Navigation

Buradasınız

Deri-İş Kongresi ve Mücadeleci İşçilere Düşen Görevler

Ağustos 2010, No: 29

Deri işçilerinin çalışma koşulları oldukça ağırdır. Kimyasal maddelerin kullanılması ve ham derinin kokusu deri işçileri için dayanılmaz bir ortam yaratmaktadır. Ağır çalışma koşullarına maruz kalan deri işçileri, iş kazaları geçirmekte ve çok sık meslek hastalığına yakalanmaktadırlar. Buna karşın patronlar işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri almıyorlar.

Deri işçilerinin geçmiş dönemde önemli mücadeleleri olmuştur. Fakat bugün deri işçileri yeterince örgütlü olmadıkları için patronların saldırılarına cevap veremiyorlar. Patronlar işçileri yapay bir şekilde ayırmış ve bölmüş durumda. Parça başı çalışma ve götürü usulü ile çalışmayı örnek verebiliriz. Bu şekilde çalışan işçiler bir bilinç çarpılmasına uğruyor ve biraz daha fazla para kazanabilmek için korkunç bir yarışa sürükleniyorlar. Yemek ve dinlenme molasında bile çalışıyorlar. Böylece iki işçinin yapacağı işi patron bu şekilde bir işçiye yaptırmış oluyor. Bu durum parça başı çalışan işçiler ile diğer işçiler arasında bir rekabet ortamı oluşturuyor. Bu bölünme ve yanılsama onları mücadele etmekten de uzak tutuyor.

Diğer sektörlerde olduğu gibi taşeronluk sistemi deri sektöründe de yaygın. Taşeronluk sisteminin bir parçası da geçici statüde işçi çalıştırılmasıdır. Her sene 5-6 ay çalıştırılmak üzere işçiler işe alınmakta ve sigortaları yapılmamaktadır. Böylece patronlar sigorta primlerini cebe indirmekte ve tazminat yükünden kurtulmaktalar. İşe alınan işçiler ise özellikle taşeron patronlarının akrabalarından seçiliyor. İş bulan işçiler akrabaları patronlara minnettarlık duyarken, patronlar da bu durumu işçileri daha fazla sömürmek için kullanıyorlar. Ayrıca bu durum işçilerin örgütlülüğünü parçalamak amacıyla da kullanılıyor.   

Patronlar deri sektöründe de sendikasızlaştırma operasyonlarına devam ediyorlar. Eskiden Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) bünyesindeki deri işyerlerinde Deri-İş örgütlüydü, ama özelleştirmeler sonucunda buralardan tasfiye oldu. Sendika bürokratları için KİT’ler daima güvenceli bir limandı, bu nedenle özel sektörde kapsamlı bir örgütlenme çalışmasına burun kıvırıyorlardı. Çoktandır özel sektörde de yoğun bir tasfiye yaşanıyor. Tuzla havzasında birçok işyeri çeşitli bahanelerle sendikasızlaştırılmış ve sendikacılar bu saldırılara gerektiği şekilde cevap vermemiş, bir mücadele örgütlememişlerdir. İşte bu ortamda, deri işçilerinin sorunlarının yoğunlaştığı, sendikasızlaştırma saldırısının sürdüğü bir süreçte 24-25 Temmuz tarihlerinde Deri-İş kongresine gidildi. Biz genç deri işçileri aşağıdaki görüşlerimizi kongrede dile getirdik ve burada diğer işçi kardeşlerimizle de paylaşmak istiyoruz.

Arkadaşlarımızdan birisi yaptığı konuşmada, gençler arasında işsizliğin arttığına, taşeronlaştırmanın yaygınlaştığına dikkat çekti. Sendikaların taşeron işçileri örgütlemek üzere harekete geçmesi gerektiğini ifade etti. Deri işçilerinin koşullarının ağırlaştığını, sağlık sorunlarının büyüdüğünü vurguladığı konuşmasında, genç deri işçilerinin mücadelede öne çıkması ve ellerini taşın altına koymaları gerektiğini önemle vurguladı. Bu noktada ağabey dedikleri deneyimli deri işçilerinin de kendilerine deneyimlerini aktarmalarının ve böylece mücadelede önlerini açmalarının büyük bir ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

Bir başka arkadaşımız ise, amaçlarının deri işçileri arasında sendikal mücadeleyi yaygınlaştırmak ve ilerletmek olduğunu söyledi. Sendikalı işyerlerinde patronların baskılarına karşı mücadele vermeyen, saldırılara dur demeyen işçilerin ve sendikaların, sendikasız işyerlerine sendikayı ve mücadeleyi taşıyamayacağını dile getirdi. Doğruyu söylemenin, yanlışı eleştirmenin sınıf bilinçli işçilerin görevi olduğunu ifade eden işçi arkadaşımız, sendikasız yerlerde örgütlenmenin artması için, sendikaların mevcut işyerlerinde görevlerini layıkıyla yerine getirmesi ve mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışının egemen kılınması gerektiği üzerinde durdu. Sendikaların mücadele gücünün artmasıyla işçilerin kazanımlarının artacağını, işçilerin kazanımının artmasıyla sendikasız işçilerin sendikaya karşı önyargılarının kırılacağını, sendikalı olma mücadelesinin önünde yürüyeceklerini dile getirdi. İşçiler olarak sendikalarına sahip çıkmaları ve denetlemeleri gerektiğinin altını çizen işçi arkadaşımız, Deri-İş’in Kazlıçeşme ve Tuzla’daki mücadelelerine vurgu yaptı.

Sınıf bilinçli genç işçiler gerek fabrikalarında gerekse sendikalarında sorumluluk almalıdırlar. Deri işçilerinin ağır çalışma koşullarına, patronların sendikasızlaştırma saldırılarına, taşeronluk sistemine ve işçileri yapay bir şekilde bölen uygulamalara dur demek için her düzeyde örgütlenelim. İşyerlerinde taban örgütlülüğümüzü güçlendirelim. İşyerlerinde işyeri temsilcilerimizi ve sendika yöneticilerimizi denetlemeli ve sendikalarımıza sahip çıkmalıyız. Sendikasız işçileri de örgütlemeyi hedefleyecek şekilde, militan sınıf sendikacılığı anlayışıyla mücadeleyi büyütelim!

15 Ağustos 2010

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni