Navigation

Buradasınız

Tarih Bizim Rehberimizdir

Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya teslim olmayıp mücadele edenler de var. Çünkü biz işçi sınıfının bir tarihi var ve bize yön gösteren UİD-DER gibi bir mücadele örgütümüz var. www.uidder.org sitesinde çıkan “Fotoğraf, Film, Şiir ve Şarkılarla Emek, Tarih, Yaşam” başlıklı yolculukta biz isçi sınıfının, yani emeği var edenlerin hikâyelerini okurken ve izlerken yeri geldi duygulandık, yeri geldi coştuk, yeri geldi öfkelendik.

Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya teslim olmayıp mücadele edenler de var. Çünkü biz işçi sınıfının bir tarihi var ve bize yön gösteren UİD-DER gibi bir mücadele örgütümüz var. www.uidder.org sitesinde çıkan “Fotoğraf, Film, Şiir ve Şarkılarla Emek, Tarih, Yaşam” başlıklı yolculukta biz isçi sınıfının, yani emeği var edenlerin hikâyelerini okurken ve izlerken yeri geldi duygulandık, yeri geldi coştuk, yeri geldi öfkelendik. Gördüğümüz her resmin bir hikâyesi, dinlediğimiz her türkünün bir yaşanmışlığı var. Bilmediğimiz birçok şeyi öğrendik, bildiklerimizi tekrarladık ve hafızalarımızı tazeledik. Burjuvazi işçi sınıfına karşı baskı kurmuş, hak mücadelelerini engellemeye çalışmıştır. Bizler tarih ve coğrafyalar farklı olsa da sorunların ve mücadelelerin benzer olduğunu gördük.

Küçücük çocukların nasıl çalıştırıldığını ve sömürüldüğünü gördük. Kadınların mücadelede ne kadar kararlı ve başarılı olduğunu, kadınıyla erkeğiyle birlik içinde mücadele edildiğinde başarıya ulaşıldığını gördük. İşçi sınıfının kadın önderlerinden olan Rosa Luxemburg şöyle demişti: “Hareket etmeyenler zincirlerinin ne kadar ağır olduğunu bilemezler.” Hangi ülkede olursak olalım biz işçilerin kaderleri ortaktır, acıları ve sevinçleri de öyle. O yüzdendir ki şöyle sesleniyordu yürek işçisi Ahmet Arif:

Şafakları ben balığa çıkarım

Akan akmayan sularda

Benim, bütün tezgâhlarda paydosa giden

Bir bahar akşamı dünyada…

Ben dört duvar arasında değilim

Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,

Karacadağ, Çukurova ve Cibali’de

Bizler biliyoruz ki acılarımız ve sevinçlerimiz tarihte mücadelemiz ölçüsünde şekil kazanmıştır ve bundan sonra da öyle olacaktır. Elbette burjuvazinin saldırı ve baskıları daha arttırdığı dönemler çoktur. Ama egemenlerin saldırıları işçi ve emekçilerin örgütlülüğünün, mücadele ve dayanışmasının sımsıkı örüldüğü koşullarda geri püskürtülmüştür. Hatta birlikte mücadele eden ve kazanma hazzını tadan işçiler mücadelelerini bir adım öteye taşımak için daha da cesaretlenmiş ve kapitalist sistemi doğrudan hedef alan mücadeleler örgütlemişlerdir. 

Sonuçta sınıf tarihimiz bize gösteriyor ki baskılar, yasaklar, hak gasplarının olduğu her yerde mücadele de filizlenecek bir yer bulmuştur. Bizler bu filizleri büyütecek ve güzel günleri kuracak olanların işçiler olduğunu görüyor ve onlara şöyle sesleniyoruz.

Ne dikenli teller olacak

ne tanklar tüfekler,

Ne tüberküloz kalacak

ne lösemi,

Ne işsizlik

ne banka

ne borsa,

Süt gibi duru ve ak

ekmek gibi sıcak,

Bizim de

bizim de

günlerimiz olacak… (Behçet Sefa Aysan)

26 Mayıs 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir. İktidar, gündemi olağanüstü temelde oluşturarak gerçek sorunları toplumun gündeminden düşürmeye, üzerine kalın bir örtü...
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...
  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1903 yılında yapımına başlanan Bağdat Demiryolu projesinde işçiler taleplerini şirket yönetimine iletirler. Demiryolu işçileri taleplerinin karşılanmaması halinde greve çıkacaklarını belirtirler. 1903’ten bu yana 118...
  • Tezgâh başında,/ Kumaş dokur/ Demire can verir/ Hünerli ellerimiz./ Issız çöllerde kum,/ Dağ başında sahipsiz bir gölge değiliz.
  • Bozüyük, Türkiye’nin çeşitli illerinden göç alan, eski ve yeni kuşak işçilerin bir arada yaşadığı bir sanayi havzası. Vitra, Demirdöküm, Bien, Eti, Otosan ve daha pek çok fabrikanın bacası tütüyor burada. Anadolu’nun dört bir yanından özellikle...
  • Servisten indim, eve giderken bir taraftan da marketten alacaklarımı geçiriyordum aklımdan dalgın bir şekilde. Bu sırada arkadan biri “abla” diye seslendi. Döndüm baktım; 11-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğu, çıplak ayaklarında eski püskü bir...

UİD-DER Aylık Bülteni