Navigation

Buradasınız

“Ne Alâkası Var?”

İşçi Dayanışması Bülteni, N0:104

“Ne alâkası var?” Bu cümleyi çok sık duyuyor, çok sık kullanıyoruz. Bazen tepkimizi belli etmek için, bazen yanımızdakine “söylediğin doğru değil” demek için. Ama ya anlamak için? Bu soruyu, toplumda olan biteni, yaşadığımız sorunların altında yatan nedenleri anlamak için soruyor muyuz? Çünkü bize ilişkisiz gelen pek çok olay/mesele arasında bir bağ var.

“Ne alâkası var” sorusunu daha doğru yerlerde, daha doğru şeyler için soralım. Çünkü yaşadıklarımız arasında “alâkanın” ne olduğunu anlamaya başladıkça yaşamımız da dünyamız da değişecek.

Meselâ geçtiğimiz günlerde bir beton mikseri aşırı hız yaparak yol kenarında çalışan işçileri ezerek öldürdü. Pek çok insan olayı duymadı. Duyanların pek çoğu “takdiri ilahi” dedi geçti. Bir kısmı mikserin şoförüne lanetler yağdırdı. Ama gerçekten çok az insan şunları düşündü: Türkiye ekonomisi büyüyor ve dünyanın en büyükleri arasına yerleşiyor. İnşaat sektörü bu büyümede çok önemli bir rol oynuyor. Hızla büyüyen bu sektörde inşaat patronları çok büyük paralar kazanıyorlar. Peki, nasıl sağlıyorlar bu kazançları? Kârlarını büyütmek için kullandıkları malzemeleri ve işçiliği son derece ucuz tutarak. Yani beton ucuza gelmeli. Beton mikserini kullanan işçi de dâhil inşaat işçileri en kısa zamanda en fazla işi yapmalı.

İnsanlar ilk elden beton mikserinin şöförünü hatalı bulurlar. Peki, asıl suçlu gerçekten de beton mikserinin şoförü mü? Acaba “trafik canavarı”nı yaratan başka bir el mi var arkada? İşler baş döndürücü hızla yapılırken, işçilere gerekli eğitimin verilmemesi, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve gerekli denetimlerin yapılmaması ne anlatıyor bize? Ya da şöyle soralım: İşçi ücretlerini düşük tutan, işçilere dinlenmek için zaman bırakmayan, karayollarında işçileri güvenlik önlemleri olmadan çalıştıran patronlar suçlu değil mi? Patronların usulsüzlüklerine göz yuman, denetlemeyen ve hatta iş güvenliği yasalarının kimi maddelerini erteleyerek onların önünü açan hükümet suçlu değil mi? Her ay 150 işçi iş kazalarında yaşamını kaybediyor ama ekonomi ve patronların sermayesi büyüyor. Sonra da hükümet kalkıp “ekonomi büyüyor, Türkiye büyük güç olacak” diyor. Patronlara yeni pazar ve yatırım alanı bulmak amacıyla Ortadoğu’da savaş çığlıkları atıyor, askeri Suriye’ye sürüyor. Bunun üzerini de milliyetçilikle kapatıyor.

İşte, beton mikserinin işçileri ezerek öldürmesi ile ucuz işçiliğin, ucuz işçilikle ekonominin büyümesinin, ekonominin büyümesi ile savaşların birbiriyle böyle kuvvetli bir alâkası var!

Bir örnek daha verelim. Hükümet kıdem tazminatını fona devredeceğini ve bununla hem işçileri hem de patronları memnun edeceğini söylüyor. Sormak gerekmez mi? “Yahu patronlarla işçilerin çıkarları bu kadar zıtken bu uygulama iki tarafı da nasıl memnun edecek?” İşverenler ister ki bir kuruş kıdem tazminatı vermeyeyim, işçi ister ki tazminatımı alayım da işsizken zorda kalmayayım, ihtiyaçlarım için kullanayım. Peki, aslında hükümetin patronların arzularını yerine getirdiği, patronlarla birlikte hareket ettiği, ama işçilere yalan söylediği neden kavranamıyor? Neden işçiler bu yaman çelişkiyi görmüyorlar? Neden hükümetin propagandalarına kanıyorlar?

Aslında bunun nedeni çok basit. Yaşadığımız dünyanın kapitalist efendileri, sermaye sınıfıdır. İşçiler sömürünün nereden kaynaklandığını ve çözümün nerede olduğunu görmesinler diye, patronlar her türlü hileye başvuruyorlar. Çok çalışan, hep susturulan, işsizlikle-açlıkla korkutulan işçiler düşünmeyi, doğru sorular sormayı öğrenemiyor. Olaylar münferit, tesadüf, gelip geçici ya da kader olarak görülüyor. Meselâ iş kazalarında ölümler düzenli olarak artarken, bunun nedenlerini düşünmesi engellenen işçiler, bu ölümlerin kader olduğunu zannetmeye devam ediyorlar. Neden bu kaderin gelip hep işçileri bulduğunu, önlem alınsa işçilerin ölmekten kurtulup kurtulmayacağını sormuyor, düşünmüyorlar. Patronların nasıl olup da işyerlerinde işçilerin canını korumak için sadece “kadere güvendiğini”, önlem almadan işçi çalıştırma hakkını kendilerinde gördüklerini sorgulamıyorlar.

Oysa biz işçiler insanız ve en büyük yeteneğimiz düşünebilmek. Patronlar düşünme yeteneğimizi elimizden almasalar, bizi körleştirmeseler ekmeğimizi küçültemezler, canımızı yakamazlar, bizi sömüremezler. O halde kardeşler, gelin şu “ne alâkası var” sorusunu daha doğru yerlerde, daha doğru şeyler için soralım. Çünkü yaşadıklarımız arasında “alâkanın” ne olduğunu anlamaya başladıkça yaşamımız da dünyamız da değişecek.

2 Aralık 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...