Navigation

Buradasınız

Örgütlü İşçi Güçlüdür ve Kendini Haklı Hisseder

Mart 2014, No:72
Kendisine güvenen işçi, hakları için diğer arkadaşlarıyla bir araya gelmekten ve örgütlenmekten geri durmaz. Eylemlerini haklı ve meşru gören işçiler, patronların kara çalmalarına aldanıp birliklerini bozmazlar. Sonunda kazanan işçiler olur.

İstanbul Hadımköy’deki Greif Çuval fabrikasında çalışan işçiler, 10 Şubatta fabrikayı işgal ettiler. Ağır çalışma koşullarına, uzun iş saatlerine, düşük ücrete ve taşeronluğa karşı çıkan işçiler, talepleri kabul edilmeyince üretimi durdurup işyerini terk etmeme eylemine başladılar. Birkaç gün sonra ise Lüleburgaz’da üretim yapan Zentiva fabrikasının işçileri, arkadaşlarının işten atılmasının önüne geçmek için işyerini işgal ettiler ve patrona geri adım attırdılar. Bu fabrika işgalleri, özellikle 1980 öncesindeki fabrika işgallerini, işçilerin kendilerine olan güven ve haklılığını gündeme getirdi.

Hakkını arayan işçinin kendisini haklı görmesi çok önemlidir. Çünkü kendisini haklı gören işçi, aynı zamanda kendisine güvenmesini de bilir. Kendisine güvenen işçi, hakları için diğer arkadaşlarıyla bir araya gelmekten ve örgütlenmekten geri durmaz. Eylemlerini haklı ve meşru gören işçiler, patronların kara çalmalarına aldanıp birliklerini bozmazlar. Sonunda kazanan işçiler olur.

İşte geçmişteki fabrika işgallerine baktığımızda tüm bu özellikleri görmek mümkündür. Bundan tam 51 yıl önce (1963) Kavel Kablo fabrikası işçilerinin verdiği mücadele, daha sonraki işçi kuşakları için önemli bir miras olmuştur. İşçiler ağır çalışma koşullarına dur demiş ve hakları için greve başlamışlardı. O dönem grev yapmak henüz yasallaşmış değildi. Ancak işçiler grevin kâğıt üzerinde yasal olup olmamasına değil, haklı olup olmadığına bakıyorlardı. Böyle baktıkları için de patronun ve devletin her türlü baskısına, işyerine işçi sokulmak istenmesine karşı mücadele etmekten geri durmadılar. Gece gündüz fabrikanın kapısında nöbet tuttular; çevre fabrikalardaki işçilerin ve işçi ailelerinin desteğiyle mücadele büyüttüler. İşçilerin birliği patrona geri adım attırdı ve patron işçilerin karşısında boyun eğmek zorunda kaldı. Kavel direnişi sonrasında, o güne kadar yasak olan grev, yasak olmaktan çıkartıldı.

Patronların orman kanunlarını dayattığı, ücretlerin düşük olduğu, ama iş saatlerinin 12 saati aştığı o dönemde, işçiler arasında “artık yeter” duygusu egemen olmaya başlamıştı. İşte bu nedenle Kavel işçilerinin elde ettiği başarı dalga dalga tüm işçileri saracaktı. Kavel’den sonra pek çok fabrikada işçiler greve gittiler, olmadı fabrikayı işgal ettiler. Bu işgallerden biri de Derby fabrikasının işgaliydi. Derby patronu, işçilere baskı yapıyor ve mücadeleci bir sendika olan DİSK Lastik-İş’ten istifa ettirmeye çalışıyordu. İşçilerin patrona tepkisi çok sert oldu. 4 Temmuz 1968’de 1600 işçi işyerini işgal etti. İşyerinde bir referandum yapan işçiler, tekrar Lastik-İş’i seçtiler. Altı gün süren işgal sonrasında kazanan işçiler oldu.

Fabrikaların işgal edilmesi ve devamında gelen kazanım işçilere moral ve güç veriyordu. Çalışma koşullarını düzeltmek isteyen işçiler arasında “madem patron taleplerimizi kabul etmiyor, o halde biz de fabrikayı işgal ederiz” düşüncesi hâkim olmaya başlıyordu. Meselâ 16 Haziran 1969’da, Çorum’da bulunan Alpagut kömür madeni işçileri işyerini işgal etmekle kalmadılar. Gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve ücretlerin aylarca geciktirilmesi işçileri canlarından bezdirmişti. 786 işçi harekete geçerek işyerini işgal etti ve yönetime el koydu. Tüm işçilerin yer aldığı İşçi Genel Kurulu oluşturuldu ve bu kurul üretimi yönetecek bir İşçi Konseyi seçti. Üretim 8’er saatlik üç vardiya halinde yeniden planlanmıştı. İşçiler üretiyor, ürettiklerinin hesabını düzenli bir biçimde tutuyor ve kurdukları komiteler aracılığıyla kömürü satıyorlardı. İşbölümüne gidilmişti ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmamıştı. Yüksek maaşlı yöneticilerin işine işçiler tarafından son verilmişti.

Alpagut örneği, patronlar olmadan da işçilerin hem üretip hem de yönetebileceğini gözler önüne seriyordu. “Patronlara ne gerek var” düşüncesi işçiler arasında yayılmaya başlamıştı. İşte bu düşüncenin daha fazla dal budak salmasını istemeyen devlet, 35 gün sonra Alpagut işçilerine müdahale etti ve işçilerin yönetimine el konuldu. Ama Alpagut ve diğer örnekler işçiler arasında dolaşmaya devam ediyordu. Nitekim devam eden gün ve aylarda Türk Demir Döküm ve Sungurlar Kazan fabrikası işçileri işyerini işgal ettiler. Patronlar, işçiler arasında yayılan “biz üretiyoruz, haklıyız ve hakkımızı istiyoruz” düşüncesinin önüne geçemiyorlardı. Mücadele eden işçiler değişiyor, kendilerine güvenleri artıyor ve patronların karşısına alnı ak, başı dik çıkıyorlardı. İşçiler kendileriyle gurur duyuyorlardı. Patronlar yıllarca işçiler arasında egemen olan “biz haklıyız” düşüncesini bastırmaya, işçilerin güven ve gururunu kırmaya çalıştılar. Bunu ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesi sayesinde yapabildiler.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar işçilerin yeniden gururlu bir şekilde ayağa kalkmasını, “biz haklıyız ve sizi istemiyoruz” demelerini engelleyemeyecekler. 12 saatlik çalışma düzeni ve düşük ücretler işçileri canından bezdirmiş durumda. Bu bezginlik mücadeleye dönüştüğü zaman her şey değişecek.

18 Mart 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bugünün egemenleri de tarihi kendi bakış açılarından yazıyorlar. Üstelik ellerinde çok daha gelişmiş ideolojik araçlar var. Filmler, diziler, belgeseller, reklamlar… Hepimizin hayatında tüm bunların büyük bir yeri yok mu? Gelişen teknoloji ve...
  • Uzun yıllardır UİD-DER’in bir parçası olmaktan mutluluk duyan bir tekstil işçisiyim. İşçi sınıfının uzun mücadelelerle elde ettiği haklarına yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Demokratik hakların askıya alındığı tek adam baskıcı...
  • Merhaba İzmir Aliağa Belediyesi’nde direnen emekçiler! Ben İstanbul Avcılar Belediyesi’nde sizlerle aynı sorunları yaşamış olan ve sizin gibi haksızlığa boyun eğmeyip direnen bir işçinin kızıyım. Bu mektubu sizlere, Dayanışma TV’de yayınlanan...
  • Resmi verilere göre enflasyon oranı yüzde 15, işsizlik oranı ise yüzde 13… Bu iki rakamı kolayca telaffuz edebiliyoruz. 15 ve 13… Rakamlar basittir ve rakamların dili soğuktur. Ama bir de o rakamların gerçek hayatta karşılıkları vardır. Meselâ...
  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...