Navigation

Buradasınız

Hacettepe İşçisi: Bizi Koronavirüs Değil Açlık Öldürecek!

Koronavirüs tedbirleri bahanesiyle bugüne kadar milyonlarca işçi işten çıkarıldı, ücretsiz izne gönderildi ya da işverenler kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Zaten geçinmeye yetmeyen ücretlerle ayın sonunu zor getiren işçiler kısa çalışma ödeneği ile daha da yoksullaştılar. Ücretsiz izinler ya da işsizlik sonucu açlığın sınırına geldiler. İşyerlerinin ne zaman açılacağının belirsiz olması kaygıları daha da büyütüyor.

Koronavirüs tedbirleri bahanesiyle bugüne kadar milyonlarca işçi işten çıkarıldı, ücretsiz izne gönderildi ya da işverenler kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Zaten geçinmeye yetmeyen ücretlerle ayın sonunu zor getiren işçiler kısa çalışma ödeneği ile daha da yoksullaştılar. Ücretsiz izinler ya da işsizlik sonucu açlığın sınırına geldiler. İşyerlerinin ne zaman açılacağının belirsiz olması kaygıları daha da büyütüyor.

Hacettepe Üniversitesi İktisadi İşletmelere bağlı yemekhane, kafeterya, kantin ve yurtlar koronavirüs tedbirleri sebebiyle 23 Mart itibariyle geçici olarak kapatıldı. Hacettepe yönetimi İktisadi İşletmeler bünyesinde çalışan 350 işçinin bir kısmını yıllık izne bir kısmını da “mesai” iznine çıkardı. Bu süreçte tüm işçiler için kısa çalışma ödeneğine başvuruldu. Nisan ayının sonunda kısa çalışma ödeneği İŞKUR tarafından onaylandı. Ancak ödeme gününe kadar e-devlet üzerinden ne kadar ücret alacaklarını gören işçiler ödeme günü geldiğinde ödeme tablosunun sistemden silindiğini gördüler. Bunun üzerine işçiler işvereni arayıp bunun ne anlama geldiğini öğrenmeye çalıştılar fakat geçiştiren cevaplar aldılar.

50 gündür ellerine hiç para geçmeyen Hacettepe işçileri, koronavirüs günlerinde açlığa terk edildiler. Sosyal medyada bir araya gelen işçiler sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyorlar. Bunu duyan işveren ise 14 Mayısta işçilerle görüştü. Görüşmenin sonucunda istedikleri cevabı alamayan işçiler, sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışıyorlar. İşçiler bayram öncesinde sıkıntılarının giderilmesi için ne yapılması gerekiyorsa yapacaklarını belirtiyorlar. İşçilerin ne zaman işe döneceği de belli değil.

Hacettepe Üniversitesi İktisadi İşletmelerine bağlı çalışan işçiler 2 yıl önce Sosyal-İş sendikasında örgütlenmiş ve ilk toplu sözleşmelerini yapmışlardı. Sendikalı işçiler olarak işçilerin gücünün birlikten geldiğinin bilincinde olan işçiler, uğradıkları haksızlığa birleşerek cevap veriyorlar.

Koronavirüs bahanesiyle işçi sınıfının kazanılmış her türlü hakkı saldırı altında. İşçiler bu saldırılara ancak her düzeyde örgütlülüğü arttırarak, birlikten güç alarak karşı koyabilir.

20 Mayıs 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Amerika, yalnızca sömürücü egemenlerin ülkesi değil. Aynı zamanda bu sömürücülere karşı destansı mücadeleler vermiş işçi sınıfının da ülkesidir. 8 Mart gibi 1 Mayıs’ın doğuş yeri de Amerika’dır. Güçlü bir geleneğe sahip Amerikan işçi sınıfının...
  • 30 Aralık 1828’de New Hampshire eyaletinin Dover bölgesinde bir tekstil fabrikasında çalışan 800’e yakın işçi kadın, Amerikan tarihinin ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Daha önceleri çiftliklerde çalıştırılan kadınlar ve çocuklar, artık...
  • 8 Mart, işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin ürünü, dünya işçi sınıfının kadınlarının ekmek ve gül mücadelesinin sembolü… UİD-DER, 8 Mart ruhunu yaşatmak, uluslararası işçi dayanışmasını güçlendirmek için coşkuyla emek veren işçilerin örgütü… 8...
  • Kapitalist üretim biçiminin hâkim olması ve sanayinin üretim sürecine girmesiyle, o güne kadarki toplumsal yapı altüst oldu. Günde 14 ile 16 saat çalışma sonrasında işçiler, tümüyle bitkin düşüyorlardı. Çalışma koşulları özellikle kadınları ve...
  • Emekçi kadınlar, Paris Komünü yönetimine giden süreçte ve işçi iktidarının savunulmasında en ön saflarda mücadele ettiler. Kadınlar politika alanında kendilerini var etmeye başlamışlardı. Çeşitli kulüpler kuruyor, toplantılarda konuşmalar yapıyor ve...
  • Kapitalizm, kadını erkekle eşit görmeyen, ikinci sınıf sayarak aşağılayan erkek egemen toplumsal yapıya dokunmadı. Ama sanayinin gelişmesi ve kadınların çalışma hayatına katılmasıyla, geleneksel ilişki ve düşünce biçimleri zorunlu olarak değişmeye...
  • İlk ateş yakıldığında/ İlk kez yarıldığında karanlıklar/ İnsanlar sevinçten coşarak haykırmışlar.../ Bugün de / Bu yaşlı dünyamızda/ Karanlıkların yırtıldığı yerde/ Aynı coşkuyla insanlar/ Özgürlük türküsü yakıyorlar/ Bana sorarsanız derim...
  • Gözümüzün gördüğü tüm zenginlikler doğanın ve emeğin çocuklarıdır. Ama kapitalist sömürü düzeni altında sermaye sınıfının elinde zenginlik, işçi sınıfının saflarında yoksulluk birikiyor, doğanın, yaşamın güzellikleri solgunlaşıp yok oluyor....
  • Tuzla Serbest Bölgede bulunan CPS Otomotiv’de, patronlar arasındaki sorunlar nedeniyle işçiler yemek, servis ve ücret konusunda mağdur edilmiş ve işe gidememişti. Son olarak gelinen aşamada şirketin alacaklıları kapıya dayanmış ve makinelere el...
  • Dizde azalan sıvıyı takviye etmek için eklem sıvısı iğneleri var. Bir tanesi 600-700 lira. Yine kök hücre tedavisi yapılıyor hastanede, dışarıdan bir firma gelip yapıyor, hastanede yok. O da 1500 lira. Ben devlet hastanesinde çalışıyorum. Güya...
  • Kocaeli Şekerpınar’daki Migros deposunda çalışan işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası DGD-SEN’e üye olmuşlardı. Önce ücretsiz izin silahını kullanan patron, haklarını arayan işçileri...
  • Tekirdağ/Çorlu’da faaliyet gösteren Tekgıda-İş sendikasının örgütlü olduğu Fransa sermayeli Bel Karper’de işçiler hakları için mücadele ediyor. Sendikal faaliyetlerinden ötürü baştemsilcinin işten atılması, 12 işçinin ise ücretsiz izne çıkarılması...
  • Mart ayında koronavirüs hayatımıza gireli bir yıl olacak. Bu bir yıl yine patronlara yarayıp emekçilere zehir oldu. Bu süreci öyle bir kullandılar ki rahatça örgütsüz insanları yalanlarına inandırabildiler ve hâlâ da devam ediyorlar. Öncelikle tüm...

UİD-DER Aylık Bülteni