Navigation

Buradasınız

Özgür müyüz?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 132
Özgür bir dünyada yaşadığımız söylenir. Güya herkes istediğini yapmakta özgürdür. Peki, gerçekten öyle mi? Bu düzende özgürce yapabildiğimiz ne var? Mesela çalışmama özgürlüğümüz var mı? Görünüşte var. Öyle ya çalışmamanın bir cezası yok. Peki, bir işçi olarak çalışmama özgürlüğümüzü kullanırsak ne olur? Aç kalır, kiramızı, faturalarımızı ödeyemez, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılayamayız. Kısacası yaşayamayız!

Özgür bir dünyada yaşadığımız söylenir. Güya herkes istediğini yapmakta özgürdür. Peki, gerçekten öyle mi? Bu düzende özgürce yapabildiğimiz ne var? Mesela çalışmama özgürlüğümüz var mı? Görünüşte var. Öyle ya çalışmamanın bir cezası yok. Peki, bir işçi olarak çalışmama özgürlüğümüzü kullanırsak ne olur? Aç kalır, kiramızı, faturalarımızı ödeyemez, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılayamayız. Kısacası yaşayamayız! Bu yüzden değil midir ki pek çok işçi işsiz kalırım korkusuyla işyerindeki baskılara, kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere ses çıkaramıyor. Nâzım Hikmet “Bir Hazin Hürriyet” şiirinde ne güzel anlatmış bu düzende tek özgürlüğümüzün patronlar için köle gibi çalışmaktan ibaret olduğunu:


Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu,

Bir lokma bile tatmadan

Yoğurursun

Bütün nimetlerin hamurunu.

Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,

Ananı ağlatanı Karun etmek hürriyetiyle hürsün!


İşte kapitalist düzende “özgürlüğümüz”! Her şeyi göze alıp çalışma koşullarını ve ücretlerini iyileştirmek için sendikalaşan işçiler var meselâ. Ne de olsa sendikalaşma anayasal bir hak, sendikalaşma özgürlüğümüz var! Peki, sendikalaşan işçilerin başına ne geliyor? Patronlar “işten atma özgürlüklerini” kullanarak işçileri kapı önüne koyuyorlar. Devletin kurumları sendikalaşma haklarına sahip çıkarak direnişe geçen işçilerin soba yakmasını yasaklıyor, onları cezalandırıyorlar. En yakın örnek olarak Flormar işçileri bunları yaşıyor. Peki, çalıştığımız halde yasaları çiğneyerek ücretlerimizi ödemeyen patronları protesto etme özgürlüğümüz var mı? Geçtiğimiz aylarda Ankara TOKİ inşaatında çalışan işçiler iki yıl boyunca ücretlerini ödemeyen TOKİ’yi protesto ettikleri ve ödenmemiş ücretlerini talep ettikleri için gözaltına alındılar ve 320’şer lira para cezası aldılar. Suç işleyen patrondu ama işçiler cezalandırıldı! İZBAN işçileri yasal haklarını kullanarak greve çıktı ama grevleri “şehir içi toplu taşıma hizmetlerini bozucu” olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Hani grev özgürlüğümüz vardı?

Çalışma özgürlüğümüz var. Ama bugün pek çok emekçi kadın çocuğunu bırakabileceği güvenilir, kaliteli, ücretsiz kreş olmadığı için çalışamıyor. Oysa görünüşte kimse kadınlara çalışamazsınız demiyor! Eğitim özgürlüğümüz var. Devlet ya da özel okulu tercih edebiliriz çocuklarımız için. Paran varsa dilediğini seçmekte özgürsün! Yani her şeyde olduğu gibi eğitimde de özgürlüğümüz paramız kadar! Oysa aldığımız ücretler en temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya bile yetmiyor ve işçilerin çok büyük bir kısmı çocuklarını hiç de memnun olmadıkları devlet okullarında okutuyor.

Herhalde herkesin bir kez olsun kurduğu bir hayaldir dünyayı gezmek. Ama en büyük özgürlüğümüz internet üzerinden sanal bir dünya gezisi yapmak olabiliyor ancak! Ya da diyelim ki canımız şöyle güzel bir tatil yapmak istiyor. Alıp başımızı uzaklara gidelim, kafamızı dinleyelim, dinlenelim istiyoruz. Hadi yurt dışına gitmeyelim, vize alma zorunluluğu var. Ama Türkiye’de istediğimiz her yere gidebilme özgürlüğümüz var değil mi? Hem kış hem de yaz tatili yapılabilecek pek çok güzel yer var ülkemizde. Tatil yapma özgürlüğümüzü kullanabileceğimiz maddi olanaklarımız var mı? Bugüne kadar gezip görebildiğimiz şehirleri gözden geçirelim. Bir elin parmaklarını geçebilen var mı? İstanbul’da yaşayıp da bir kez Boğaz kenarına gidememiş binlerce emekçi var! Ailece dışarıda bir yemeğe, sinemaya gidemeyen milyonlarca işçi var!

Gelin bir de patronların özgürlüklerine bakalım. Çocuklarını istedikleri özel okullarda okutabiliyor, canları ne zaman isterse yurt dışına tatile gidebiliyorlar. Sadece fabrikaların sahibi olmalarına dayanarak kendileri üretmedikleri halde çalıştırdıkları işçilerin yarattığı zenginliğe el koyuyorlar. Şimdi soralım kendimize. Bu düzende kim özgür, kim değil? Patronların özgürlükleri için işçilerin özgürlüklerinin elinden alındığı bir düzende yaşadığımız açık değil mi?

Kardeşler, kapitalist sömürü düzeninde özgürlük alanlarımızı genişletmek için birlikte mücadele etmek zorundayız. Gerçek özgürlük içinse yapmamız gereken patronların sömürü düzenine son vermektir.

24 Mart 2019

Son Eklenenler

  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...
  • İş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerin başında inşaat sektörü geliyor. İnşaat sektörü işçilerin sendikasız ve güvencesiz çalıştırıldığı sektörlerin başında geliyor. Yevmiye usulü ve çoğunlukla sigortasız çalıştırılan işçiler taşeron firmaların...
  • ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz...
  • AKP iktidara geldiği günden beri işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp etmeye yönelik her girişimi “müjde” diye sundu. Kıdem tazminatını yok etme planını bu kez Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında gündeme getirmiş bulunuyor. Sendikalar,...
  • Koronavirüs vesilesiyle kaldırılan toz bulutunu fırsat bilen AKP hükümeti, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatını kurulacak bir fon yoluyla yok etmeye çalışıyor. Sermaye sahipleriyle kol kola giren siyasi iktidarın bu planına...

UİD-DER Aylık Bülteni