Navigation

Buradasınız

Paralı Eğitim Emekçilerin Belini Büküyor!

Ekim 2010, No: 31

Emekçi kitleler için yeni bir eğitim ve öğretim yılı daha sorunlarla başladı. Eğitimin kalitesi, kalabalık sınıflar ve sınav sistemi bir yana, eğitimin maddi faturası başlı başına büyük bir sorun haline gelmiştir. Milyonlarca öğrenci ve ailesi, eğitim ve öğretim masraflarının büyük çoğunluğunu karşılayamamaktadır. Eğitim sözde parasızdır. Oysa bu kocaman bir yalandır. Eğitim fiilen paralı hale getirilmiştir. Emekçi mahallelerinde işçi aileleriyle yaptığımız sohbetlerde sıkıntılar dile getirilirken, parasız eğitim istemi özellikle öne çıktı.

Sarıgazi’de oturan ve ailesini asgari ücretle geçindirmeye çalışan bir işçi, okulların açılmasıyla beraber yaşadığı zorlukları şöyle dile getiriyor: “Asgari ücret alıyorum. Evim kira. Çocuklarımın biri servisle öbürü yürüyerek okula gidiyor. Kira, fatura derken elimde para kalmıyor. Çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Kalemini aldığımda silgisini alamıyorum. Okul harçlığını vermekte zorlanıyorum.” Benzer sıkıntıları yaşayan bir Rimaks direnişçisi de “maddi sıkıntı çekiyoruz, çocukların istediklerini alamıyorum, daha okul kıyafetlerini alamadım, öğlen nasıl yemek yiyorlar hiç bilmiyorum” diyerek paralı eğitimin neden olduğu acı tabloyu özetliyor. Mahmutbey Aktarma Merkezi önünde direnişte olan bir UPS işçisi ise okullara alınan akıllı tahtadan söz ediyor. Okullara akıllı tahta alındığı için öğrencilerden 100’er lira istenmiş. İstanbul Avrupa yakasında oturan bir tekstil işçisi, okul masrafları ve istenen ücretleri hatırlatarak adı parasız olan eğitimin gerçekte parasız olmadığına dikkat çekiyor.

Eğitim yılı boyunca öğrencilerden kayıt, karne, diploma, boya, yakacak, okul temizliği, bilgisayar, projeksiyon, servis ve benzeri ihtiyaçlar için para isteniyor. İstenen paraları karşılayamayan öğrenciler, okul yönetimi tarafından rencide ediliyor, dışlanıyor. Her hafta çocuğundan 2 lira ile 5 lira arasında değişen miktarda para istendiğini belirten bir öğrenci velisi işçi, bu duruma tepkisini şu cümlelerle dile getiriyor: “İşten atıldım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen cebimde 1 lira olmuyor. Okulda herkesin içinde istediklerinde çocuk rencide oluyor. Vermesem sonra evde sorun yaratıyor. Kendini dışlanmış hissediyor diğer çocuklardan.” Bir lise son sınıf öğrencisi, “güya anayasada eğitim ücretsiz ama niyeyse bir benim gittiğim okullara uğramadı şu ücretsiz eğitim. Anlayacağınız ücretsiz eğitim bizi teğet geçti” derken, bir deri işçisiyse paralı eğitimin geldiği son durumu şöyle özetliyor: “Her şeye para veriyoruz. Çamaşır suyuna kadar biz alıyoruz. Çocuklarımızın sınıflarının temizliğine varana kadar biz ödüyoruz.”

Öğrencilerin ve ailelerinin yaşadığı bu sorunlardan kurtulmanın yolu, eğitimin gerçekten de parasız olmasıdır. Çünkü işçi ve emekçi ailelerin aylık geliri okul masraflarını karşılayamamaktadır. Alınan düşük ücret; kira, mutfak ve sağlık harcamalarını dahi zar zor karşılaşmaktadır. Oldukça pahalı olan okul masraflarının da eklenmesiyle işçi ailesinin bütçe açığı artmakta, aileler ne yapacaklarını bilemez hale gelmektedirler. Her işçi ailesi, baba ya da anne, çalışıyorlarsa ikisi de, masrafların üstesinden gelebilmek için işyerinde fazla mesaiye kaldıklarını, ama buna rağmen bütçe açıklarını kapatamadıklarını dile getiriyorlar. Çocuklarını ve eşlerini görememeleri, sosyal ilişkilerinin bozulması da cabası!   

Oysa gerçek anlamda parasız bir eğitim mümkündür. Çünkü milyonlarca işçi ve emekçiden, eğitim için yüksek oranda vergi toplanmaktadır. Bu toplanan paraların önemli bir kısmı silah harcamalarına gidiyor. Bizlerden toplanan vergilerin patronlara aktarılmasına ve silaha harcanmasına karşı çıkmalıyız. İşçilerin silaha değil parasız eğitime, ulaşıma, konuta ve sağlığa ihtiyacı var. Silaha değil, eğitime bütçe!

İşçi ve kamu emekçileri sendikaları ve UİD-DER haklı olarak “eğitimin parasız olmasını” savunuyor. Yaşadığımız sorunun tek çözüm yolu budur! Ancak bu talebin kazanılması için örgütlü mücadele gerekiyor. Eğitim maliyetlerinin her geçen gün artarak işçi ve emekçi ailelerinin sırtına yüklenmesinin temel nedeni örgütsüz oluşumuzdur.  Milyonlarca işçi ve emekçi ailesi eğitimin parasız olması talebiyle mücadeleye giriştiğinde hükümette hangi parti olursa olsun geri adım atmak zorunda kalacak, bu talebimize boyun eğecektir.

14 Ekim 2010

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...

UİD-DER Aylık Bülteni