Navigation

Buradasınız

Arabuluculuk Sisteminde İşçilerin Sordukları/I

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 117

Arabuluculuk sistemi nedir, nasıl işleyecek?

Daha önce işçiler, işten atıldıklarında doğrudan iş mahkemesine başvurup işe iade davası ya da kıdem tazminatı davası açabiliyorlardı. Ocak 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya geçecek olan zorunlu arabuluculuk sistemiyle birlikte, arabulucuya başvurma dava şartı olarak aranacak. Yani işçiler iş mahkemesine gidip dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapacaklar, arabulucuda anlaşma sağlanamaması halinde dava açabilecekler. Arabulucuda sorun çözümlenip anlaşma sağlanamazsa, işçi, işe iade davaları için 1 ay içinde; diğer alacak ve tazminatlar için ise zamanaşımı süresi dolmadan dava açabilecek. İşçi dava açmadan önce arabulucuda anlaşma sağlanamadığına dair tutanağı dava dilekçesine eklemek zorunda. Eğer sonuç tutanağı eklenmezse “dava şartı yoksunluğu” nedeniyle dava reddedilecek.

Arabuluculuk sistemi neden getirildi, işçilerin yararına mıdır?

Arabuluculuk sistemi, “mahkemeler uzun sürüyor, bitmesi gereken sürede bitmiyor, dava dosyalarının sayısı çok fazla, işçiler mağdur oluyor…” gibi gerekçelerle getirildi. Fakat asıl amaç işçilerin yasal olarak haklarını aramalarının önüne geçmek, patronların ceplerinden daha az para çıkmasını sağlamaktır.

Arabuluculuk sistemi işçiyi “hak edişlerinden daha azına razı etme” üzerine kurulmuştur ve işçinin yararına değildir. İşçiler dava açtıklarında tazminat ve diğer işçilik alacaklarını yasanın belirlediği yöntemlere göre hesaplayıp alabiliyordu. Bundan önce işe iade davalarında işe iadesine karar verilen işçinin boşta geçen 4 aylık ücretinin ödenmesine, eğer işe başlatılmazsa ayrıca 4 ilâ 8 ay arasında değişen bir işe başlatmama tazminatının ödenmesi gerektiğine karar veriyordu mahkemeler. Artık bu 4 ya da 8 aylık ücret gibi hak edişler miktar olarak belirtilecek. Yani 4 aylık ücret tutarı şu kadar, ya da mesela 6 aylık brüt işe başlatmama tazminatı şu kadar denebilecek. Arabuluculuk tarafların pazarlıklarına, anlaşmalarına bağlıdır. Örneğin bir işçinin 10 yıllık çalışmasına karşılık iş kanununa göre 50 bin lira alacağı varken arabuluculukta bu miktar yarı yarıya düşürülebilir. Anlaşmanın bu şekilde sonuçlanması durumunda, patrona neden işçiye hak ettiğinden daha azını verdiğini soran olmayacak. İşçi ise dava açarak anlaşmayı bozamayacak, üzerinde anlaşılan rakama itiraz edemeyecek. Bu nedenle işçi arabulucuya gitmeden önce alacaklarını bilmeli ve daha azına razı olmayı reddetmelidir.

Hangi tazminat ve alacaklar için başvuru yapılabilecek, zaman aşımı var mı?

İşçilerin; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, eşitliğe aykırılık tazminatı, sendikal tazminat, mobbing tazminatı, ücret, prim, ikramiye, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve benzeri işçilik alacakları için arabulucuya gitmeleri gerekecek. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi veya manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları kapsam dışıdır. Yani işçiler arabulucuya gitmeden doğrudan dava açabilecekler. Ayrıca, hizmet tespiti, yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti gibi SGK uyuşmazlıkları da zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.

Ne zaman, nasıl başvuru yapılmalıdır ve arabulucu nasıl belirlenecek?

İşe iade davalarında 1 ay içinde, diğer alacak ve tazminatlar için zamanaşımı süresi dolmadan arabulucuya başvurulmalıdır. Örneğin zaman aşım süresi 5 yıl olan kıdem tazminatı alacağı için işçi bu süre içerisinde arabulucuya başvurabilir. İşçi ya işverenin ikametgâh adresinin bulunduğu yerdeki ya da işin yapıldığı yerdeki adliyeye arabulucu için başvurmalıdır. Başvurunun ardından arabuluculuk bürosu bir arabulucu atar. Taraflar ayrıca anlaşarak adliyede yer alan arabulucu listesindeki bir arabulucuyu seçebilir.

Arabulucuyu doğru yönlendirmek için başvuru esnasında verilecek dilekçenin ayrıntılı ve doğru bir şekilde hazırlanması gerekir. Bu dilekçede şu bilgiler eksiksiz yer almalıdır: İşçinin kimlik ve iletişim bilgileri, işverenin unvan, adres ve iletişim bilgileri, hangi hakların talep edildiği, bunların yasal dayanağı ve kanıtlayıcı evraklar.

21 Aralık 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni