Navigation

Buradasınız

Milyarlar Aç ve Yoksul!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136
Kapitalist sömürü sistemi toplumsal eşitsizlikleri büyütmeye devam ediyor. Bir avuç sermaye sahibinin elindeki zenginlik artarken; işsizliğe, açlık ve yoksulluğa itilen nüfus büyüdükçe büyüyor. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek işçilerin hakları gasp ediliyor, krizin faturası işçi sınıfına kesiliyor. Tüm ülkelerde sermaye hükümetleri aynı politikayı sürdürüyor: Şirketleri kurtarmak için ekonomik önlem paketleri açıklarken, sayısı yüz milyonları bulan işsizler için çözüm üretmiyorlar. Türkiye’de olduğu gibi, temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatları arttıkça, ücretler artan enflasyon karşısında eriyor. Yoksulların sayısı artıyor, yoksulluk derinleşiyor.

Kapitalist sömürü sistemi toplumsal eşitsizlikleri büyütmeye devam ediyor. Bir avuç sermaye sahibinin elindeki zenginlik artarken; işsizliğe, açlık ve yoksulluğa itilen nüfus büyüdükçe büyüyor. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek işçilerin hakları gasp ediliyor, krizin faturası işçi sınıfına kesiliyor. Tüm ülkelerde sermaye hükümetleri aynı politikayı sürdürüyor: Şirketleri kurtarmak için ekonomik önlem paketleri açıklarken, sayısı yüz milyonları bulan işsizler için çözüm üretmiyorlar. Türkiye’de olduğu gibi, temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatları arttıkça, ücretler artan enflasyon karşısında eriyor. Yoksulların sayısı artıyor, yoksulluk derinleşiyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) 15 Temmuzda açıkladığı Dünya Gıda Raporunda yer alan veriler, kapitalist sömürü düzeninin yarattığı eşitsizlik uçurumunu gözler önüne seriyor. Raporda, dünyada açlık çeken insanların sayısının dünya nüfusunun yüzde 11’ine karşılık gelen 820 milyonun üzerine çıktığı ifade ediliyor. Rapora göre, gelir eşitsizliğinin arttığı ülkelerde açlık çeken insanların sayısının da arttığı vurgulanıyor.

BM raporu, açlığı “düşük”, “orta” ve “şiddetli” kategorilerine ayırarak bu rakamları sunuyor. Raporda, açlığı en “şiddetli” yaşayan 820 milyon kişiye odaklanılıyor. “Orta” şiddette ve “şiddetli” derecede yetersiz beslenen insan sayısınınsa toplam 2 milyar olduğu belirtiliyor.

Sermaye düzeninin temsilcileri, keyfi kıstaslar koyarak ve rakamlarla oynayarak açlık ve yoksulluğu düşük göstermeye çalışıyorlar. Meselâ 1,90 dolardan az geliri olanları aşırı yoksul kategorisinde değerlendirirken, bunun üzerinde geliri olanları orta ölçekli yoksul sayıyorlar. Ancak 1,90 dolar gelir elde eden kategorisinde olanların sayısı azalmadığı gibi artıyor. Nitekim raporda, aynı zamanda BM’nin 2030’a kadar açlık sorununu bitirme hedefiyle ilgili bir itiraf da dikkat çekiyor. Beslenme sorununu “sıfır açlık” sloganıyla 2030’a kadar çözme, yani açlığı bitirme hedefinin 2015’te kaçırıldığı belirtiliyor. BM Dünya Gıda Programı Başkanı David Beasley, “2030’a kadar sıfır açlık hedefimize ulaşamayacağız” açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Bu açıklama, üretilen toplam zenginliğin kapitalistlerin elinde toplandığının ve daha fazla insanın açlık çekmeye başladığının itirafıdır.

Dünyanın farklı bölgelerindeki durumu da yansıtan raporda yer alan önemli veriler şöyle:

  • Yetersiz beslenenlerin oranı 2015’e kadar düşerken bu yıldan sonra artmaya başladı.
  • Açlık çekenlerin sayısı Afrika’da 256, Asya’da 513, Latin Amerika ve Karayipler’de ise 42,5 milyona yükselmiş bulunuyor.
  • Dünya nüfusunun yüzde 17,2’sine karşılık gelen 1 milyar 300 milyon kişi orta düzeyde açlık çekiyor. Orta ve şiddetli düzeyde açlık çekenlerin toplam sayısı 2 milyar kişiye ulaştı.
  • Beslenme bozukluğunun bir sonucu olan aşırı kilo ve obezite neredeyse tüm ülkelerde artıyor. Bu nedenle hayatını kaybedenlerin sayısı 4 milyona ulaşmış durumda.
  • 2016’da aşırı kilolu ve obezlerin sayısı yetişkin bireyler arasında 2 milyara ulaşmış durumda.
  • 5 yaş altında olan ve normal gelişmelerini sürdüremeyen, zayıf ve bodur kalan çocukların sayısı yaklaşık 149 milyon.
  • Buna karşılık 2018’de obeziteye maruz kalan 5 yaş altındaki çocukların sayısı 40,1 milyona ulaştı.

Bugünün teknolojik olanaklarıyla dünyadan açlığın ve yoksulluğun kökünü kazımak mümkündür. Ancak bunun için kâra dayalı sömürü sisteminin ortadan kaldırılması, üretimin kâr için değil tüm insanların çıkarı için yapılması gerekiyor. Kapitalizm altında, zenginler ve yoksullar arasındaki uçurum daha da artıyor. Zenginlik bir avuç kapitalistin elinde birikirken, bu zenginliği üreten milyarlar açlığa ve yoksulluğa mahkûm ediliyor. Bu durumu tersine çevirmek mümkün. Ancak tüm üretimi yapan ve örgütlü bir güce ulaşınca sömürü sistemini kökünden sarsabilecek işçi sınıfı bunu başarabilir. Kapitalist sömürü sistemi yıkılmadan işsizlik, açlık ve yoksulluk son bulmayacak.

21 Temmuz 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni