Navigation

Buradasınız

Sermayenin Saldırıları 2010'da da Sürecek

Mücadeleyi Örgütleyelim!

Ocak 2010, No: 22

İşçi kardeşler!

Geride bıraktığımız bir yıl boyunca işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklarına dönük saldırılar hız kesmedi. İşten atmalar hızlandı ve bir milyon işçi işini kaybetti. İşsizlik fonunda biriken paralar patronların kasalarına aktarıldı. Sağlık iyice paralı hale getirildi. İş saatleri daha da uzadı. İş kazaları ne bayram ne tatil dinledi; birçok işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. 2009 yılını, Bursa’da 19 maden işçisinin iş cinayetine kurban gitmesiyle kapattık.

Bir yandan çalışma koşulları kötüleşirken, diğer yandan yaşam koşullarımız iyice katlanılmaz hale geldi. Sermaye hükümeti doğalgazdan elektriğe, ulaşımdan suya, vergilerden gıda fiyatlarına kadar her şeye yaptığı zamlarla soframızı biraz daha kuruttu, belimizi biraz daha büktü. İğneden ipliğe her şeye yüksek oranda zam yapılırken, işçilerin, kamu emekçilerinin ve emeklilerin aylıklarına yapılan komik zamlarla adeta bizimle alay ediyorlar. Yüzde 2,5+2,5 zam yapılan kamu emekçileri bir kez daha açlık ve yoksulluğa mahkûm edildiler. Milyonlarca işçiyi ve ailesini ilgilendiren asgari ücrete yapılan zam açlık sınırının çok çok altında kaldı. Asgari ücrete yapılan 31 liralık zamla işçiler hangi giderlerini karşılayabilirler? Yapılan bu zamlarla bıraktık sağlık, eğitim, kira, ulaşım, giyim, tatil giderlerimizi karşılamayı, doğru düzgün ailelerimizin karnını bile doyuramayız.

Üstelik daha bu sefalet ücreti elimize geçmeden sermayenin ve devletin kasasına aktı. Çünkü yılın son günlerinde ve yeni yılın ilk günlerinde pek çok şeye zam üstüne zam yapıldı ve tüketim vergileri artırıldı. Son yapılan araştırmalara göre, elimize geçen her 100 liranın 53 lirasını devlete vergi olarak veriyoruz. Peki, bu vergiler ne oluyor, emekçilere geri dönüyor mu? Bunun böyle olmadığını hepiniz biliyorsunuz. İşçi ve emekçilerin vergileriyle elde edilen bütçe gelirleri, çeşitli biçimlerde patronların kasalarına aktarılıyor. 2010 yılı bütçesinde eğitime ve sağlığa ayrılan pay düştü. Bütçenin aslan payı ise, her zamanki gibi silah tekellerine ve savaş harcamalarına ayrıldı.

Kardeşler!

Gözünü kâr hırsı bürüyen patronlar sınıfının ve onların temsilcisi olan hükümetin saldırıları 2010 yılında da hız kesmeden sürecek. Patronlar kıdem tazminatlarımızı elimizden almak için yanıp tutuşuyorlar. Kıdem tazminatlarının gasp edilmesini içeren saldırı yasasını, AKP hükümeti 2010 yılında mecliste kabul ettirmek istiyor. Ayrıca geçen sene yasalaştırılan, ama baskılar üzerine Cumhurbaşkanından dönen Özel İstihdam Bürolarının yeniden yasalaştırılması da gündemde. Eğer bu yasa kabul edilirse işçiler, kurulacak simsarlık büroları tarafından köle gibi alınıp satılabilecek. Patronlar simsarlık bürolarının yasalaşmasını dört gözle bekliyorlar. Simsarlık bürolarının kurulmasıyla sigortasız, sendikasız ve tazminatsız işçi çalıştırmanın önü daha da açılacak, işçi sınıfı elinde kalan kimi haklarını da kaybedecek.

Yani sermayenin saldırıları 2010’da da devam edecek. İşten atmalar, ücretsiz izinler, taşeron çalıştırmanın yaygınlaşması, alınmayan önlemler sonucunda yaşanan iş kazaları, sendikalaşmanın önünün kesilmesi, iş saatlerinin uzaması gibi saldırılarla karşı karşıya gelmeye devam edeceğiz. Bugün işçi sınıfı örgütsüz ve dağınık, bunun için de patronların saldırıları geri püskürtülemiyor. Oysa geçmişte böyle değildi. Evet, 1980 öncesinde Türkiye işçi sınıfı örgütlüydü, birlikte, dayanışma içindeydi ve patronların yüreğine korku salıyordu. İşçi sınıfı, bugün hayal dahi edilemeyen ekonomik ve sosyal kazanımlara sahipti. İşçi sınıfı örgütsüzleşti ve başına ne geldiyse örgütsüzlüğünden gelmeye başladı. Ama umutsuz olmaya gerek yok! Yeniden örgütlenebilir, patronların saldırılarını geri püskürtebilir ve kaybettiğimiz haklarımızı yeniden kazanabiliriz.

Kardeşler!

Her şeye rağmen mücadele eden işçilerin sesi meydanlarda ve fabrika önlerinde yankılanıyor. 2009 yılı boyunca pek çok işyerinde grev ve direniş yaşandı. İşten atılan işçiler verdikleri mücadeleleri kazandılar, patronlara geri adım attırdılar. Kamu emekçilerinin 25 Kasımda gerçekleştirdiği grev, işçi sınıfının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Grev sonrasında hükümet 50’ye yakın işçiyi görevden uzaklaştırdı, ama kamu emekçileri dayanışma grevleri yaparak arkadaşlarını işlerinin başına döndürmeyi başardılar. Binlerce Tekel işçisinin özlük hakları için mücadelesi sürüyor. Kadınıyla erkeğiyle binlerce Tekel işçisi, kara kışın ortasında Ankara’da kararlı bir mücadele veriyor ve onların mücadelesi diğer işçilere de örnek oluyor. Ülkenin dört bir yanında Tekel işçileriyle dayanışma eylemleri çoğalıyor. İşçilerin eylemlerinden korkan sermaye hükümeti ise, Tekel veya İtfaiye işçileri örneğinde olduğu gibi, polis şiddetiyle, gazla ve tazyikli suyla işçileri durdurmaya çalışıyor. Ama tüm saldırılara rağmen işçilerin mücadeleleri devam ediyor. Kamu emekçileri, Tekel işçileri, İtfaiye işçileri ve diğer işçilerin verdikleri mücadeleler ne yapılması gerektiğini de ortaya koyuyor. 2010 yılında patronların ve hükümetin saldırılarına dur demek, krizin bedelini ödememek, kaybettiğimiz haklarımızı yeniden elde etmek istiyorsak örgütlenmeliyiz. Örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz.

15 Ocak 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...
  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...