Navigation

Buradasınız

“İş Kazası mı?”

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136

Ben yaklaşık 5 yıldır iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyorum. Bugüne kadar birçok işyerinde iş güvenliği eğitimleri gerçekleştirdim. İş güvenliği eğitimlerinde, eğitim öncesinde ve sonrasında testler yapıyoruz. Soruların içerisinde “hangi durumlar iş kazası sayılmaz” diye bir soru var.

Birçok işçi soruları cevaplarken “servisle işe gelirken veya eve giderken geçirilen kazalar” ve “işyerinde sigara molasında geçirilen kazalar” şıklarını işaretliyor. Yani işçi arkadaşlarımızın birçoğu hangi durumların iş kazası olduğunu bilmiyor. Eğitim esnasındaki sohbetlerde “bugüne kadar iş kazası geçiren oldu mu?” diye soruyorum. “Kendi dikkatsizliğimden elimi makineye kaptırdım, bu iş kazası sayılmaz” gibi cevaplar veren birçok işçi arkadaşıma denk geldim. Elini makineye kaptırdığı halde bu durumun iş kazası olmadığını düşünüyor işçi arkadaşlarımız. Bu durum patronların da işine geliyor. Hakkını bilmeyen, iş kazası sonrası neler yapacağını bilmeyen işçiler patronlar karşısında sessiz kalıyorlar ve haklarını koruyamıyorlar.

Uzun zamandır iş güvenliği uzmanlığı yaptığım için dönem dönem iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi arkadaşlar arayıp, “fabrikada şöyle bir şey olmuş iş kazası sayılır mı?” diye soruyorlar. Bazı sorular karşısında hayretler içerisinde kalıyorum. Bir gün iş güvenliği uzmanlığı yapan arkadaşlardan biri beni aradı. “İşyerinde mola saatinde işçi makineye elini kaptırmış, bu durum iş kazası sayılır mı?” diye soruyor. Telefonda uzman arkadaşa “şaka mı yapıyorsun?” dedim, “işyerinde ve makinede gerçekleşmiş bir kazadan bahsediyorsun; bir de bu iş kazası sayılır mı diye soruyorsun. Bir iş güvenliği uzmanı nasıl olur da fabrikada yaşanan böyle bir kazanın iş kazası olup olmadığını bilmez?”

İşverenler de kaza olunca arayıp bu durum iş kazası sayılıyor mu diye soruyorlar. Bir gün fabrikalardan birinde işçi sıcak olarak çalışan bir makineye elini kaptırıyor ve eli kötü bir şekilde yanıyor. Patron aradı, “İşçi kendisi elini makineye sıkıştırdı, bu iş kazası sayılmaz” diyor. “Bu kazada bizim ne suçumuz var? Makinede çalışırken elini niye makineye sokmuş?” diye soruyor. Fabrikaya gidip makineye inceledim sonra patronun yanına çıktım. “Bu iş kazasında %100 sorumlu olarak siz görünüyorsunuz” dedim. Patron kızgın bir şekilde “neden ben sorumlu olayım? Adam elini oraya sokmayacağını bilmiyor mu?” dedi. 2 işçinin çalıştığı bir makinede kaza gerçekleşmişti, fakat makine kontrolünü tek kişi yapıyordu. Ayrıca el veya parmakların sıkışmasına neden olabilecek kısımlar kapatılmamış veya fotosel (ışıklı) bir sensörle önlem alınmamıştı. Bu durumları patrona anlattım. İşçi istese de elini makineye sıkıştıramayacak şekilde makine dizaynının olması gerektiğini söyledim. “Siz hiçbir önlem almamışsınız” dedim. Patron “olur mu, ‘elini sıkıştırma’ diye uyarı levhası astım” dedi. Patronlar hiçbir önlem almadan tüm sorumlulukları üzerlerinden atmak istiyorlar. Çoğu kez yaşanan kazalarda işçilerin gözlerini korkutuyorlar, “sakın işyerinde olduğunu söyleme evde olduğunu söyle” diyorlar. Birçok işçi arkadaşımız da hastaneye gittiklerinde kazanın evde veya dışarıda başına geldiğini söyleyerek iş kazası tutanağı tutturmuyorlar.

İSİG Meclisinin açıkladığı verilere göre 2019 yılının ilk 6 ayında en az 840 işçi iş kazalarında yaşamını yitirmiş. Bizler örgütlenmezsek bu ölümler artarak devam edecektir. Bizi kurtaracak tek şey örgütlü mücadeledir.

Örgütsüz olan işçiler haklarını bilmiyorlar, bilseler bile seslerini çıkaramıyorlar. Kendini işçi olarak görmeyen iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimleri de patronlar gibi düşünerek tüm kazalarda işçileri suçluyorlar. Bazen o kadar ileri gidiyorlar ki “oh olsun, ben ona kaç kere öyle yapma dedim, beni dinlemedi, başına bu geldi” diyebiliyorlar. Hangi işkolunda çalışırsak çalışalım bizler işçi sınıfının birer parçasıyız ve örgütlenmekten, birlikte hareket etmekten başka bir çıkar yolumuz yok.

22 Temmuz 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni