Navigation

Buradasınız

Metal Patronlarının Türk Metal Sevdası

Ağustos 2015, No:89

Türk Metal’i fabrikalarından def etmek üzere mücadele başlatan metal işçileri, patronlar tarafından adeta cezalandırılmak istendi, isteniyor. Eylemleri sırasında işçilerin taleplerine kulak tıkayan işverenler, işçilerin moralini bozmak için her türlü yöntemi denediler, deniyorlar. Baskı ve tehditler arttı; yalan ve karalama kampanyaları yürütüyorlar. Birçok fabrikada işçilerin kabul edileceği söylenen talepleri kabul edilmedi. Bazı fabrikalarda işçiler işten atıldı. Başta Koç olmak üzere tüm patronlar, işçilerin yeniden Türk Metal’e üye olması için baskı yapıyorlar. Tüm bunlar olup biterken metal işçileri metal patronlarının, MESS’in ve hatta hükümetin Türk Metal’e bu denli sahip çıkması karşısında şaşkınlar. Tüm işçilerin kafasına takılan soru şu: “Patronlar neden Türk Metal’den vazgeçmek istemiyorlar? Neden Türk Metal onlar için bu kadar önemli?”

Bir işçi tepkisini şu sözlerle dile getiriyor: “Yahu biz araba mı istedik, ev mi istedik? Sadece temsilcilerimizin tanınmasını istedik. Ücret zammı bile istemedik. Türk Metal’den kurtulmak istedik. İstifa etmemiz neden o kadar battı patronlara? Türk Metal ve MESS arasında nasıl bir ilişki var? Bu nasıl bir Türk Metal sevdasıdır?”

Türk Metal, işçiler tarafından değil patronların yönlendirmesi altında kuruldu. İyi bir sendika olduğu için değil, patronlar onu işyerlerine davet ettikleri için 180 bine yakın üyeye ulaştı. Türk Metal’i kurdurup besleyen patronlar, on yıllardır Türk Metal’i işyerlerinde gardiyan olarak kullanıyorlar. İşçiler ne zaman mücadele etmek istedilerse, patronların sopası Türk Metal tarafından engellendiler. İşçiler daha fazla ücret mi istedi, Türk Metal karşılarına dikilir ve bunun imkânsız olduğunu anlatır. İşçiler haklarına sahip mi çıktı, Türk Metal karşılarına dikilir ve “işinize sahip çıkın” nutukları atar. İşçiler, üç yıllık toplu sözleşmeye itiraz mı etti, Türk Metal öncü işçileri patronla birlikte kapının önüne koyar. İşçiler haksızlıklara öfke mi duydu, Türk Metal bu öfkeyi bastırmak için işçinin karşısına dikilir. Yani Türk Metal patronlar için bir işçi sendikası değildir. O, patronların hizmetindeki bir gangsterler sürüsüdür ve onları 35 yıldır işçilerin öfkesinden korumuştur. Patronlar bu nedenle Türk Metal’den vazgeçmek istemiyorlar, vazgeçmiyorlar.

Türk filmlerinde sıkça karşılaştığımız sahnelerden birinde mahallede birbirleriyle kavga eden çocuklar olur. Bu çocuklar içinde biraz daha çelimsiz ve güçsüz olanlar vardır. O çocuklar önce diğer güçlü çocuklar tarafından defalarca pataklanır. Diğerleriyle baş etmeyi öğreninceye kadar yeniden ve yeniden yenilir. Ancak bir kez kendine güvenip gücünü toplayarak “düşmana” yüklendi mi zafere ulaşır ve o çocuk artık hiçbir kavgadan kaçmaz. Gördüğü haksızlıklar karşısında güçlü ve güvenli yumruklarını kullanır. Düşmanlarına korku salar. Patronlar, işçi sınıfını tıpkı o çelimsiz film kahramanı gibi yenik ve bastırılmış bir ruh haline itmek isterler. İşçi sınıfının gerçek gücünü bilirler ve toparlanmasını, güven kazanmasını, bu yolla haksızlıklara baş kaldırmasını engellemeye çalışırlar.

Metal işçilerinin Türk Metal’in fiyakasını bozan mücadelesi bu nedenle patronlar için çok büyük bir tehlike demekti ve bertaraf edilmeliydi. Türk Metal işyerlerinden atılırsa işçiler patronların karşısına dikilip haklarını söke söke alabileceklerdi. İşçiler, kazandıkları güvenle ve dayanışma ruhuyla patronların dayatmalarına, ağır çalışma koşullarına ve düşük ücretlere boyun eğmeyeceklerdi. MESS’in Türk Metal’e sahip çıkmasının nedeni budur. Metal patronları fabrikalarda kendi lehlerine olan dengelerin değişmesini istemiyorlar. İşçi sınıfının çelimsiz ve güçsüz bir bünye gibi örgütsüz ve dağınık kalmasını istiyorlar. Her şeye itaat eden, kanaatkâr işçiler istiyorlar. Metal işçilerinin kazanımlarının diğer fabrikalardaki işçileri de etkileyeceğini ve bunun işçi sınıfı hareketinin gelişmesini kamçılayacağını çok iyi biliyorlar. Nitekim metal işçilerinin mücadelesi daha ilk günden itibaren başka sektörlerden işçilere umut ve moral verdi. Haklarını elde etmek isteyen işçiler aynı yöntemleri kullanmış, üretimi durdurup fabrikalarını işgal etmişlerdir.

Tüm bunları hesaba katan patronlar, işçilere bir zafer yaşatmak istemiyorlar. Ancak korkunun ecele faydası yok. Metal işçileri, biriktirdikleri deneyimlerle Türk Metal’in ve hizmet ettiği MESS’in karşısına yeniden ve daha güçlü dikilecekler. 

17 Ağustos 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni