Navigation

Buradasınız

Milyonlar Aç, Milyonlar İşsiz!

Milyonlar Aç, Milyonlar İşsiz! İşte Kapitalist Düzeniniz!

Ağustos 2010, No: 29

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz işçi kardeşler?

Üzerinde yaşadığımız dünyada kahrolası kapitalist düzen egemen.

Ne demek kapitalizm?

  • Tüm zenginliği işçilerin ürettiği, ama patronların el koyduğu, haksız, adaletsiz ve sömürücü bir sistem kapitalizm!
  • İnsanın ihtiyaçlarının dikkate alınmadığı, her şeyin alınıp satılmak üzere, kâr etmek için üretildiği, insanlar arasındaki ilişkinin çıkarlara göre belirlendiği bir sistem kapitalizm!
  • Yüz milyonlarca insanın aç kaldığı, on milyonlarca insanın tedavisi mümkün hastalıklardan öldüğü, ama bir avuç asalağın sefahat içinde yaşadığı bir sistem kapitalizm!
  • Koca Afrika kıtasını besleyecek, açlığın kökünü kazıyacak kadar paranın, yani her sene toplam 1,5 trilyon doların silaha harcandığı, çıkartılan paylaşım savaşlarında milyonlarca insanın katledildiği bir sistem kapitalizm!

Kardeşler, bu sistem mantıklı olabilir mi, bu sistem tüm insanların gerçek ihtiyaçlarına cevap verebilir mi?

Peki, bu sistemin devam etmesini kim ister?

Patronlar sınıfı, yani hiçbir şey üretmeyen ama toplumun sırtından geçinen bir avuç asalak sınıfı…

Bu sömürücü sistemde bankalar, fabrikalar, maden ocakları, tanklar, tüfekler, gazeteler, televizyonlar, uçsuz bucaksız topraklar, dünyadaki tüm zenginlikler patronlar sınıfının elinde.

Ama üreten sınıfın, yani işçi sınıfının elinde ise hiçbir şey yok!

Böyle bir dünya adil olabilir mi?

Kan ter içinde gece gündüz çalışan ve üreten biziz, ama sefasını süren patronlar. Bize sadece açlık ve yoksulluk düşer. Makineleri kullanan, iş kazalarında ölen ve sakatlanan biziz, ama fabrikalar patronların!

Patronlar sınıfı dünyayı biz işçiler için tam bir cehenneme çevirmiş durumda. Patronların serveti her geçen gün daha da büyüyor, bize ise bakın ne düşüyor:

  • Siz bu yazıyı okuyup bitirinceye kadar dünyada binlerce kişi açlıktan ölmüş olacak. Çünkü sadece bir günde 24 bin insan açlıktan ölüyor. 24 bin kadın, erkek ve çocuk kursaklarına bir lokma girmediği için göçüp gidiyorlar bu dünyadan.
  • Dünyada her 3 saniyede bir çocuk ölüyor. Bir yılda ise 11 milyon çocuk ya hastalıktan ya da açlıktan yaşamını yitiriyor.
  • 1 milyar insan her gün aç yatıyor. 2 milyar insan günde sadece 2 dolarla geçiniyor. Dünya nüfusunun yarısına yakını, yani 3 milyar insan yeterli beslenemiyor.

Bu ölenler hangi sınıfın insanları?

Siz hiç açlıktan ölen, yoksulluk içinde kıvranan, hastalandığında parasızlıktan ötürü ilaç alamayan bir patron gördünüz mü?

Bu aşağılık kapitalist sistemin varlığını sürdürmesini biz işçiler neden isteyelim! Bu sistem bizi “köle” gibi kullanıyor. Eskiden köleler ücret almazlardı, tüm zenginliği üretirler ve sahipleri de onların karınlarını doyururlardı. Şimdi böyle değil, biz işçiler ücret alıyoruz, yani ücretli köleyiz.

Ücretli köle!

Ama ücret almamız bir şey değiştirmiyor. Hatta karnımızı bile doyuramıyoruz. Ömrümüzü patronlar için çalışmakla, işsiz ve aç kalma korkusuyla tüketiyoruz. İşsizlik biz işçiler için ateşten gömlek! Bu ateşten gömlek her an sırtımızda… Kapitalist düzenden kaynaklı yaşanan kriz ise işsizliği iyiden iyiye büyüttü.

Türkiye’de milyonlarca işsiz var.

Patronlar dışarıdaki işsiz kardeşlerimizi bir tehdit olarak kullanıyorlar. Daha çok çalışmamızı, uzun çalışma saatlerine itiraz etmememizi, düşük ücretlere razı olmamızı buyuruyorlar. İşsizlik kamçısını başımızın üzerinde asılı tutuyorlar. Ama beri taraftan da, utanmadan “özgürsünüz” diyorlar, “ister çalışın ister çalışmayın” diyorlar.

Böyle bir düzende işçiler özgür olabilirler mi?

Şu hale bir bakın! Kapitalist sömürücüler sınıfı, yani patronlar dünyamızı ne hale getirmişler.

Bir tarafta bolluk; öte tarafta yokluk, açlık, işsizlik, hastalık, savaş, yıkım ve ölüm! Umutsuz, karamsar, psikolojisi bozulan insanlar, cinnet geçirenler, insanlığından çıkanlar, yani çürüyen bir toplum…

İşte kapitalizm!

Tüm bunları yaratan kapitalizmdir. Çünkü kapitalizm eşitsizlik ve sömürü üzerine kurulmuştur.

İnsanlığın baş belası bu sisteme dur demeyecek miyiz?

Eğer işçiler olarak örgütlenmezsek, bu mantıksız sistem insanlığı daha da içinden çıkılmaz bir yere sürükleyecek. İşsizlik, açlık, yoksulluk, hastalık daha da artacak, toplum iyice çürüyecek, savaşlar yeni yıkımlar yaratmaya devam edecek!

Kurtuluş örgütlü mücadele vermekten geçiyor!

Örgütlenip mücadele verirsek, tüm bu kötülükleri ortadan kaldırarak yeni bir dünya kurabiliriz. İşçi sınıfı insanın insanı sömürmediği, açlık, yoksulluk ve işsizliğin olmadığı, savaşların son bulduğu, tüm insanların manevi yönlerini geliştirmeye zaman bulabilecekleri, herkesin bolluk içinde yaşayabileceği bir toplumun öncülüğünü yapacaktır.

Böyle bir toplum hayal mi?

Evet, örgütlenip mücadele etmediğimiz müddetçe böyle bir toplum hayal!

Ancak örgütlenip mücadele edersek bu hayali gerçeğe dönüştürebiliriz!

Seçim bizim!

15 Ağustos 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...