. Kadının Çilesi Ne Zaman Bitecek? | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Kadının Çilesi Ne Zaman Bitecek?

Mart 2012, No: 48

Doğumundan ölümüne kadar kadınların öyle çok çilesi, öyle çok derdi var ki… Aslında daha doğmadan başlıyor ayrımcılık. Kız çocuk istemeyen, “ille de erkek çocuk” diye tutturan ailelerin sayısı hiç de az değil. Toplumda ikinci sınıf konumuna itilen kadının durumu, aile içindeki rolüyle pekiştirilir. Oynanan oyunlar ve oyuncaklar da farklıdır. Kız çocuklarına bebek verilirken, erkek çocuklara silah verilir. Bu anlayış eğitim sisteminde de yankısını bulmuştur: Ali top atar, ama Ayşe ip atlar! Erkek çocuk ev işlerine karıştırılmazken, kız çocukların ev işlerini öğrenmesi, babaya ve erkek kardeşlerine hizmet etmesi öğretilir.

Erkek, “kadına sahip çıkma” adı altında aslında kadının kendi kimliğine, kendi benliğine sahip çıkmasına engel oluyor. Kadın, sahip çıkılmaya, korunup kollanmaya ve elbette yönetilmeye muhtaç sayılarak kişiliksizleştiriliyor. Kapitalist toplumda insanlar, mal, mülk, güç ve iktidar sahibi olma peşinde koşarken vicdanlarını yitiriyorlar. Para ve iktidar sahibi olmak, diğer insanlara tepeden bakma, küstahça ve zorbaca davranma olanağı sunuyor. Bu durum kadınla erkek arasındaki ilişkilere de yansıyor.

İşçi sınıfının erkekleri de bu çürümeden nasibini alıyor. İşyerinde üstlerine karşı sesini çıkaramayan, hakkını arayamayan erkeğin borusu evde ötüyor. Erkek, evin çavuşu oluveriyor. İşyerinde üç kuruş para için canı çıkan, hakaretler işiten, aşağılanan erkekler kendilerini yetersiz ve güçsüz hissediyorlar. Eve geldiklerinde ise kadın üzerinde söz sahibi olmanın, yani “iktidar kurmanın” ayrıcalığını yaşıyorlar. Karısının giyimine karışmak, kaba davranmak, kadını aşağılamak, sözüne ve fikrine değer vermemek, yasaklar koymak, dayak atmak, hatta cinsel zorbalık erkeğe hak görülüyor. Erkek, kadını döverek gücünü ispat ediyor, patron ve sömürü düzeni tarafından ezilen kişiliğini böyle onarıyor.

Kadının erkeği terk ederek şiddete son vermek istemesi de kurtuluşu için yeterli olmuyor kimi zaman. Mülkü olarak gördüğü kadını kaybetmeyi hazmedemeyen, iktidarını yitirmenin öfkesiyle saldırganlaşan erkek, kadına yönelik şiddet uyguluyor ve hatta onu öldürmeye yönelebiliyor. Her hafta gazetelerde ayrılmak istediği için eşi ya da sevgilisi tarafından katledilen kadınların haberlerini okuyoruz.

Kadının çilesi, evin içinde de dışında da bitmek bilmiyor. Gerek aile içinde gerek sokakta yaşanan cinsel taciz ve tecavüz kadınların yaşamını cehenneme çeviriyor. Kadın, cinsel ihtiyacı giderecek bir et parçası gibi algılanıyor. Erkek egemen kapitalist düzen, toplumsal çürüme ve ahlâksızlık üretiyor! Her yıl milyonlarca kadın fuhuş sektörüne esir ediliyor. Fuhuş sektörü kadının köleliğinden her yıl 12 milyar dolar para kazanıyor. Dünya üzerindeki her 3 kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğruyor!

Bu toplumda patronlar mallarını satabilmek için kadını görsel malzeme olarak da kullanıyorlar. Çerezden araba reklamına kadar kadının görselliği,  patronların piyasada alıp sattığı bir maldır!

Kadın çalışırken de adaletsizlik devam ediyor. Patronlar elbette tüm işçileri sömürüyorlar ama kadınları daha fazla! Eşit işe eşit ücret almak üzere verilen onca mücadeleye rağmen, halen kadın işçiler, erkek işçilere göre ortalama %25 daha düşük ücret alıyor. Patronlar, çalışan kadının “ev bütçesine katkıda bulunduğunu” ileri sürüyor. Bu bahaneyle kadına daha düşük ücret veriliyor. Oysaki erkeğin tek başına çalışıp tüm aileyi geçindirebildiği dönemler çok eskilerde kaldı. İşten çıkarmalar gündeme geldiğinde ilk çıkartılan kadınlar oluyor.

Çifte ezilmişlik ilelebet kadının kaderi olmayacak. Kadının kurtuluşu, erkek egemenliğini sürdüren sermaye düzeninden kurtulmakla mümkün. Kadınlar et parçası olmayı reddetmeli! Kadınlar patronların zevkü sefası için ömürlerini tüketmeyi reddetmeli! Ezilenler, mücadele ederse saygınlık elde ederler. Emekçi kadınlar her türlü haksızlığa, eşitsizliğe isyan eder ve erkek işçilerle birlikte, omuz omuza mücadele ederlerse özgürlüklerini kazanabilirler. İnsanlığın sömürü düzeninden kurtuluşu için, evlatlarını kapitalist bataklığa kurban etmek istemeyen anaların; patronsuz, özgür, insancıl bir dünyanın hayalini kuran genç kadınların vereceği mücadele büyük önem taşıyor.

15 Mart 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...