Navigation

Buradasınız

Beklentilerimiz ve Yaşadıklarımız

Doğduğumuz andan itibaren başlar bu sistem bizi içine çekmeye. Yürümeye başladığımız zaman başlar hayat bizi sınamaya. Okula başladığımızda hayat ilk darbeyi çoktan vurmuştur. Devletin vermiş olduğu, daha doğrusu vermemiş olduğu eğitim hakkı okula başlamadan önce yüzünü bize gösterir. Aileler okula gidip çocuğunun eğitim hakkı için para öderler. Okul yönetimi, “ihtiyaçlar” adı altında kalem, silgi, tebeşir, kâğıt talep eder velilerden. Ancak veliler gereken malzemeleri aldıktan sonra okula başlayabilir çocukları.

Doğduğumuz andan itibaren başlar bu sistem bizi içine çekmeye. Yürümeye başladığımız zaman başlar hayat bizi sınamaya. Okula başladığımızda hayat ilk darbeyi çoktan vurmuştur. Devletin vermiş olduğu, daha doğrusu vermemiş olduğu eğitim hakkı okula başlamadan önce yüzünü bize gösterir. Aileler okula gidip çocuğunun eğitim hakkı için para öderler. Okul yönetimi, “ihtiyaçlar” adı altında kalem, silgi, tebeşir, kâğıt talep eder velilerden. Ancak veliler gereken malzemeleri aldıktan sonra okula başlayabilir çocukları. Bu da yetmezmiş gibi bir kılıfına uydurarak “okul aile birliği” adı altında tekrar para isterler sizden. Üstelik bu haksız kazancı vermekte ayak direyenleri dışlarlar. Daha o yaştaki çocuk bile etkilenir bu durumdan. Çünkü “senin annen para vermemiş” diyerek dışlarlar çocuğu ve ailesini.

Ortaokulda işleri biraz daha zorlaşır işçi ailelerinin. Zaten hayat pahalılığı, enflasyon, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler gibi nedenlerden aileler iyice zor durumdadır. Bir de öğretmenler anlaştıkları yayınevlerinin yayınlarından bahseder ve “devletin verdiği kitaplar iyi değil, şu yayından alın” derler. Böylece aileye bir darbe daha vururlar. Üstelik bu kitaplardan almama diye bir şansı yoktur ailelerin. Çünkü öğretmenler konularını bu kitaplardan işliyorlar. Sene sonu devletin vermiş olduğu kitaplar daha açılmamış, içi kurcalanmamıştır, kalem dahi oynatılmamıştır o kitaplarda. Bunca zorluktan sonra işçi aileler sözde “ücretsiz eğitim” adı altında tonla para harcarlar. Çocuk liseye gelmiştir. Bazı aileler devlete ödedikleri para ile özel okula ödedikleri para arasında çok fark olmadığı düşüncesiyle, ayrıca özel okulun imkânlarının daha iyi olduğu yanılgısıyla çocuğunu özel okula gönderir umutsuzca. Umutsuzca diyorum çünkü işçi ailelerin akıllarında tek soru vardır: “Çocuğumuz ilerde ne olacak ve en önemlisi iş bulabilecek mi?” Aslında bu sorunun cevabı günümüz ve Türkiye şartlarında çok basittir: “İşsiz kalacak!”

Çocuk artık bir şeylerin farkına varmaya, idrak etmeye başlamıştır. Üniversite sınavına girerek devlet üniversitesini kazanır. Kazanamayan mecburen özel üniversiteye gider. Mecburen diyorum çünkü yaratılan havaya göre okumaktan başka kurtuluş şansı yoktur işçi çocuğunun. Çünkü ne herhangi bir mal varlığı ne de baba parası yiyecek durumu vardır. İşsizlik rakamları göz önüne alındığında, sözde üniversiteli olma avantajı vardır. Okuyunca daha kolay iş bulurum zanneder. Ama çocuk mezun olduktan sonra hayat en büyük darbesini vurmaya hazırdır. Çocuk artık işsizdir… Peki, işçi çocuğu, bu sistemden kurtulmak için ne yapmalıdır?

19 Ekim 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...