Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sorunlarına Kim Sahip Çıkacak?

Temmuz 2013, No:64

İşçilerin sorunları basit, gündeme alınmayacak sorunlar mı? Elbette değil. On milyonlarca insanı ilgilendiren sorunlara neden sahip çıkılmıyor? AKP, CHP ve MHP gibi partiler işçilerin sorunlarına sahip çıkmazlar. Çıkmazlar, çünkü bu partiler patronların kâr düzeninin hizmetkârıdırlar.

İşçilerin dünya kadar sorunu var. İlk elden şunları sayabiliriz:

  • Ücretler düşük; milyonlarca işçi ya asgari ücret ya da onun biraz üzerinde bir ücret alıyor. İşçiler gelirlerini artırmak için sürekli fazla mesailere kalıyorlar. Ailelerinin yüzünü göremiyor, sosyal yaşamdan kopuyorlar. Geçim sıkıntısı işçilerin belini büküyor, hayatı zehir ediyor.

  • Çalışma saatleri alabildiğine uzun. Haftalık çalışma süresi 70-75 saate kadar çıkıyor. Zaten gerektiği gibi beslenemeyen işçiler, uzun çalışma sonucunda tükeniyorlar.

  • Patronlar, daha fazla kâr elde etmek için gerekli iş güvenliği önlemlerini almıyorlar. Bu nedenle her ay ortalama 100 işçi iş kazalarında yaşamını kaybediyor, çok daha fazlası sakat kalıyor. Patronlara göre iş güvenliği için harcanan para çöpe atılmış kâr demektir. Onlar için önemli olan işçiler değil sermayedir.

  • Kısa süreli sözleşme, sigortasız ve sosyal haklar olmadan çalışma demek olan taşeronluk sistemi almış başını gidiyor. AKP hükümeti, taşeronluk sistemini genişleten bir yasa hazırlamış durumda. Bu yasa kabul edildiğinde taşeronlar tüm işleri yapabilecek ve taşeronun girmediği işyeri kalmayacak.

  • İşsizlik çığ gibi büyüyor, resmi rakamlara göre üç milyon işsiz var.

  • Patronlar ve AKP hükümeti, kıdem tazminatını bir fona devrederek ortadan kaldırmak istiyorlar.

  • İşçilerin sendikalaşmasını zorlaştıran yasalar yerli yerinde duruyor, sendikalaşan işçiler işten atılıyorlar.

Bu listeyi uzatmak mümkün, eksik olanları siz tamamlayın.

Peki, işçilerin bu kadar sorunu varken, bu sorunlar neden gündeme gelmiyor? Neden bu sorunlar Meclis’te tartışma konusu olmuyor? Neden AKP, CHP ve MHP gibi partiler bu sorunlara sahip çıkmıyorlar?

Yaratılan yapay kutuplaşma hiçbir şekilde işçilerin çıkarına değildir. Zira bu kutuplaşma işçileri bölmekte ve karşı karşıya getirmektedir. Oysa asıl kutuplaşma işçi sınıfı ve patronlar sınıfı temelinde vücut bulmalıdır: Onların sınıfı ve bizim sınıfımız, onların çıkarları ve bizim çıkarlarımız! Biz işçiler kendi çıkarlarımız için bir sınıf olarak birleşebilmeliyiz.

Her işçi kardeşimiz bu soruları kendine sormalı ve cevap aramalıdır.

İşçilerin sorunları basit, gündeme alınmayacak sorunlar mı? Elbette değil.

Milyonlarca işçi ve onların ailelerini kapsayan, toplumun çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının sorunlarından söz ediyoruz. İşçilerin emeği olmadan hiçbir şey yerinden kıpırdayamaz, üretim olmaz, toplum aç kalır.

O halde, on milyonlarca insanı ilgilendiren sorunlara neden sahip çıkılmıyor?

Öncelikle şu hususun altını çizelim: AKP, CHP ve MHP gibi partiler işçilerin sorunlarına sahip çıkmazlar. Çıkmazlar, çünkü bu partiler patronların kâr düzeninin hizmetkârıdırlar.

Bu partiler, patronların çıkarları için kurulmuşlardır.

Bu partiler, egemen sömürücü sınıfın çeşitli kesimlerini temsil etmektedirler.

İşte bu nedenle işçilerin sorunlarına sahip çıkmaz, bu sorunların çözülmesi için mücadele vermezler. Bazen, birbirlerini sıkıştırmak ve özellikle de seçimlerde oy toplamak için işçilerin bazı sorunlarını çözeceklerini vaat ederler. Ama seçimler bitince işçileri unuturlar.

Bugün işçilerin güçlü örgütleri olmadığı için, işçilerin yaşadığı sorunlar gündem olmuyor ve üzeri kolayca örtülüyor.

Bilhassa AKP, CHP ve MHP eliyle toplumda yaratılan yapay kutuplaşma, işçilerin sorunlarını bastırıyor, gözlerden ırak kalmasına neden oluyor. 

AKP, toplumu kutuplaştırmak amacıyla dindar ve dindar olmayan ayrımı yapıyor; insanların dini duygularını sömürerek mütedeyyin kesimleri arkasına yığmaya çalışıyor. 11 yıldır iktidarda olmasına, devletin dümenine oturmasına ve kendi patronlarını Karun kadar zengin etmesine rağmen ağlıyor. “Bizi iktidar yapmak istemiyorlar, bizi iktidardan düşürmek istiyorlar” diyerek mağdur rolü oynuyor.

Başörtüsü yasağını tam olarak kaldırmayarak, başörtüsünü kendi siyaseti için kullanmaya devam ediyor.

İnsanların yaşam tarzına müdahale eden AKP, “dediğim dedik çaldığım düdük” misali toplumun her alanını kendi arzuları temelinde düzenlemek istiyor. Demokratik hakkını arayan herkesi polis copuyla ve gazıyla susturmaya çalışıyor. Baskı ve zorbalığa tepki gösterenleri “terörist” ilan ediyor. Böylece hem devlet zorbalığını hem de gerçek sorunları gözlerden saklamış oluyor. 

Patronlar sınıfının bir kesimi ve CHP ise, AKP’yi sıkıştırmak için bu kutuplaşmadan yararlanıyorlar. CHP, toplumun laik kesimlerini ve Alevileri arkasına alacak şekilde bir siyaset izliyor. Seçkinci bir dil kullanıyor, toplumun diğer kesimlerini umursamıyor, yapay kutuplaşmayı derinleştiriyor.  

MHP, Kürt düşmanlığı yapıyor. Toplumu Türk ve Kürt karşıtlığı temelinde ayrıştırmaya, milliyetçiliği kullanarak oy toplamaya çalışıyor. 

Tüm siyaset yapay kutuplaşma/cepheleşme üzerine kurulmuş durumda.

Utanmadan demokrasiden dem vuran bu partiler, toplumu bölüyor ve karşılarına aldıkları kesimlerin haklarını umursamıyorlar. Eğer bu partiler gerçekten demokrat olsalardı, toplumdaki sorunları istismar etmez, tüm demokratik sorunları çözmek için çalışırlardı.

Yaratılan yapay kutuplaşma hiçbir şekilde işçilerin çıkarına değildir. Zira bu kutuplaşma işçileri bölmekte ve karşı karşıya getirmektedir. Oysa asıl kutuplaşma işçi sınıfı ve patronlar sınıfı temelinde vücut bulmalıdır: Onların sınıfı ve bizim sınıfımız, onların çıkarları ve bizim çıkarlarımız! Biz işçiler kendi çıkarlarımız için bir sınıf olarak birleşebilmeliyiz.

Türk ve Kürt, Alevi ve Sünni, başörtülü ve başı açık demeden tüm işçiler ele ele vermeli ve bize dayatılan bu yapay kutuplaşmayı aşmalıyız.  

Biz işçi sınıfıyız; buna göre hareket etmeli, sorunlarımızı gündeme getirmek için yapay ayrımları ortadan kaldıracak bir siyaset izlemeliyiz.

Biz UİD-DER’li işçiler olarak ilan ediyoruz: Gerçek demokrasinin savunucusu işçi sınıfıdır. Toplumun hiçbir kesimi kendi yaşam biçimini diğerine dayatamaz. Toplumun tüm kesimleri, hiçbir baskı olmadan kendi inançlarını yaşayabilmelidir: Tüm inançlara özgürlük!

Alevilerin talepleri demokratik bir haktır ve karşılanmalıdır.

Başörtüsü yasağı kaldırılmalı, başörtüsü üzerinde devam eden tartışmalar son bulmalıdır.

Kürt halkının demokratik talepleri yerine getirilmeli ve barış sağlanmalıdır.

Tüm bu talepler demokratik taleplerdir ve bu taleplerin yerine getirilmesi işçilerin çıkarınadır. İşçiler bu sorunlara sahip çıkar ve çözülmesi için mücadele verirlerse, patron partileri toplumu kutuplara/cephelere bölemezler.

İşçilerin sorunlarına ancak işçi örgütleri sahip çıkabilir. Aynı UİD-DER gibi!

Tüm işçi kardeşlerimizi, toplumun tüm kesimlerinin demokratik sorunlarını sahiplenen ve işçilerin sorunlarını çözmek için azimli ve kararlı bir mücadele yürüten UİD-DER saflarında birleşmeye çağırıyoruz.

16 Temmuz 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK Genel-İş Sendikası 17. Genel Kurulu “Halk İçin Demokrasiyi Türkiye İşçi Sınıfı Kuracak” sloganıyla 23 Ağustosta Ankara DSİ Genel Müdürlüğü konferans salonunda başladı. Genel Kurulun ilk gününe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e ve KESK’...
  • İzmir Buca Ege Organize Sanayi (BEGOS) Bölgesinde kurulu olan ve Üniteks firmasına fason üretim yapan TR İnter Tekstil fabrikasında çalışan işçilere 2,5 aydan beri ücretleri ödenmiyor. TR İnter patronu işçilere bayrama kadar sürekli zorunlu fazla...
  • “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan çok daha zordur” demiş büyük bilim insanı Einstein. Gerçekten de insanlar önyargılı davrandıklarını kabul etmezler. Önyargılarını en doğru düşünceleri gibi sahiplenir, ısrarla savunurlar. Egemenler,...
  • Okuduğum zaman çok etkilendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim. Muhammed ve Sameer’in hikâyesi... Bir fotoğrafın hikâyesi… Bu iki insan yaklaşık 130 yıl önce Şam’da yaşadı. Yoksul emekçilerdi, yalnız yaşarlardı. Sameer kahvelerde...
  • Bir süre önce UİD-DER’in internet sitesinde bir mektup okumuştum. Başlık çok çarpıcıydı: “Her Şey Para Demek Değil!” Çok merak ettim, “böyle bir başlığın konusu ne olabilir?” dedim kendi kendime. Yazıyı açtım, merakla okumaya başladım. Bu mektubu...
  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...