Navigation

Buradasınız

4+4+4 Sistemi Çocuk İşçiliğinin Önünü Açıyor

Eylül 2012, No: 54

Hükümet olan her parti, eğitim sistemini yapboz tahtasına dönüştürüyor, kendi anlayışı temelinde bir eğitim sistemi kurguluyor. Aslında bütün hükümetlerin ortak amacı, patronlar sınıfının yararına, ucuz ve eğitimli işgücü ordusu yaratmaktır. Düşünmeyen, sorgulamayan, tartışmayan ve haksızlıklara boyun eğen bir kuşak, tam da patronların, sermayenin istediği işçi modelidir. AKP hükümeti de işçi çocuklarını daha genç yaşta sermayenin istediği modele göre yetiştirmek istiyor. Öyle ya, ağaç yaşken eğilir. 4+4+4 adıyla bilinen eğitim yasasının temel bir yönünü de bu konu oluşturmaktadır. Yasayla çocuk işçiliğinin önündeki engeller birer birer kaldırılıyor. İlkokula başlama yaşı düşürülüyor ve stajyer işçi çalıştırma olanakları daha da kolaylaştırılıyor. İşçi sınıfının çocukları, henüz çocukluklarını yaşamadan fabrikalara, dört duvar arasına sürülmek isteniyor.

8 yıllık kesintisiz eğitim 4+4 şeklinde kademelendirildi. 4+4+4 yasasıyla birlikte mecburi ilköğretim yaşının alt sınırı 5, üst sınırı ise 6 oldu. Ancak ne okul binaları küçük çocukların ihtiyaçlarını kendi başlarına karşılayabilecekleri bir yapıdadır, ne öğretmenler bu çocukları nasıl eğiteceklerini bilmektedir, ne de çocuklar hem bedensel hem de zihinsel olarak böyle bir kaosa hazırdır. Bu yıl okula başlayacak milyonlarca öğrenciyi bu sıkıntılar beklemektedir. İlk 4 yılı tamamlayan öğrenciler, ikinci 4 yıl için meslek eğitimine yönlendirilecekler. Lise döneminde ise, okula gitme zorunluluğu ortadan kaldırılıyor ve açık öğretimin önü açılıyor. Bu durum, yüz binlerce yoksul çocuğunun lise eğitimini tamamlayamaması anlamına gelmektedir.

Böylece çocuk işçiliğinin önü alabildiğine açılacak. Bugün Türkiye’de 6-17 yaş arasında çalışan çocukların sayısı 1 milyondur. Bir de kayıtlara geçmeyenler var. Çocuk işçilerin %40’ı sigortasız yani kayıt dışı çalıştırılıyor. Tekstil, oto sanayi ve ayakkabı tamirciliği gibi birçok sektörde çocuk işçiler, bedenlerinin kaldıramayacağı ağır işlerde uzun saatler boyunca tükeniyorlar. Gece gündüz demeden üç kuruşa çalıştırılan çocuklarımız, hayatlarının baharında meslek hastalığına yakalanıyor, iş cinayetlerine kurban ediliyor. İşyerlerinde dayak ve hakaret de cabası! Çalışma temposuna dayanamayan çocuklar bir köşeye saklanıp uyuduklarında ise dövülerek uyandırılıyorlar. Yapılan tüm bu haksızlıklara karşı çıkmak için mücadele etmek istediklerinde önlerine yasal engeller çıkıyor. Çırakların ve stajyer işçilerin sendikalara üye olma, toplu sözleşme ve grev hakları yok. Böylece hak arayabilme imkânları da ellerinden alınıyor. Eğitim yasasıyla bu haksızlıklar daha da yaygınlaşacak.

Yasa aynı zamanda patronlara daha fazla sayıda stajyer çalıştırma, ucuz işgücü sağlama olanağı veriyor. Eski yasaya göre patronlar, işyerinde çalışan işçilerin en fazla %10’u oranında stajyer çalıştırabilirdi. Artık böyle bir sınır yok! Böylelikle küçük-büyük tüm işyerlerinde stajyer işçi çalıştırılabilecek. Patronlara, asgari ücretin net tutarının %30’u kadar bir ücretle (çoğu zaman bu ücret bile ödenmiyor) dilediği kadar meslek lisesi öğrencisi çalıştırma hakkı tanınıyor.

Başbakan Erdoğan’ın göğsünü kabarta kabarta söylediği sözleri yeniden hatırlayalım: “Bir de organize sanayi bölgelerinin meslek okulları açmasına fırsat sağlıyoruz. Çocuk hem okuyacak, hem staj yapacak. Belki de para kazanacak. Organize sanayi bölgeleri, endüstri de çok ihtiyaç duyduğu ‘ara elemanı’ sektörün ihtiyacına göre kendisi yetiştirecek.” Burada amaç patronlara ucuz ve taze işçi sağlamaktır. Ama Erdoğan, sanki işçi ailelerini düşünüyormuş gibi konuşuyor. Oysa çırak işçiler hem tam bir eğitim alamayacaklar hem de alacakları 200-250 lira karınlarını bile doyurmayacak.

Çırak ve stajyer işçilerin çalışma koşullarını belirleyen yasalar patrona birçok açıdan kolaylık getiriyor. Çırak ve stajyerlerin sigortası devlet tarafından karşılanıyor. Böylece patron, en küçük maliyetten bile kurtarılıyor. Çırak öğrencilere ödenen ücret her türlü vergiden muaf tutularak, patron tarafından gider olarak gösteriliyor. Patron lütfedip de maaş öderse bunun üzerinden de kâr ediyor. Aynı zamanda çıraklık ve stajyerlik döneminde ödenen sigorta prim ve süreleri, emeklilik hesabına dâhil edilmiyor.

Yoksulluk arttıkça her geçen gün daha fazla sayıda çocuk işyerlerinin yolunu tutuyor. Çocuklarımızın okula gitmek yerine, sabahın köründe soğuk atölyelerin yolunu tutması ve akşamın karanlığında dönmesi kabul edilemez. İşçilerin ücreti yükseltilmeli ve işçi aileleri çocuklarını çalıştırmak zorunluluğundan kurtarılmalıdır. Çocuk işçiliği yasaklanmalı ve eğitim parasız olmalıdır!

15 Eylül 2012

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...

UİD-DER Aylık Bülteni