri her zamanki gibi, işçilerin üzerine jandarmayı salmış ve iki işçi yaşamını yitirmişti. Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar adlı iki grevci maden işçisi jandarma kurşunuyla öldürülmüştü.

Tüm bu olanları devlet yetkilileri, işçilerin dışarıdan kışkırtıldığı yalanı ile meşrulaştırmaya çalıştılar. Zonguldak’a bir günde 10 bin asker dökülmüş, bakan apar topar Zonguldak havzasına gelmiş ve işçileri işe dönmeleri yönünde ikna etmeye çalışmıştı. İşçilerin örgütlü tepkisinden korkuyorlardı.

Zonguldak 1965 grevi, birçok noktada bir dönüm noktasını oluşturur. İşçilerin birlik olup ocaklara inmeme kararları karşısında sendikal bürokrasi işçileri frenlemeye çalışmıştı. Grev sırasında sendika yöneticilerinin devletle girdikleri işbirlikçi tutum ve iki işçinin ölümüyle sonuçlanan saldırıya göz yummaları, sendikal ayrışmayı derinleştirdi. Başlayan mücadele işçilerin siyasete ilgisini artırmış ve Türkiye İşçi Partisi’ne üye işçilerin sayısında bir artış olmuştu.

Zonguldak’ta iki işçinin ölümü, tüm Türkiye işçi sınıfını etkileyecek gelişmelerin yolunu açtı. Türk-İş’in ve onun tepesine çöreklenmiş bürokratların işçi mücadelesinin neresinde yer aldığı işçilerce sorgulanmaya başlandı. Devam eden senelerde işçi hareketi yükselecek, mücadele sanayi kentlerine yayılacak ve 15-16 Haziran 1970’de büyük işçi direnişi yaşanacaktı.

1965’te Zonguldak’ı “grev” sesleriyle inleten madenciler, 1991’de aileleriyle birlikte 80 bin kişiyle Ankara’ya yürüyüşe geçmiş ve egemenlerin yüreğine korku salmışlardır. Bu direnişler de gösteriyor ki, işçiler örgütlenip harekete geçerlerse, onlara dayatılan ağır çalışma ve kötü yaşam koşullarını değiştirebilirler. Taşeron çalışma, kölelik büroları, iş kazaları ve iş cinayetleri, ağır çalışma koşulları karşısında hayıflanmak yerine, geçmişte verilen mücadeleleri hatırlamalı, öğrenmeli, örgütlenmeli ve yaşamı değiştirmek için mücadele etmeliyiz. Hayatı üretenler, hayatı değiştirmesini de bilirler!

21 Ekim 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...