. İşçisin, İşçiyiz, İşçi Sınıfıyız! | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

İşçisin, İşçiyiz, İşçi Sınıfıyız!

Şubat 2016, İşçi Dayanışmaı Bülteni No:95

Sermaye sahipleri, yani patronlar sınıfına mensup olanlar kendilerini “işveren”, “iş adamı”, “iş kadını” gibi sıfatlarla tanımlarlar. Bu sıfatlar toplumda olumsuz bir çağrışım yapmaz. Tersine olumlu bir imajı vardır. Bu sıfatlara sahip olanlar saygın, nezih, kültürlü sayılır. Patronlar, yaşadıkları şatafatlı hayatların ve bu sıfatların arkasında kaç işçinin alın teri olduğunu, işçileri insan yerine koymadıklarını, onları ezdiklerini gizlemeye çalışırlar. Sıra bu “saygın” patronların zenginliğini alın teri dökerek büyüten işçilere gelince akla pek de olumlu şeyler gelmez. İşçi olmak, amele olmak öyle iyi bir imaj yaratmaz. İşçileri sömürüp onların sırtından servet kazanan bir patron, patronlar sınıfının üyesi olmaktan gurur duyar. Oysa ellerinin hüneri, gözlerinin nuru, alnının teriyle çalışıp üreten işçiler kendilerine “işçi”, “amele” denmesinden çok hoşlanmazlar. İşçiler adeta işçi sınıfının bir parçası olmaktan utanmaya zorlanırlar. Bu nedenle işçiler genellikle kendilerini başka sıfatlarla tanımlarlar. Tezgâh başında çalışan işçi “operatör”, tezgâhtar “satış danışmanı”, büro işçisi “memur”, temizlik işçisi “personel” olur.

İşçi yerine kullanılan tüm süslü kavramlar işçiye işçi olduğunu, işçi sınıfının bir parçası olduğunu unutturmak isteyen patronların başının altından çıkıyor. Bunun nedeni çok basit: Patronlar sınıfının işçileri sömürdüğü ve onların sırtından sermayelerini büyüttüğü kapitalist bir toplumda yaşıyoruz. Bu sistemde patronlar her şeyin sahibi ve egemenidirler. Zenginlik, sermaye, şirketler, bankalar, üretilen ürünler, mağazalar, vitrinler, taşıtlar her şey onlara aittir. İşçiler ise sömürülen ve ezilendirler. İşçilerin yoksulluklarından başka bir şeyleri yoktur. Emek güçlerinden başka satacak bir şeyleri yoktur ve eğer emek güçlerini satmazlarsa yani işsiz kalırlarsa bu tam bir felâket olur. İşçiler çalışmadıkları zaman aç kalırlar, açıkta kalırlar ve yaşayamazlar. Patronların tersine ömürleri boyunca durup dinlenmeden çalışmak zorundadırlar. Alın teri dökmek, üretmek çok güzel ve değerlidir. Ama bu çalışma başkalarının servetini büyütmekten başka bir işe yaramıyorsa, biz açlıktan ölmemek için çalışırken başkaları emeğimizle sefa sürüyorsa bu şu anlama gelir: Biz işçiler bu sömürü düzeninde tıpkı bir köle gibi çalışmaya mahkûmuz ve patronlar bize köleliğimizden utanmak dışında bir seçenek bırakmak istemiyorlar.

Patronlar; barınmak, beslenmek, çocuklarına bakmak ve buna benzer ihtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorunda olan işçilerin başına düşük ücret, fazla mesai, uzun çalışma saatleri, iş kazaları ve işsizlik gibi belâları sarıyorlar. İşçiler köle olmayı hep birlikte reddetmezlerse, yani örgütsüzlerse patronların dayattığı bütün şartları kabul etmek zorunda kalırlar. Meselâ asgari ücrete kaşıkla zam yapılıyor, enflasyon kepçesi bu zammı misliyle geri alıyor. Kıdem tazminatı gasp ediliyor, işçiler buna karşı hiçbir şey yapılamayacağını düşünüyor. Esnek çalışma ile iş güvencesi ve düzenli çalışma saatleri ortadan kaldırılıyor, işçilerin bundan haberi yok. Yani eve hırsız girmiş, ev sahibinin hırsızı kovmaya mecali yok! Tüm bu saldırıları hayata geçiren patronlar ve hükümet bunları işçiye en büyük müjde olarak sunuyorlar. Patronlar, bir sınıf olduklarını ve karşılarında da milyarlarca insandan oluşan işçi sınıfı olduğunu unutmadan örgütlü davranıyorlar. Patronlar talep ediyor, hükümet tasarılar hazırlıyor, Meclis yasa çıkarıyor, medya allayıp pulluyor ve saldırılar bizi vuruyor. Bunun karşısında ayağa kalkması gereken işçilerse saldırılara çaresizce boyun eğiyor. Yani bir sınıf olarak davranmıyor!

Örgütsüz işçiler kendilerini işçi sınıfının bir parçası olarak görüp öyle hareket etmiyorlarsa, rüzgârın önündeki yaprak gibi bir o yana bir bu yana savrulurlar. Peki, örgütlenme nereden başlar? Elbette işçinin, işçi olduğunu, işçi sınıfının bir üyesi olduğunu fark etmesi ve buna uygun şekilde davranmasıyla. Bir işçi gibi düşünüp bir işçi gibi hareket etmesiyle. Patronların çıkarlarını değil, işçi sınıfının çıkarlarını savunmasıyla. İşçi sınıfının bir parçası olan bilinçli bir işçi, patronların saldırılarından tek başına kurtulamayacağını bilir. Bu nedenle her durumda işyerinde, sendikasında, işçi derneğinde, siyasal örgütünde yer almaya başlar. Bilir ki işçi sınıfı örgütlüyse her şeydir, örgütsüzse hiçbir şey. Bu nedenle beyaz yaka-mavi yaka, taşeron-kadrolu, işçi-memur, Kürt-Türk gibi bütün ayrımları bir kenara bırakır. Sadece geçinmek ve karnını doyurmak için değil işçi sınıfının örgütlenmesi için de ter akıtır. Örgütlü işçi “eziliyorum” diye sızlanıp işçiliğinden utanmaz. İşçi olmakla ve patronlar sınıfının sömürüsüne karşı mücadele etmekle gurur duyar.

19 Şubat 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...