Navigation

Buradasınız

İşçiler Bu Yıl da Vergi Rekortmeni

Aralık 2011, No: 45

2011 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde, işçilerin en çok konuştuğu konulardan biri de kuşkusuz aldıkları üç kuruş maaşı kuşa çeviren vergiler, yani kesintilerdir. Her yılsonunda televizyonlarda, gazetelerde bolca haberleri yapılır vergi rekortmenlerinin. Övgü ile bahsedilir hepsinden. “Falanca iş adamı şu kadar vergi ödediği için vergi rekortmeni oldu” diye allayıp pullayıp bir güzel yuttururlar bizlere. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değildir. Şöyle bir düşünsek, gerçek vergi rekortmenlerinin biz işçiler olduğunu aslında kolayca görürüz. Aldığımız üç kuruş maaştan, yediğimiz yemekten, içtiğimiz sudan, başımızı soktuğumuz evden, attığımız çöpten ve daha pek çok şeyden ha bire vergi kesiliyor. Başımıza gelen felâketler (deprem gibi) bile vergi nedeni haline getiriliyor. Bu da demek oluyor ki vergi adı altında bir el cebimize giriyor ve ne var ne yok alıp gidiyor. Bize de tüm bunların üstüne ay sonunu nasıl çıkaracağımızı kara kara düşünmek kalıyor.

İşçilerin maaşlarından kesilen vergilerin oranlarına baktığımızda bu durumu daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Gelirleri devletin açıkladığı açlık sınırının altında kalan asgari ücretlilerin maaşından bile her ay gelir vergisi ve damga vergisi kesiliyor.

Hemen her işçi bu durumdan şikâyetçidir. Çünkü maaşımızın çok büyük oranı, daha elimize geçmeden buhar olup uçuyor. Adaletsiz vergi oranları ve sermaye sınıfının çeşitli yollarla vergi kaçırması nedeniyle, vergi yükünü sırtlayanlar hep işçiler oluyor. Aldığımız üç kuruş maaşı düşündüğümüzde, %15’lik gelir vergisi oranıyla işçilerin tıpkı diğer yıllarda olduğu gibi bu yıl da vergi rekortmeni olduğunu bir kez daha söylemekte yarar var. Çok çalışıp az kazanan işçiden çok vergi alan devlet, sıra patronlara geldiğinde cömertlikte sınır tanımıyor. Her yıl vergisini ödemeyen, hile yapan patronlar için yeni düzenlemeler yapılıyor. Sıkça duyarız medyadan “vergi affı geliyor, vergi indirimi olacak” diye. Kim içindir bunca zahmet? Elbette ki patronlar için. İşçiler söz konusu olunca, daha ücretleri ceplerine girmeden vergi kesiliyor ve bu işçilere sorulmuyor. Oysa patronlar devlete ne kadar gelir bildiriyorlarsa ona göre vergi ödüyorlar. Patronların az vergi vermek için nasıl hileler çevirdiğini biliyoruz. İşçilerin maaşları haricinde her şeye hemen her gün zam yapılıyor. Bu da zaten ağır çalışma koşullarında ezilen işçileri biraz daha eziyor. Türkiye, işçi ücretlerinden en çok vergi kesen ülkeler sıralamasında başı çekiyor.

Patronların ve onları temsil edenlerin ekonomileri sürekli büyürken, işçilerin ekonomisi unufak olmaya devam ediyor. Bu adaletsiz gelir dağılımı ile bırakın ay sonunu getirmeyi, kirayı ödemek bile mümkün olmuyor. İşte tüm bunlar da kredi kartlarına endekslenmiş, bankalara borçlu hayatları beraberinde getiriyor. Ya da ihtiyaçların karşılanabilmesi için uzayan iş saatlerine sessizce boyun eğmeyi dayatıyor. Bırakın kültürel ve sosyal bir şeyler yapmayı, adeta cendereye alınan işçi, makinelerin bir parçası haline geliveriyor. Elbette ki bu da patronların işine yarıyor.

Oysa gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, elimizle hissettiğimiz güzele dair ne varsa dünyada, hepsini yaratan, var eden bizleriz. Mademki işçiler olarak böylesine büyük bir güce sahibiz, o halde haklarımıza dönük saldırılara da karşı koyabiliriz. Yeter ki gözlerimizin önünde duran o karabulutları dağıtalım, birbirimize güvenelim ve artık birleşelim.

Asgari Ücret Vergi Dışı Bırakılsın!

Dolaylı Vergi Soygununa Son!

15 Aralık 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...