Navigation

Buradasınız

Kapsam Dışı Aldatmacasına Hayır!

Ekim 2010, No: 31

Patronlar, sendikal örgütlülüğün gücünü dağıtmak için birçok akıl almaz engeller çıkarıyorlar. Bunlardan birisi de “kapsam dışı personel” uygulamasıdır. Kapsam dışı demek, toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmayan ve sendikaya üye yapılmayan işçi demektir. Kapsam dışı personel uygulaması, “işveren vekili” sayılanların dışında, sendika ile patronun anlaşması sonucu bir grup işçinin de kapsam dışı bırakılması şeklinde uygulanmaktadır. Oysa yürürlükte olan Sendikalar Kanununda ya da Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda bu uygulamayla ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Sendikacılar, yasal olmayan bu uygulamaya göz yumarak kapsam dışı çalışmanın yaygınlaşmasına neden olmaktalar. Fabrikalarda büro çalışanlarının kapsam dışı sayılması birçok yanılsamayı da beraberinde getirmektedir. Fabrikalarda büro bölümünde çalışan muhasebeci, bilgi-işlemci, grafiker, asistan, tekniker veya mühendis statüsündeki işçiler kapsam dışı aldatmacasıyla işyerindeki sendikaya üye yapılmamaktadır.

Sendikalaşma sürecinde sendikanın yetkiyi alabilmesi için işyerlerinde çalışanların yarısından bir fazlasını üye yapması gerekir. Patronlar, sendikanın yetki almaması için, kapsam dışı saydıkları personeli, fabrikada çalışan işçi sayısına dâhil ederek yetkiye itiraz ederler. Fakat sendika çoğunluğu sağlayıp yetkiyi aldığında da patronların oyunu bitmiyor. Bu sefer de o işçileri kapsam dışına geçirmeye ve sendikanın yetkisini düşürmeye çalışırlar. Yani patronlar, teknik işleri yapan kol işçisinden gün boyu bilgisayar başında duran işçiye kadar işçilerin önemli bir kısmını kapsam dışı personel olarak göstererek, sendikaya üye olmalarına engel olmaktadırlar.

Günümüzde neredeyse her iki işçiden biri kapsam dışı gösterilmektedir. Oysa kapsam dışı sınırlandırması sadece işveren vekilleri için geçerlidir. Oysa bugün patronlar tarafından ve ne yazık ki bu duruma ses çıkarmayan sendikacılar tarafından kapsam dışı personelin kapsama alanı her geçen gün genişletilmektedir.

Peki, bu durumun olumsuz sonuçları nelerdir? Kapsam dışı uygulaması işçilerin birliğini, örgütlülüğünü ve bilincini zayıflatmaktadır. Sendikalı işyerlerinde işçiler, kapsam içi ve kapsam dışı diye bölünmekte, sendikal güç zayıflamaktadır. Öyle işyerleri vardır ki kapsam dışı gösterilen işçi sayısı, sendikaya üye olmuş işçi sayısından daha fazladır. Böylesi bir durumda ilk olarak işçilerin patron karşısında birliği zarar görmektedir. Fabrika greve gittiğinde kapsam dışı gösterilen işçiler sendika üyesi olmadıkları için çalışmaya devam etmektedirler. Kapsam dışı işçilerin çalışması nedeniyle de greve çıkan işçilerin ve sendikanın gücü zayıflamaktadır. Verilen mücadelenin kazanılması çok daha zorlaşmaktadır.

Kapsam dışı işçi sınırlamasının ikinci bir zararı ise işçilerin bilincinin çarpılmasına neden olmasıdır. Kendisini “memur” ve ayrıcalıklı gören kapsam dışı bir işçi, mücadeleye de destek olmayacaktır. Çıkarlarının işçi sınıfının değil de üyesi olmadığı patronlar sınıfının yanında olduğunu sanacaktır. Sendikal mücadeleden uzak durarak haklarını bireysel olarak almaya çalışacaktır. Grev ve direnişlere katılmayarak ya patronun destekçisi olacaktır ya da hak alma mücadelesinin kendisinden çok uzak olduğunu söyleyecektir. Kapsam dışı personel diyerek mücadeleden ve sendikadan uzak tutulan her işçi bilerek veya bilmeyerek patronun ekmeğine yağ sürmektedir. Bu uygulama aynı zamanda sendikalı işçileri de yanılgıya sürüklemektedir. Sendikalı işçi büro çalışanlarını işçi olarak görmemekte ve mücadeleye katmak için bir çaba sarf etmemektedir. 

Kapsam dışı işçiliğin bu denli geniş tutulmasına sendikalar ve sendikalı işçiler artık sessiz kalmamalıdırlar. Sendikalı işçiler, bu tür ayrımlara son vererek doktorundan mühendisine, temizlikçisinden teknikerine dek bütün kafa ve kol gücüyle çalışan işçileri sendika üyesi yapmaya çalışmalılar. İşçi mücadelelerinin gerilediği dönemlerde genişletilmeye çalışılan kapsam dışı uygulamalarına sendikalı işçiler ve sendikacılar artık suskun kalmamalıdır. İşçilerin birliğini ve bilincini çarpıtan kapsam dışı sınırlaması, sendikal örgütlenmeye darbe vurmaktadır. Hangi işi yapıyor olursak olalım, işgücümüzü sattığımız sürece bizler birer işçiyiz. Mücadele içinde dayanışma ve kaynaşmaya ihtiyacımız vardır. Unutmayalım ki kapsam dışı kaldığımız ya da bu oyuna geldiğimiz sürece haklarımızın kapsamı da sürekli olarak daraltılacaktır.

15 Ekim 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...
  • Biz yaşamak için emek gücümüzü patronlara satmak zorunda kalan işçileriz. Bunun için her gün işyerlerimize gider saatlerce ter akıtırız. Fabrikalarda, inşaatlarda, ofislerde ömrümüzden ömür vererek çalışırız. Tek derdimiz kendimize ve sevdiklerimize...