Navigation

Buradasınız

Sosyal Hak Gasplarına, Emeklilik Yaşının Uzatılmasına, Düşük Ücretlere ve Uzatılan İş Saatlerine Karşı

Dünyada İşçi Mücadelesi Yükseliyor!

Temmuz 2011, No: 40

Sosyal hak gasplarına, emeklilik yaşının yükseltilmesine, düşük ücretlere ve uzatılan iş saatlerine karşı tüm dünyada işçiler mücadele veriyorlar. Sri Lanka’dan Yunanistan’a, ABD’den Güney Afrika’ya kadar işçiler patronların saldırılarına geçit vermemek için direniyorlar. Komşumuz Yunanistan’da işçi kardeşlerimiz peş peşe genel grevler yaparak hayatı durduruyorlar.

Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere sermaye sahipleri işçi sınıfının ekonomik ve sosyal kazanımlarına acımazsızca saldırıyor. Emeklilik yaşı yükseltiliyor, sağlık, eğitim ve ulaşım pahalı hale getiriliyor. Düşük ücretler yaygınlaşıyor, vergi yükü artıyor. İşgünü uzuyor, çalışma koşulları ağırlaşıyor.

Siyahı, beyazı, doğulusu, batılısı, dini, dili, ırkı ne olursa olsun bütün dünyada işçi sınıfı benzer saldırılarla karşı karşıya. Fakat işçiler bu saldırıları mücadeleyle yanıtlıyorlar. İşçi sınıfı sermaye hükümetlerinin yıkım politikalarına karşı, protesto eylemlerine atılmaktan, dişe diş mücadele etmekten korkmuyor. Yunanistan işçi sınıfının aylardır sürdürdüğü eylemler, saldırılara kolay kolay boyun eğmeyeceğini gösteriyor. Yunan patronları iflaslarının, borçlarının, rekabette geri kalmalarının bütün faturasını işçilere yüklemek istiyorlar. 15’in üzerinde genel grev yapan, üretimi durduran, meydanlara çıkan ve parlamento binasını saran işçi sınıfı, “kemer sıkma” programlarını kabul etmeyeceğini haykırdı, haykırıyor. İrlanda, İspanya, Portekiz gibi ülkelerde de benzer eylemler ve çatışmalar yaşanıyor. Göçmen işçiler ABD ve AB içinde ırkçı, milliyetçi politikalara karşı gösteriler düzenliyorlar. Kadın işçiler düşük ücrete, işten atılmalara karşı meydanlara çıkıyorlar. Genç işçiler dünya çapında gerçekleşen eylemlerde aileleriyle birlikte öne atılıyorlar. Öğrenciler boykotlar örgütleyerek eğitim alanındaki bütçe kesintilerine karşı çıkıyorlar.

Tunus ve Mısır’da günlerce direnen halk, onlarca yıllık diktatörleri tahtından etti. İsyan dalgasını yükselten Arap halklarının mücadeleleri diktatörleri devirdi ama sömürü düzeniyle mücadele devam ediyor. Diktatörleri deviren işçi-emekçi kitleler şimdilik yeni bir anayasa ve demokratik bir düzen istiyor. Mısırlı işçi kitleler Mübarek’in yerine geçen Askeri Yüksek Konsey’e karşı da mücadele ediyorlar. İşçi sınıfı taleplerinin karşılanması için grevler yapıyor, Tahrir Meydanı işçilerin ayak sesleriyle inliyor. Arap işçi sınıfıyla dayanışmayı yükseltmeliyiz.

Dünya işçi sınıfının önünde dayanışma ve mücadelelerle dolu yeni bir dönem açılmaktadır. Türkiye işçi sınıfının kaderi bu mücadelelerden ayrı değildir. Seçimlerin ardından sermaye sınıfı işçi sınıfının elinde kalan son haklara saldırmaktan geri durmayacak. AKP hükümeti patronlar lehine yeni iş yasaları çıkartmak istiyor, bölgesel asgari ücreti devreye sokmak istiyor, kıdem tazminatını gasp ederek patronların işçi sınıfını daha fazla sömürmesinin önünü açmak istiyor. AKP, kıdem tazminatlarının kaldırılacağını hükümet programına da koymuş bulunuyor. Hükümet programında “işletmelerin üzerinde ödeme baskısı oluşturan” biçiminde tanımlanan kıdem tazminatları bir fona devredilmek isteniyor. Böylece işçiler işten atıldıklarında doğrudan kıdem tazminatı alamayacaklar. Kıdem tazminatı alabilmek belirli koşulların yerine getirilmesine bağlı olacak. Oluşturulacak bu fon, aynı İşsizlik Sigortası Fonu gibi patronlara peşkeş çekilmek isteniyor.

Sermaye sınıfının ve onun hükümetinin saldırılarını durdurmanın tek yolu, örgütlenmek ve mücadele etmektir. Son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artan direnişler, grevler, eylemler işçi sınıfının kendine güven duymasına, mücadelede bir adım daha öne çıkmasını sağlayacaktır. Bu mücadelelerin birleştirilmesi, yaygınlaşması ve kararlı bir hal alması için tüm işçilere büyük görevler düşüyor.

15 Temmuz 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni