Navigation

Buradasınız

Baskı ve Sömürüye Karşı 1 Mayıs’ına Sahip Çık!

Nisan 2015, No:85
Kapitalist sömürüye, uzun iş saatlerine, düşük ücretlere, taşeronluk sistemine, iş cinayetlerine, emperyalist savaşlara, demokratik hakların ortadan kaldırılmasına dur demek için 1 Mayıs’a sahip çıkalım. Sömürüye ve zulme boyun eğmemek için 1 Mayıs günü UİD-DER saflarında yerimizi alalım.

Dünyamızda manzara hiç de iç açıcı değil.

Güney Asya’dan Afrika’ya dünyanın birçok bölgesinde savaş var. Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist talan savaşı yüz binlerce insanın canını almış durumda.

Kapitalist ekonomi dünya ölçeğinde krizde. İşsizlerin sayısı yüz milyonları aşıyor. 1 milyar insan her gün aç yatıyor. 3 milyar insan yoksulluk koşullarında yaşıyor.

Türkiye’de de bizzat yaşadığımız üzere, taşeronluk sistemi adı altında işçilere kölelik koşulları dayatılıyor. İş saatleri uzun, ücretler düşük, çalışma koşulları ağır. İş güvenliği önemleri alınmadığı için iş kazaları korkunç bir şekilde devam ediyor; her ay 150’ye yakın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Sadece 2014 yılında 1886 işçi patronların kâr hırsının kurbanı oldu. Anaların, babaların, evlatların, eşlerin yüreği kan ağlıyor.

Peki, tüm bu kötülüklere yol açan ne? Kapitalizm!

Kimi insanlar diyebilir ki, “siz de her şeyi kapitalizme bağlıyorsunuz”. Doğru, öyle yapıyoruz. Çünkü tüm kötülüklerin anası kapitalist sömürü sistemidir.

Sermayenin emrinde hareket eden AKP hükümeti, işçilerin haklarını aramasını, moral bulmasını, patronlar karşısında güçlenmesini ve demokratik haklarına sahip çıkmasını istemiyor.

Bu sistem paranın egemenliği üzerine kuruludur ve tüm amaç sermayenin büyütülmesidir. Üretim ve neredeyse tüm faaliyet bu doğrultuda yapılıyor. Meselâ kapitalist için süt üretmek kârlı değilse, o fabrika kapatılır ve silah fabrikası açılır. Bu sistemde üretim araçları ve sermaye bir tarafta, işçi sınıfı ve emek öte taraftadır. Tüm zenginliğin asıl kaynağı işçi sınıfının emeğidir. Üretim araçlarını elinde tutan patronlar/kapitalistler, işçileri sömürerek sermayelerini büyütürler. Milyarlarca insan açlık ve yoksullukla boğuşurken, bir avuç egemen/asalak tüm zenginliğe el koymaktadır.

Sistem öylesine akıldışıdır ki, yüksek kâr için daha fazla üretim yapılır ama bu ürünleri satın alacak işçilerin ücretleri alabildiğine düşük tutulur. Lakin bu kez de üretilen ürünler satılmaz ve pazar tıkanır.

“Ekonomik kriz” denince çoğu insanın aklına “yokluk” geliyor. Oysa kapitalist sistemde kriz yokluktan değil, patronların kârlı gördükleri malları aşırı ürettirmesinden yani işçilere-emekçilere bir faydası dokunmayan plansız kapitalist bolluktan kaynaklanıyor. Kriz çanları çaldığında fatura her zamanki gibi işçi sınıfına kesiliyor. Kriz gerekçesiyle işten atılan, açlık ve yoksulluğun kucağına itilen işçiler oluyorlar.

Kriz, savaşları da beraberinde getiriyor. Bugün Orta­doğu’da kanlı bir savaşın sürmesi bir tesadüf mü? Elbette değil. Ortadoğu başta olmak üzere Güney Asya’dan Afrika’ya kadar pazarları ele geçirmek, enerji yatakları ve ticaret yolları üzerinde egemenlik kurmak amacıyla yürütülüyor bu savaş. Bu düzende tüm devletler, birbirlerinin gözünü oymaya hazır bekleyen aç kurtlar gibidirler. Hepsinin amacı parababaları için pazar ve yatırım alanları elde etmektir.

Ancak savaş yıkım, insanların katledilmesi ve acı demektir. Gerçekte işçi-emekçi halk savaş istemez, çünkü savaş esas olarak onları vurur.

Bu nedenle egemenler, toplumu savaşa hazırlamak için birçok koldan faaliyet yürütürler. Meselâ ABD emperyalizmi, Irak’a “özgürlük ve demokrasi” götüreceği yalanıyla halkı aldatmaya çalışmıştı. Suriye’deki iç savaşı kışkırtan AKP hükümeti ise, Türkiye’nin Ortadoğu’da büyük güç olacağını, tüm İslam âleminin başına geçeceğini, barış ve huzur getireceğini söylüyor. “Türkiye Osmanlı’nın mirasçısıdır, Ortadoğu’ya müdahale etmesi normaldir” yönlü açıklamalarla toplum savaşa hazırlanıyor. AKP’nin maceraları halkın gözünde meşrulaştırılmak isteniyor.

Egemenler, bir taraftan yalanlarla halkı savaşa hazırlarken, öte taraftan da demokratik hakları ortadan kaldırıyor, baskı yasalarını ve polis devleti uygulamalarını devreye sokuyorlar.

Bugün tüm dünyada benzeri yasalar iş başındadır.

Türkiye’de ise AKP hükümeti, son çıkardığı “İç Güvenlik Yasası” ile polis devleti uygulamalarına hız vermiştir.

AKP’ye göre tek amaç halkın sağlığı ve güvenliği imiş! Zaten ne yaparlarsa bizim için yapıyorlar: “Her şey halk için!” Oysa gerçekler bambaşka şeyler söylüyor. Bu tür yasalar her daim işçileri, ezilenleri ve yoksulları vuruyor.

Meselâ işçiler ne zaman haklarını arasalar karşılarında bu tür yasaları ve polisi buluyorlar. 15 bin metal işçisinin grevini yasaklayan AKP hükümetinin gerekçesi neydi? Halkın sağlığı ve milli güvenlik! Hakları için mücadele eden metal işçileri, halkın sağlığını ve milli güvenliği nasıl tehlikeye atmış olabilir ki? Bahanede bile meymenet yok!

Asıl mesele şu: Sermayenin emrinde hareket eden AKP hükümeti, işçilerin haklarını aramasını, moral bulmasını, patronlar karşısında güçlenmesini ve demokratik haklarına sahip çıkmasını istemiyor. Çünkü bu durumda işçileri kolayca aldatamazlar, “Büyük Türkiye” diyerek Ortadoğu’daki kanlı savaşa ikna edemezler.

İşte bu yüzden patronlar ve AKP; kendi tarihini bilmeyen, itaat eden ve yük hayvanı gibi çalışmayı kabul eden işçiler istiyorlar. Meselâ tüm güçleriyle 1 Mayıs’ı karanlık bir günmüş gibi göstermeye çalışıyorlar. Neden?

Çünkü 1 Mayıs işçilerin uzun iş saatlerine, düşük ücretlere, ağır ve insanca olmayan çalışma koşullarına karşı verdikleri bir mücadelenin sembolüdür. 1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği bir günün adıdır 1 Mayıs. İşte bu nedenle her 1 Mayıs sabahı, birbirlerini tanımayan, dilleri, renkleri ve dinleri farklı olan milyonlarca işçinin kalbi aynı duyguyla çarpar.

İstiyorlar ki işçiler 1 Mayıs’ı ve onun tüm içeriğini unutsun. Bir araya gelmesin, örgütlenmesin, sömürüye ve zulme karşı mücadele vermesin. Özetle işçi sınıfının uyanmasından ödleri patlıyor.

Kapitalist düzende tüm zenginliği var eden işçilerin emeğidir. Eğer işçiler kendi çıkarları temelinde birleşir ve güçlerinin farkına varırlarsa, tüm dünyayı değiştirebilirler. Bu hayal değildir, nitekim patronlar ve onların hizmetinde olan hükümetler bu gerçeği bildikleri için işçileri bölüp parçalamaya çalışıyorlar.

Kapitalist sömürüye, uzun iş saatlerine, düşük ücretlere, taşeronluk sistemine, iş cinayetlerine, emperyalist savaşlara, demokratik hakların ortadan kaldırılmasına dur demek için 1 Mayıs’a sahip çıkalım. Sömürüye ve zulme boyun eğmemek için 1 Mayıs günü UİD-DER saflarında yerimizi alalım.

15 Nisan 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...