Navigation

Buradasınız

1986 Netaş: Darbe Yasaklarını Yırtan Grev!

Kasım 2010, No: 32

12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 30 yıl geçti. Ama işçi sınıfı 12 Eylül’ün yarattığı tahribattan hâlâ kurtulabilmiş değil. Askeri darbe döneminde işçi sınıfının sendikal ve siyasal örgütleri kapatıldı, grevler ezildi, işçilerin mücadelesine ağır bir darbe vuruldu. Faşist rejimin 1982’de yaptığı anayasa yasaklar anayasasıydı: Sendikalaşmanın önüne ciddi engeller konuyor, işçilerin önüne %10 iş kolu barajı dikiliyor, sendikaya üye olmak zorlaştırılıyordu. İşçilerin toplu sözleşmeden doğan grev haklarını kullanmaları ise neredeyse imkânsız hale getiriliyordu. öyle ki, grev çadırı kurmak ve grev yerinde dört işçiden fazlasının beklemesi suç sayılıyordu. Yani işçiler diyelim greve çıksalar bile evde oturacaklardı! Bu yasaklar bugün de sürüyor. Ama mücadele veren işçiler artık bu yasakları fazla dikkate almıyorlar. Bu yasakların fiilen kırılmasında Netaş grevinin rolü çok büyüktür.

Netaş işçileri, 18 Kasım 1986 yılında toplu sözleşme maddelerindeki anlaşmazlık nedeniyle greve çıktılar. Grev, 3 bin 150 işçiyi kapsıyordu; 93 gün sürmüş ve kazanımla sonuçlanmıştı. Oysa o dönem mücadeleden yan çizen sendikalar ve sendikacılar sık sık, “bu yasalarla grev yapılmaz” diyorlardı. İşte Netaş işçileri, mücadele kaçkınlarının bu bahanelerini ortadan kaldırdılar. Netaş grevi, örgütlü işçilerin önünde hiçbir engelin işe yaramayacağını göstermiştir. Netaş işçileri, sendikaları ile birlikte aylar öncesinden tüm işçileri kapsayan çeşitli komiteler kurarak hazırladıkları 88 maddelik toplusözleşme taleplerine sahip çıktılar ve haklarını sonuna kadar savundular. Bu kararlılık onları her türlü yasal sınırlamalara, baskıya ve grevi kırmaya yönelik tertiplere rağmen başarıya taşıyacaktı.

Dört işçiden fazla grev gözcüsü bulunamaz yasağına karşın, her gün 163 grev gözcüsü fabrika önünde bekliyordu. 500 işçi aktif bir biçimde görev alıyor ve grevin günlük işlerini gerçekleştiriyordu. Grev boyunca tek bir işçi bile başka bir işte çalışmamıştı ve “kendi dayanışma işlerimizde çalışırız, dayanışmamızı kendimiz örgütleriz” demişlerdi. Grev boyunca aileleri de grev alanından ayrılmıyordu. Netaş grevcileri, bir işyerinde işçiler ne kadar örgütlü olurlarsa olsunlar bunun yeterli olmayacağını anlamışlardı. Grevin duyurulması ve yayılması için çevre fabrikalara, mahallelere, ailelere ve gençliğe giderek sınıf dayanışmasını örmeyi başarmışlardı. Türkiye’nin her yerinden ve aynı zamanda Avrupalı sınıf kardeşlerinden de maddi manevi destek örgütlemişlerdi.

Böylece Netaş işçileri, yasakları kararlı mücadeleleriyle delmişlerdi ve birçok kazanım elde etmişlerdi. Yeni yasa ikramiyeleri 4 ikramiye ile sınırlandırırken, Netaş işçileri tam 6 ikramiye kazandılar. Disiplin kurullarında işçi ve işveren eşit sayıda temsil edilecek ve başkanlığı da dönüşümlü olacaktı. İşten çıkarılan işçiye 3 ay daha ücret ödenmesini öngören işsizlik tazminatı talep ediliyordu. Bu taleplerin birçoğu bugün işçiler için hayal bile edilemez durumdadır.

1980 sonrasındaki işçi kuşakların hafızasından “grev”, “mücadele” ve “örgütlülük” gibi kavramlar silinmeye çalışılmıştır. İşçi sınıfının örgütlülük bilinci geriye düşmüştür. 12 Eylül darbesi “böyle gelmiş böyle gider” yanılgısını işçilerin kafasına kazımış, işçilere güvensizlik aşılamıştır. Bu nedenle de işçiler “bizim fabrikada birlik yok”, “bu işçilerden adam olmaz”, “kimseye güvenmeyeceksin” demekteler. Elbette işçilerin bu çarpık bilinçten hareket ederek birbirlerine güvenmemeleri ve ortaya çıkan örgütsüzlük patronlara yaramıştır. Böyle olunca da patronlar sınıfı ve hükümetler geçmişte elde ettiğimiz ekonomik ve sosyal kazanımlarımızı tek tek elimizden almaya başlamıştır ve almaya da devam ediyorlar.

Netaş grevi deneyimi biz işçiler için ne ifade ediyor? örgütsüzlük koşullarını tersine çevirdiğimizde, patronların işçi sınıfının mücadelesi karşısında tutunamayacağını, geri adam atacağını ve kazananın biz olacağını ifade ediyor. Yasalarda ne yazdığı önemli değildir, önemli olan işçilerin örgütlü ve bilinçli olup olmamalarıdır. İşçiler örgütlü ve bilinçli olurlarsa yasalardaki engelleri aşarlar, yasaların yeniden yapılmasını sağlarlar ve eskisine göre büyük kazanım elde ederler. Netaş deneyimi aynı zamanda, şimdilerde birçok sektörde süren toplu sözleşme süreçlerine nasıl hazırlanılması gerektiğine de ayna tutmaktadır. örgütsüzlüğümüzün döne döne bizi vurmaması için, elimizi taşın altına koymalıyız. Fabrikada yan yana çalıştığımız arkadaşlarımıza güven vermeyi başarmalı ve örgütlenmeliyiz. Bunu yapmaya başladığımızda büyük örgütlenmeye giden yolu da açmış olacağız. Gücümüze inanalım, kendimize güvenelim ve sınıfımızın deneyimlerine kulak verelim!

12 Kasım 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....
  • Son haftalarda dünyanın gündemi Covid-19 virüsü. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde görüldü ve dünyanın başlıca gündem maddesi haline geldi. Pek çok ülke sözde Covid-19 salgını ile mücadelede çeşitli paketler ve bütçeler açıkladılar.
  • Salgınlar ve hastalıklar her sektörden işçiyi tehdit ettiği gibi denizcilik sektöründe çalışan işçileri de tehdit ediyor. Gerek gemilerde çalışan işçiler olsun gerekse de tersanelerde çalışan işçiler olsun ölümlere rağmen hâlâ kötü koşullarda...
  • Merhaba dostlar, ben İstanbul Havalimanında uçak temizliğinde çalışan genç bir işçiyim. Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs adlı yeni tip virüsün yüzü aşkın sayıda ülkede görüldükten sonra Türkiye’ye de geldiği duyuruldu. Virüs nedeniyle market ve...
  • 1. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm işyerlerinde derhal ve eksiksiz alınsın! İşçilere, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetleme yetkisi verilsin! Önlemleri almayan işyerlerine ağır cezalar getirilsin!
    2. İşten atmalar...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin faturasını koronavirüsü bahane ederek işçilere kesiyor. Dünya genelinde şu ana kadar kaç milyon işçinin işten atıldığı henüz netleşmiş değil. Ama sömürücü kapitalistler, işçileri milyonlar halinde işsizliğe ve açlığa...
  • Tüm dünyanın gündemine hızla giren ve küresel salgın ilan edilen Covid-19 hastalığı egemenlerin yarattığı sis perdesi altında yayılıyor. Tüm dünyada egemenler işçileri, emekçileri evlerine hapsederken koronavirüs salgınını bir fırsata dönüştürüp...
  • Hepimizin bildiği gibi yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile ilgili sosyal medyada, televizyonlarda bulamaç halinde, kafa karıştırıcı yorumlar yapılırken sağlık işçilerinin adı tek bir satırda “minnet duyuyoruz” şeklinde geçiyor. Sizlere bu mektubu...
  • Kapitalist sistem büyük bir sarsıntı geçiriyor. Şu ana kadar dünya çapında milyonlarca işçi işten atıldı ama henüz işten atma saldırılarına bir tepki yükselebilmiş değil. Çünkü egemenler koronavirüs üzerinden topluma korku salıp işçi ve emekçilerin...
  • Bildiğiniz gibi koronavirüs gündemimize girdi gireli dünya işçileriyle ortak bir sorunumuz daha oldu. Sağlık Bakanı, bizim ülkemizde de koronavirüs vakalarının çıktığını ve yayıldığını söyledi. Bu durum insanlarda paniğe ve korkuya sebep oldu....
  • Kapitalist sistem gün geçtikçe çürüyor, çürüdükçe de toplumun hayatını zindana çeviriyor. Sistemin efendileri kasıtlı olarak yalan söylemekte, kendi sömürü sistemlerinin bir sonucu olan koronavirüs salgınından nasıl fayda sağlayacaklarının hesabını...
  • Geçtiğimiz günlerde iktidarın çağrısıyla üç gün, saat 21.00’da insanlar balkonlara, pencerelere çıkıp sağlıkçılara destek alkışında bulundular. Tabii ki insanların birçoğu iyi niyetle bunu yaptı, sözümüz onlara değil. Fakat iktidar sahiplerinin...
  • Söylenene göre Covid-19 hızlı yayılma seyriyle dünyanın büyük bölümüne tesir etmiş. Açıklanan rakamlara göre ölümlerin ve vakaların sayıları hâlâ hızlı bir tempoda artmaktaymış. Ülkemizde de gün geçtikçe vaka sayılarının katlanarak arttığı...