Navigation

Buradasınız

Kıdem Farkı Yerine Dayanışma!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 130
Kıdem farkının ücretlere yansıtılması talebi her toplu iş sözleşmesi döneminde gündeme gelir. Ücret zammı pazarlığında kıdem farkını talep eden işçiler “yıllarımı bu fabrikaya verdim, işe yeni başlayan bir işçiyle aynı ücreti mi alayım?” derler. Patronlar bu talebe genellikle itiraz etmezler. Sözleşme imzalanır, kıdem farkı alan eski işçilerle yeni işçiler arasında çok küçük bir ücret farkı meydana gelir. Aslında bu fark hiçbir yaraya merhem olmaz. O halde bir düşünelim; kıdemli işçilere mantıklı gelen bu talep gerçekte ne anlama gelir? Patronlar kıdem farkına acaba neden yeşil ışık yakarlar?

Kıdem farkının ücretlere yansıtılması talebi her toplu iş sözleşmesi döneminde gündeme gelir. Ücret zammı pazarlığında kıdem farkını talep eden işçiler “yıllarımı bu fabrikaya verdim, işe yeni başlayan bir işçiyle aynı ücreti mi alayım?” derler. Patronlar bu talebe genellikle itiraz etmezler. Sözleşme imzalanır, kıdem farkı alan eski işçilerle yeni işçiler arasında çok küçük bir ücret farkı meydana gelir. Aslında bu fark hiçbir yaraya merhem olmaz. O halde bir düşünelim; kıdemli işçilere mantıklı gelen bu talep gerçekte ne anlama gelir? Patronlar kıdem farkına acaba neden yeşil ışık yakarlar?

“Kıdem farkı” gerçekte işçilerin arasına nifak sokan bir uygulamadır. Aynı işi yapan işçiler arasında bir fark daha yaratmanın, rekabeti körüklemenin bir yoludur. İşçiler, birbirlerinin hakkına sahip çıkmak ve ortak bir talep etrafında birleşmek yerine bölünürler.

Toplu sözleşmede işçilerin en büyük gücü birliktir. Bir işyerinde her konuda dayanışma gösteren ve birlikte hareket eden işçileri hiçbir patron dize getiremez. Patronlarla ücret pazarlığı yapan işçiler, eğer birlik olmuşlarsa, gerçekten de çok güçlü ve avantajlı olurlar. Fakat patronlar işçilerin zayıf yönlerini iyi bilir ve bunları sonuna kadar kullanırlar, işçilerin birliğini dağıtmak için her şeyi yaparlar. İşçileri etnik kökenlerine, dillerine, mezheplerine, mesleklerine, kıdemlerine ve daha pek çok “kritere” göre bölerler. İşçiler arasına taşeron-kadrolu, sendikalı-sendikasız, eski-yeni gibi ayrımlar sokarlar. Genel olarak düşük ücrete mahkûm etmek için “kıdem farkı” gibi yöntemlerle bazı işçilerin ağzına bir parmak bal çalarlar.

“Kıdem farkı” gerçekte işçilerin arasına nifak sokan bir uygulamadır. Aynı işi yapan işçiler arasında bir fark daha yaratmanın, rekabeti körüklemenin bir yoludur. İşçiler, birbirlerinin hakkına sahip çıkmak ve ortak bir talep etrafında birleşmek yerine bölünürler. Eski işçi “ben daha eskiyim, daha fazla para almayı hak ediyorum” diye düşünür. Yeni işçi ise “eski işçilerin tuzu kuru, biz bu parayla nasıl geçinelim” diye düşünür, tepki duyar. İşçileri bölen patronlar artık fabrikada istedikleri ortamı yaratmışlardır. Patronların fikirleri farkında olmadan örgütsüz işçilere sirayet etmiştir. Eşit iş yapan ama eşit ücret almayan işçiler birbirinden soğumaya ve uzaklaşmaya başlamıştır.

Oysa aynı sektörde olan, aynı fabrikada çalışan ve hatta aynı işi yapan işçilerin ücreti neden kıdem yılına göre hesaplansın ki? Şunu düşünelim; aynı işi yapan üç çocuk sahibi 40’lı yaşlarda bir işçi neden sadece işe daha sonra girdiği için diğer işçilere göre daha düşük ücret alsın? Yıllarını o fabrikaya vermiş işçi tüm ücretlerin yükseltilmesi için mücadele etmek yerine, neden fabrikaya yeni gelen genç bir işçi ile arasında ücret farkı talebine odaklansın? Genç işçi de aile kurmak, çocuk yapmak ve hayatını idame ettirmek için paraya ihtiyaç duymaz mı? Hatta genç bir aile babası olamaz mı? Çarşı pazarda eski veya yeni işçi aynı harcamaları yapmaz mı? Bütün işçiler kıdemine bakılmaksızın aynı zamlara maruz kalmaz mı? Aynı vergileri ödemezler mi? O halde, neden biri diğerinden daha az ücret almaya mahkûm olsun? Ücretlerin genel olarak çok düşük olduğunu, yeni işçiye göre 50 lira-100 lira fazla almanın eski işçiyi kurtarmayacağını görerek, herkes için daha yüksek ücret ve ortak talepler uğrunda birleşmek daha doğru olmaz mı?

1980 öncesinde işçiler birliktiler, sınıf bilinci güçlüydü, DİSK/Maden-İş gibi mücadeleci sendikalarda örgütlüydüler. O dönem Maden-İş, işçilerin birliğini bölecek ve patronların ekmeğine yağ sürecek kıdem farkına karşı çıkıyordu. Kıdemi, yaşı, cinsiyeti, memleketi ne olursa olsun hiçbir işçi düşük ücrete mahkûm olmamalıdır. Eski-yeni, kadın-erkek, taşeron-kadrolu fark etmez bütün işçiler kendisi ve ailesine bakabilecek iyi bir ücret almalılar. İşçiler açısından bu ayrımların hiçbir önemi olmamalıdır. Biz işçiler aramızdaki yapay ayrımları bir kenara koyup birleştiğimizde, “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyebildiğimizde güçlü oluruz. İkramiye, yakacak, bayram paraları gibi sosyal haklar eski işçi kuşaklarının birbirine sahip çıkmasıyla, mücadele etmesiyle kazanılmıştır. İşçiler birbirine sahip çıktıkça, patronların karşısına dikilebilmiş, sorunları çözüm yoluna girmiştir. Ama kıdem farkı gibi suni ayrımlar öne çıktıkça patronlar işçileri sefalete itmiştir. Bilinçli işçiler patronların sadakalarına kanmazlar. Çalışmalarının, birlikte yaptıkları işin karşılığını örgütlü güçleriyle, hep birlikte talep ederler.

27 Ocak 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...