Navigation

Buradasınız

Gerçeğin İçinden, Sınıfın Penceresinden Bakabilmek

Haziran 2015, No:87
Ekonominin gerilediği, işsizliğin arttığı, krizin derinleştiği bugünkü koşullarda sermayenin medyası yine hedef şaşırtacak. İşsizliğin esas sebebi başka yerde dururken, medya Suriyeli göçmenleri suçlu ilan edecek. Metal işçilerini hedef gösterecek. İşçileri ve halkları birbirine düşürmeye çalışacak. Emekçiler örgütsüz olduklarında bu tuzağa düşerler.

Metal işçileri omuz omuza mücadele ederek haklarını arıyor. Bu mücadele, her sektörden işçiye moral ve güç veriyor. Sermaye medyası ise işçilerin mücadelesini ya görmezden geliyor ya da karalıyor, kötülüyor. “Falanca fabrikada üretim durdu”, “eylemlerin perde arkasında kimler var?”, “ekonomide büyük kayıp” haberleriyle işçilerin bilincini bulandırmak istiyor. Peki, neden metal işçilerinin mücadelesi haklı ve meşru iken, sermaye medyası yalanlar üretip yayıyor? Bunun nedeni çok açık: Medya, sahibinin, yani patronlar sınıfının çıkarları doğrultusunda yayın yapıyor.

Büyük sermaye grupları ellerindeki medya gücünü siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanırlar. Çalışanlarını da kendi politikaları doğrultusunda haber yapmaya zorlarlar, yapmayanları işsizlikle tehdit ederler.

Medya patronlarının, aynı zamanda otomotivden gıdaya, finanstan madenciliğe uzanan sektörlerde de yatırımları var. Türkiye’de birkaç büyük sermaye grubu, onlarca TV ve radyo kanalını, haber ajansını, gazeteyi, dergiyi ve internet sitesini yönetiyor. Patronlar için medya; toplumun bilincini, anlayışını, alışkanlıklarını, dünyaya bakışını etkileyebildiği için çok önemlidir.

Gazeteler, radyo kanalları, televizyon kanalları, sosyal medya ve internet siteleri bilhassa işçileri, emekçileri kuşatır. Uzun saatler boyunca çalışan ve düşük ücret alan yoksul emekçiler için sosyal aktivitelerde bulunmak, gezmek, eğlenmek pek mümkün olmaz. İşten arta kalan zamanda televizyon seyretmek ya da arkadaşlarla sanal yollardan iletişim kurmak zorunda bırakılırız. İşçilerin çalıştıkları sürenin dışında kalan tüm zamanları büyük patronların medyasının bombardımanı altında geçer. Büyük medya, işçileri sefalete iten ve en basit bir hak mücadelesini şiddetle ezmeye çalışan patronların sesidir. İşçilere hep o ses dinletilir. “Gerçek, tarafsız, dürüst, güvenilir” diye kendilerini emekçilere pazarlarlar. Esasında bu patron kuruluşları yalancı, taraflı, sahtekâr ve güvenilmezdir. Tarafsız habercilik şöyle dursun, uyguladıkları teknik ve taktiklerle halkı yönlendirmek konusunda uzmanlaşmış durumdadırlar. Bunlar durmaksızın kendilerinin, sermaye sınıfının çıkarları için yalan üretirler. O ürettikleri yalanları da emekçi halka lokma lokma yuttururlar.

Büyük sermaye grupları ellerindeki medya gücünü siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanırlar. Çalışanlarını da kendi politikaları doğrultusunda haber yapmaya zorlarlar, yapmayanları işsizlikle tehdit ederler. Meselâ sermaye medyasında gazetecilik yapılamayacağını, çünkü medyanın işadamlarına ait olduğunu söyleyen NTV’nin eski sanat editörü, medya çalışanlarının durumunu şöyle anlatıyor: “Kendimizi kirlenmiş hissettik, çünkü işe girdiğimizden beri bize yapılmaması gereken şeyler öğretiliyor. Hangi haberleri nasıl yapman gerektiği sana öğretiliyor. Bu bile yeterince korkunç bir şey.”

Yayınlanan basit bir haberin arkasında bile egemen sınıfın duruşu, ideolojisi, çıkarı var. Metal işçileri günlerce eylemler yaptılar, medyaya röportajlar verdiler. Eylemlerinin nasıl çarpıtıldığını gözleriyle gördüler. Renault işçileri, Kanal D’de haber sunan Cüneyt Özdemir’e tepki gösterdiler. Çünkü Özdemir, önce işsizlik rakamlarının arttığı haberini verdi, daha sonra ise yüksek ücret aldığını iddia ettiği metal işçilerinin haberini sundu. Böylece alttan alta halkta şu bilinç oluşturulmak isteniyor: İşsizlik artıyor, metal işçilerinin ücreti yüksek, ama eylem yapıyorlar, bunlar haksızlar. Oysa gerçek bunun tam tersidir ve bu nedenle işçiler sermaye medyasına tepki gösteriyorlar.

Ekonominin gerilediği, işsizliğin arttığı, krizin derinleştiği bugünkü koşullarda sermayenin medyası yine hedef şaşırtacak. İşsizliğin esas sebebi başka yerde dururken, medya Suriyeli göçmenleri suçlu ilan edecek. Metal işçilerini hedef gösterecek. İşçileri ve halkları birbirine düşürmeye çalışacak. Emekçiler örgütsüz olduklarında bu tuzağa düşerler. Bilinçli ve örgütlü işçilerse, daha fazla hak ve daha iyi bir yaşam için ezilen ve sömürülen işçi kardeşleriyle bir araya gelir.

İşçi sınıfını körleştirmek ve parçalamak isteyen egemen sınıfın medya araçlarına çok dikkatli yaklaşmalıyız. Asla gösterileni olduğu gibi almamalı, ardındakileri sorgulamalıyız. “Gerçeğin içinden, sınıfın penceresinden” bakabilmek için işçi sınıfının yayın organlarını takip etmeliyiz.

16 Haziran 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...
  • İnsanın çocukluk ve gençlik dönemi gelecekle ilgili hayaller ve hedeflerle doludur. Mesela birçoğumuza küçük yaşlarda gelecekteki hayali sorulduğunda; topluma, çevremize faydalı olmak, sevdiğimiz ve mutlu olabileceğimiz bir meslek ile ilgilenmek...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihini anlatan romanlar, filmler vardır. Kadınıyla, erkeğiyle işçi sınıfının ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı nasıl bir kavga verdiğini anlatırlar. Bu romanlarda, filmlerde işçiler bir çırpıda mücadeleye atılmaz....
  • İzmir’de Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretimini yapan Pratt&Whitney Uçak ve Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atma saldırısına maruz kaldı. Kale grubuna ait...
  • Merhabalar, ben Gebze OSB’de çalışan bir işçiyim. Mahalleden beş kişilik bir arkadaş grubumuz var. Genelde de buluşma noktamız kahvehane oluyor. Kimi zaman okey kimi zaman batak oynuyor, işin stresinden, çoluğun çocuğun derdinden biraz uzaklaşıyoruz...
  • Nazlı: 4,5 yaşında bir kızım var. Kızımın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundayım. Fakat ne kadar çalışırsam çalışayım kızıma iyi bir gelecek sunma imkânım yok. Çünkü biliyorum ki hiçbir çocuğa gelecek vaat etmeyen bu düzende benim...