Navigation

Buradasınız

Kaynak Yok mu?

Ekim 2015, No:91
7 Haziran seçimleri öncesinde muhalefet partilerinden kimisi asgari ücreti 1500, kimisi de 1800 lira yapacağını söylemişti. AKP hükümeti ve Erdoğan ise “asgari ücret yükseltilsin diyorlar, peki kaynağı nereden bulacaklar?” diyerek karşı atağa geçmişti.

AKP ve ondan önce gelen hükümetler, işçilerin daha iyi bir ücret talebini her seferinde “kaynak yok” diyerek geri çevirdiler. Ancak işçiye-emekçiye kaynak bulunamazken, patronların sermayelerini nasıl büyüttüklerini, hükümet yetkililerinin ve bürokratların nasıl zevkusefa içinde yaşadıklarını iyi biliyoruz.

7 Haziran seçimleri öncesinde muhalefet partilerinden kimisi asgari ücreti 1500, kimisi de 1800 lira yapacağını söylemişti. AKP hükümeti ve Erdoğan ise “asgari ücret yükseltilsin diyorlar, peki kaynağı nereden bulacaklar?” diyerek karşı atağa geçmişti. Emekçileri, “kaynak yok” yalanına inandırabilmek için canhıraş çalışmışlardı. 1 Kasıma giderken, muhalefet partileri yeniden asgari ücreti arttıracaklarını söylediler. Şu işe bakın ki “kaynak yok” diyen AKP de asgari ücreti 1300 lira yapacağını açıkladı. Gelin birlikte soralım: Nereden bulacaksın kaynağı? Madem kaynak vardı neden 7 Hazirandan önce zam yapmadın? Yok, kaynak yok ise, o halde neden asgari ücret 1300 lira olacak diyorsun, bizi mi aldatıyorsun?

Peki, kaynak yok mu gerçekten? Biz işçilerin ücretlerini yükseltmeye gelince “kaynak yok” diyenler, sıra kendilerine geldi mi kaynak bulmakta sıkıntı çekmiyorlar. Meselâ 2014’ün ilk 8 ayında 59,8 milyon liralık taşıt alımı yapılırken, bu yılın ilk 8 ayında 628,5 milyon liralık taşıt alımı yapıldı. Böylece, geçen yılın sekiz aylık dönemine göre taşıt alımları 10 kattan fazla artmış oldu. Bu harcamanın üçte ikisini de üst düzey bürokratların makam araçları oluşturuyordu. Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanı’na hediye ettiği lüks Mercedes’in ardından, adeta tüm bürokratlar makam aracı sahibi olma yarışına girdiler. Kimi valiler de, Erdoğan’dan esinlenerek mini saraylar yaptırmaya başladılar.

Seçim meydanlarında “biz milletin hizmetkârıyız, biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruruz” diyen Erdoğan, değeri milyarları aşan bir saray yaptırırken kaynak sıkıntısı çekmemiştir. Kendisine “bu sarayı yapmak için nereden kaynak buldunuz” diye soranlara ise “biz büyük devletiz, bize de böyle bir saray gerekli” diyerek “kaynak bulamıyoruz” yalanının üstünü örtmeye çalışmıştır.

Kendileri lüks içinde yaşayan egemenler, işçileri yalanlarla ikna etmeye çalışıyorlar.Bunu kendi işyerimden arkadaşlarımızla aramızda geçen sohbet üzerinden anlatmak istiyorum. Aramızda asgari ücret 1500 lira olur mu olmaz mı tartışması başlamıştı. AKP’ye oy verdiğini söyleyen arkadaşlarımız bu vaatlerin hayal ürünü olduğunu, gerçekleşmeyeceğini ve buna kaynak olmadığını söylüyorlardı. Ben de “sizin maaşınızı kim veriyor?” diye sordum. Onlar da “patron” diyerek cevapladılar. “Devlet mi veriyor bizim maaşımızı?” diye sordum. “Hayır” dediler. Sonra “bizim maaşımız 1500 lira olsa patron veremez mi?” dedim, “verir” diye cevapladılar. Asgari ücretli 6-7 milyon işçinin çoğu özel sektörde çalışıyor. Devlet ‘asgari ücret 1500 lira olsun’ dese ve yasa çıkarsa patronlar ödeyemez mi?” diye sordum. “Öder” dediler. “Peki, niye yasa çıkarmıyorlar da kaynak yok diyorlar?” diye de ekledim. Arkadaşlar cevap veremediler. Ben de “bunlar işçileri düşündüklerini söylüyorlar ama bizi değil patronları düşünüyorlar ve bu yüzden de asgari ücreti yükseltmek istemiyorlar” dedim.

İşçiler asgari ücrete zam istediklerinde, aslında bunu patronlardan istemiş oluyorlar. Çünkü asgari ücret alan işçilerin ezici çoğunluğu özel sektörde çalışıyor. Ama daha patronlara kalmadan hükümet öne atılarak, “asgari ücreti yükseltmeye ayıracak kaynağımız yok” deyiveriyor. Neden? Çünkü bu hükümet de öncekiler gibi patronların, yani sermayenin çıkarlarını koruyan bir hükümettir de ondan. İşçilere kaynak bulamayan hükümet, sıra kendilerine yani sermaye politikacılarına ve üst düzey bürokratlara gelince kaynağın âlâsını yaratabilmektedir. Lüks harcamalara nereden kaynak bulunduğu sorulduğunda, Maliye Bakanının “bunlar çerez parası bile değil” demesi boşuna değildir.

Evet kardeşler, sermaye partileri her meselede olduğu gibi seçimlerde de gerçek yüzlerini, kimi temsil ettiklerini görmeyelim diye bilincimizi bulandırmaya çalışıyorlar. Biz üretiyoruz, onlar el koyuyorlar. Ürettiğimiz kaynaklarla zevkusefa içinde yüzerken, sıra bize gelince “yağmurlu günde size su bile yok” diyorlar. Bunu, örgütsüz olmamız nedeniyle bu kadar rahat yapabiliyorlar. Biz işçiler kendi sınıf penceremizden bakmadığımız sürece, kendi çıkarlarımız için birlik olup mücadele etmediğimiz sürece alın terimizle yarattığımız kaynakları kurutmaya devam edecekler.

22 Ekim 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni