. Mezarda Emekli Olmak İstemiyoruz | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Mezarda Emekli Olmak İstemiyoruz

Şubat 2014, No:71
Devlet, patronların talebi doğrultusunda, arka arkaya, emeklilik hakkını sınırlandıran ve emeklilik yaşını yükselten yasalar çıkarttı. Meclis’ten bir gecede geçirilen yasalarla milyonlarca işçi ailesinin hayatı ve planları altüst edildi.

Her işçi bir gün emekli olmayı hayal eder. İnsanı tüketen çalışma temposundan kurtulmayı, çalışırken yapamadığı şeyleri yapmayı ister. Kimisi evinde oturup torunlarını sevmeyi, kimisi şehrin gürültüsünden kaçmayı, kimisi yitirdiği sağlığı nedeniyle çalışmanın verdiği eziyeti dindirmek ister. Ama bu basit ve son derece insani istekler işçilere çok görülür.

İşçiler yaşamak için çalışmak zorundadır. Eğer çalışmazlarsa en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamazlar. Oysa insanlar zamanla yıpranırlar, yaşlanırlar ve çalışamayacak duruma gelirler. İşte bu yüzden işçiler çalışırken yalnızca bugünlerini düşünmezler. Geleceklerine dair kaygı duyarlar ve yaşlandıklarında ya da çalışamayacak duruma geldiklerinde kendileri ve aileleri için bir güvenceleri olsun isterler. Bu nedenle işçiler, dünya ölçeğinde uzun yıllar boyunca sosyal güvence için mücadele etmiş ve emeklilik hakkını patronlara kabul ettirmişlerdir.

Patronlar işçileri iliklerine kadar sömürüyor, yıpratıcı koşullarda çalıştırıyorlar. Çalışma koşullarının zorluğu, aşırı derecede uzayan iş saatleri ve fazla mesailer nedeniyle işçiler çok daha genç yaşlarda tükeniyorlar. Böylece 15-20 yıl içinde bir işçi, normal bir çalışmayla 25-30 yılda yıpranan işçi kadar yıpranıyor. Dolayısıyla emeklilik yaşı da buna göre ayarlanmalıdır. Ama bu fazla çalışma ve yıpranma emekliliğe yansıtılmıyor. İşçiler yıllarca hasta ve tükenmiş bir şekilde çalışıyorlar.

Devlet, patronların talebi doğrultusunda, arka arkaya, emeklilik hakkını sınırlandıran ve emeklilik yaşını yükselten yasalar çıkarttı. Meclis’ten bir gecede geçirilen yasalarla milyonlarca işçi ailesinin hayatı ve planları altüst edildi. Önce 1999 yılında, daha sonra da 2008’de yapılan düzenleme ile emekli olabilmek için ödenmesi gereken prim miktarı da emeklilik yaşı da yükseltildi. Yıllar içinde emeklilik şartları ağırlaştırıldı. Yeni işçi kuşakları mezarda emekliliğe mahkûm edildi. 1976 yılından önce çalışmaya başlayan insanlar için 25 yıl çalışmış ve 5 bin gün prim yatırmış olmak yeterliydi.

Bu şartları yerine getirenler, yaşlarına bakılmaksızın emeklilik hakkı elde edebiliyorlardı. Ancak 1976’dan sonra işe girenler için yaş sınırlaması getirildi ve bu yaş kademeli olarak 60’a kadar çıkartıldı. Prim gün sayısı ise yine kademeli olarak 5000’den 7000 güne çıkartıldı. Ama bu rakamlar sadece 2035 yılına kadar geçerli. 2035’ten sonra emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e ve ödenmesi gereken prim gün sayısı ise 9000 bine çıkartılıyor. Bu süreç 2048’de tamamlanmış olacak. Meselâ ilk defa 2028 yılında işe girecek bir işçi, emekli olabilmek için 9 bin işgünü prim ödemek zorunda kalacak. İşçi sınıfının evlatları mümkünse mezara kadar çalışmaya ya da açlıktan ölmeye mahkum edilmek isteniyor!

Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçiler o işkolunda en az 3600 gün çalışmışlarsa, çalıştıkları sürenin dörtte biri sigortalılık sürelerine ekleniyor. Yani prim günü arttırılmadan sigortalı oldukları süre dörtte bir oranında daha uzun sayılıyor. Özetle 20 yıl çalışan ve bu işkollarından birinde 3600 günden fazla prim ödemiş olan bir işçinin sigortalılık süresi 25 yıl sayılıyor. Buna “itibari hizmet süresi” deniliyor. Ancak 2010 yılında yapılan bir düzenleme ile pek çok işkolu ağır ve tehlikeli işler kapsamından çıkartıldı. Tek bir düzenleme ile o işkollarında çalışan milyonlarca işçi 7 saatlik işgünü ve itibari hizmet süresi hakkını kaybetti.

Patronlar işçileri sigortasız, taşeron, kısa süreli sözleşmelerle çalıştırıyorlar. Ağır çalışma temposu ile meslek hastalıkları ve iş kazalarına mahkûm ediyorlar. Hakkını arayan işçiyi anında kapının önüne koyuyorlar. Belli bir yaşın üzerindeki işçileri işe almıyorlar. Devlet ve hükümetler, yasaları ve uygulamalarıyla patronların arkasında duruyor, onların bir dediğini iki etmiyor. Ama sıra işçilere geldiğinde, yıllar yılı çalışmamızın ve yıpranmamızın karşılığı olan emeklilik hakkımız gasp ediliyor, evlatlarımız mezarda emekliliğe mahkûm ediliyor.

Emeklilik hakkı uzun yıllar süren işçi mücadeleleriyle kazanılmıştır ve korunmasının yolu da işçilerin birleşerek mücadele etmesidir. Emeklilik hakkımızın kırpılıp kuşa çevrilmesine karşı çıkmak ve geleceğimizi ipotek altına almaya çalışanların planlarını bozmak için mücadeleye!

18 Şubat 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...