Navigation

Buradasınız

Emekçiler Ayakta, Dünya İsyanda!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 135
İşçilerin sömürülmesiyle ayakta duran kapitalist düzen çürümüş ve büyük bir çıkmaza girmiştir. Bu düzen insanlığın başına her geçen gün yeni belalar açıyor, sorunları çığ gibi büyütüyor. Kapitalist sistemin işleyişinden dolayı dünyada dört milyardan fazla insan kentlere yığılmıştır. Kır nüfusu kente akmaya devam ediyor. Latin Amerika’dan Afrika’ya kentlerin kenar mahallelerine yığılan insanlar, derme çatma barakalarda yaşam mücadelesi veriyor. Yüz milyonlarca insan işsiz, aç ve perişandır. İki milyar insan doğru düzgün karnını doyuramıyor.
Paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem, işçilerin hayatını cehenneme çeviriyor. Sistemin yol açtığı krizin faturası, tüm dünyada işçi ve emekçilere kesiliyor. Türkiye’den Honduras’a kadar patronlar sınıfını temsil eden hükümetler, işçi sınıfının haklarına saldırıyorlar. İşçiler işten atılıyor, kamu hizmetleri kısıtlanıyor, kıdem tazminatına el konmak, emeklilik hakkı fiilen ortadan kaldırılmak isteniyor, her şeye zam yapılıyor.

İşçilerin sömürülmesiyle ayakta duran kapitalist düzen çürümüş ve büyük bir çıkmaza girmiştir. Bu düzen insanlığın başına her geçen gün yeni belalar açıyor, sorunları çığ gibi büyütüyor. Kapitalist sistemin işleyişinden dolayı dünyada dört milyardan fazla insan kentlere yığılmıştır. Kır nüfusu kente akmaya devam ediyor. Latin Amerika’dan Afrika’ya kentlerin kenar mahallelerine yığılan insanlar, derme çatma barakalarda yaşam mücadelesi veriyor. Yüz milyonlarca insan işsiz, aç ve perişandır. İki milyar insan doğru düzgün karnını doyuramıyor. Bir bu kadar insanın ise herhangi bir sosyal güvencesi yok. Yani kapitalizm, parası olmayanı kaderine terk ediyor. Bu yüzden her sene 11 milyon çocuk basit hastalıklardan ölüyor. Kısacası zenginle yoksul arasındaki gelir uçurumu akıl almaz ölçüde genişliyor. Dünya nüfusunun yüzde birlik kesimi, dünyanın yüzde 99’una hükmediyor.

Böyle bir düzende adalet, barış ve huzur olamaz. Böyle bir düzende emekçilerin isyan edip ayağa kalkması engellenemez. Bir yerde sömürü, sefalet ve zulüm varsa, orada “yıkılsın bu sefalet düzeni” diyenler de vardır. Direniş ve dünyayı değiştirme mücadelesi vardır. Çünkü her şey karşıtıyla, etki tepkiyle birlikte vardır. Bugün Sudan’dan Haiti’ye, ABD’den Fransa’ya, Cezayir’den Hindistan’a, Honduras’tan Yeni Zelanda’ya dünyanın birçok ülkesinde emekçilerin öfkesi yükseliyor. Emekçiler işsizliğe, hayat pahalılığına, düşük ücretlere, demokratik hakların yok edilmesine karşı mücadele ediyorlar. Özellikle 2000 yılından bu yana, işçi sınıfının mücadele dalgası yayılıyor. Bir ülkede geri çekilen mücadele dalgası öteki ülkede ortaya çıkıyor. Adeta dünya isyanda… Emekçiler, içinde yaşadıkları sömürü düzenine “artık yeter” diyorlar. Sömürünün, işsizliğin, açlık ve yoksulluğun son bulmasını istiyorlar.

İşçi sınıfı asla sömürülmeyi, işsizliği ve sefaleti kabul etmedi, etmeyecek. Türkiye işçi sınıfı olarak biz de daha fazla sesimizi yükseltmeli ve dünyanın dört bucağında yankılanan emeğin sesine katmalıyız. Siyasi iktidarın kamplaştırma, kutuplaştırma ve bölme siyasetine karşı durmalı, hiçbir ayrım yapmadan birleşmeliyiz.

Bir zamanlar “rüyalar ülkesi” olarak adlandırılan Ame­rika’da işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşulları gittikçe kötüleşiyor. Bu yüzden işçilerin tepkisi de sertleşiyor. Geçen sene öğretmenlerin başlattığı mücadele, tüm ülkeyi sarmış ve kazanımla sonuçlanmıştı. “Birleşen Güçlü Olur!” sloganıyla mücadele eden öğretmenlerin grevi bu sene de devam ediyor. Öğretmenler yalnızca ABD’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hakları için ayağa kalkıyorlar. Nisan ayında Polonya’da 300 bin öğretmenin 17 gün boyunca yaptığı grev, ülkede büyük bir yankı uyandırmıştı. Tunus, Fas, Cezayir, Meksika, Arjantin, Fransa, İran, Hollanda’nın ardından öğretmen grevi Yeni Zelanda’ya sıçradı. 29 Mayısta greve giden 50 bin eğitim işçisi, uzun iş saatlerini, düşük ücretleri ve hak gasplarını protesto etti.

Honduras ve Haiti’de meydanların dolup taşması, işçi sınıfının öfkesinin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Honduras’ta devlete ait işletmelerin özelleştirilmesi, işçilerin işten atılması, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerinin kısıtlanmasına karşı yüz binler sokaklara döküldü. Haiti’de açlık ve yoksulluğa isyan edip ayağa kalkan emekçiler, boğazına kadar yolsuzluğa gömülen sermaye hükümetini sallıyor. Başkanlık sarayının etrafına polis yığınağı yapan devlet başkanı, emekçilerin öfkesinden kaçabileceğini zannediyor. Ama Tunus, Mısır, Cezayir ve Sudan’da aynı yöntemi deneyen diktatörlerin nasıl alaşağı edildiğini unutuyor!

2011’de Tunus’ta patlak veren halk isyanı kısa sürede Mısır’a sıçramış ve her iki ülkede de ayağa kalkan milyonlar diktatörleri iktidardan indirmişlerdi. Ne polis ne asker durdurabilmişti isyan eden emekçileri… Aynı günlerde Cezayir halkı da işsizliğe, yoksulluğa ve demokratik hakların yok edilmesine karşı ayaktaydı. Cezayir’deki diktatör, çeşitli manevralar yaparak iktidarda kalmayı başardı. Fakat Cezayir işçi sınıfı ve emekçiler, 2019’da bir kez daha isyan edip meydanlara indiler. Cezayir’deki isyan derhal Sudan’a sıçradı. 2 Nisanda Cezayir diktatörü Buteflika, 11 Nisanda ise Sudan diktatörü Ömer el Beşir iktidardan indirildi.

Sudan’da işçi ve emekçiler “devrim” diye haykırmaya devam ediyorlar. Ordu bir darbeyle, 30 yıldır halka kan kusturan el Beşir’i tutukladı ve ayağa kalkan halka evinize dönün dedi. Böylece diktatör el Beşir’i gözden çıkartarak diktatörlük rejimini kurtarmak istedi. Ama meydanlara dökülen ve özgürlük isteyen milyonlar evlerine dönmedi. Sudan halkı diktatörlük rejiminin son bulmasını, halkın tepesinde boza pişirenlerin hesap vermesini, darbecilerin iktidarı sivil bir hükümete devretmesini, demokratik haklar tanındıktan sonra serbest seçimlerin yapılmasını istiyor.

Bundan 30 yıl önce Ömer el Beşir, tek adama dayalı bir diktatörlük rejimi kurdu. Her türlü demokratik hakkı ortadan kaldırdı, toplumu baskı altına aldı. Nüfusun büyük çoğunluğu sefalet koşullarında yaşarken, petrol gelirlerine el koyan Beşir ailesi ve rejim yöneticileri zenginleştikçe zenginleşti. Yolsuzluk ve çürüme diz boyu oldu. Diktatörlük rejimi, halkın öfkesini bastırmak için baskıları daha da artırdı. Ekonomi krize girince işsizlik çığ gibi büyüdü, enflasyon yüzde 100’ü aştı, emekçilerin alım gücü düştü, açlık çekenlerin sayısı 6 milyonu geçti. Beşir ise, iğneden ipliğe her şeye zam yaparak halkın yaşamını iyice çekilmez hale getirdi. Böylece artık dayanılmaz noktaya gelen halk silkinip bu eli kanlı diktatöre karşı ayağa kalktı. Sudan halkının mücadelesi sürüyor.

Paranın egemenliğine dayalı kahrolası kapitalist sistem, alın teri döküp üretenlerin hayatını cehenneme çeviriyor. Sistemin yol açtığı krizin faturası, tüm dünyada işçi ve emekçilere kesiliyor. Türkiye’den Honduras’a kadar patronlar sınıfını temsil eden hükümetler, işçi sınıfının haklarına saldırıyorlar. İşçiler işten atılıyor, kamu hizmetleri kısıtlanıyor, kıdem tazminatına el konmak, emeklilik hakkı fiilen ortadan kaldırılmak isteniyor, her şeye zam yapılıyor. Artan enflasyon ve hayat pahalılığı emekçilerin yaşamını daha fazla çekilmez kılıyor.

Bu koşullarda işçi sınıfının susup kölelik koşullarına boyun eğeceğini zannedenler fena halde yanılıyorlar. İşçi sınıfı asla sömürülmeyi, işsizliği ve sefaleti kabul etmedi, etmeyecek. Türkiye işçi sınıfı olarak biz de daha fazla sesimizi yükseltmeli ve dünyanın dört bucağında yankılanan emeğin sesine katmalıyız. Siyasi iktidarın kamplaştırma, kutuplaştırma ve bölme siyasetine karşı durmalı, hiçbir ayrım yapmadan birleşmeliyiz. İşte o zaman Türkiye’den yükselteceğimiz haklı mücadelemizin sesi daha fazla yankılanacak ve dünyanın diğer tarafındaki kardeşlerimiz tarafından daha fazla duyulacaktır.

19 Haziran 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bugünün egemenleri de tarihi kendi bakış açılarından yazıyorlar. Üstelik ellerinde çok daha gelişmiş ideolojik araçlar var. Filmler, diziler, belgeseller, reklamlar… Hepimizin hayatında tüm bunların büyük bir yeri yok mu? Gelişen teknoloji ve...
  • Uzun yıllardır UİD-DER’in bir parçası olmaktan mutluluk duyan bir tekstil işçisiyim. İşçi sınıfının uzun mücadelelerle elde ettiği haklarına yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Demokratik hakların askıya alındığı tek adam baskıcı...
  • Merhaba İzmir Aliağa Belediyesi’nde direnen emekçiler! Ben İstanbul Avcılar Belediyesi’nde sizlerle aynı sorunları yaşamış olan ve sizin gibi haksızlığa boyun eğmeyip direnen bir işçinin kızıyım. Bu mektubu sizlere, Dayanışma TV’de yayınlanan...
  • Resmi verilere göre enflasyon oranı yüzde 15, işsizlik oranı ise yüzde 13… Bu iki rakamı kolayca telaffuz edebiliyoruz. 15 ve 13… Rakamlar basittir ve rakamların dili soğuktur. Ama bir de o rakamların gerçek hayatta karşılıkları vardır. Meselâ...
  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...