Navigation

Buradasınız

Sermaye Partilerinin Vaatlerine Kanmayalım! Emekten, Demokrasiden, Özgürlükten Yana Adayları Destekleyelim!

Patronların Oyununa Gelme, Düzen Partilerine Oy Verme!

Mayıs 2011, No: 38

Kardeşler! 12 Haziranda yapılacak genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, sermaye partileri kıran kırana bir rekabete tutuşmuş bulunuyorlar. Bu seçim sıradan bir seçim olmayacak, çünkü seçimlerden sonra yeni bir anayasanın hazırlanması gündeme gelecek. Bu anayasayla birlikte devlet iktidarı yeniden paylaşılacak. Sermaye partileri, siyasal iktidarın paylaşımında belirleyici olmak için seçimlerden yüksek oyla çıkmak istiyorlar. Bu nedenle kirli taktiklerin, vaatlerin ve yalanların haddi hesabı yok! Seçim arabaları bangır bangır işçi-emekçi mahallelerinde turluyor; televizyon, radyo ve gazetelerde reklam üstüne reklam yayınlanıyor. Parti liderleri meydanlarda birbirlerine küfür ediyorlar. AKP ve MHP milliyetçilik yarışına girerek Türk emekçilerini Kürt kardeşlerimize karşı kışkırtıyor. AKP, CHP ve MHP gibi sermaye partileri, bu partilerin liderleri ve adayları yemin billâh bizi düşündüklerini söylüyorlar. Her türlü hile hurdaya başvurarak ve gözümüzün içine bakarak yalan söylüyorlar. Oysa hepimiz çok iyi biliyoruz ki, gerçek amaçları işçi-emekçi kitlelerin derdine derman olmak değil, oy kapmaktır.

Her seçim öncesinde sermaye partileri, işçi-emekçi halka adeta “cennet” vaat ediyorlar. Ama bir dahaki seçimlere kadar, “baş tacı edeceğiz” dedikleri halkı unutuyorlar. Geride bıraktığımız yıllar içinde işsizlik ve yoksulluk arttı, işçilerin alım gücü geriledi, çalışma temposu hızlandırıldı ve iş saatleri fiilen uzatıldı, iş kazaları ve iş cinayetleri durmak bilmedi! Tüm bunlara neden olan kapitalist sömürü sistemidir. Ve şimdi bu kapitalist sömürü sistemini savunan sermaye partileri oy almak için vaatlerini sıralıyorlar: Kanal İstanbul diyorlar, yeni şehirler kuracağız diyorlar, Aile Sigortası diyorlar, Hilal Kart diyorlar, taşeronlaştırmayı bitireceğiz diyorlar, işçiyi, çiftçiyi, öğrenciyi rahat ettireceğiz diyorlar. Vaatler torbasından çıkarmadıkları tavşan yok. Bir sihirbaz gibi gözümüzü bağlamaya ve bizi aldatmaya çalışıyorlar. Bir taraftan “şöyle yapacağız, böyle yapacağız” diyorlar, ama öte taraftan en temel nitelikteki demokratik hakların karşılanması için kıllarını dâhi kıpırdatmıyorlar. Yıllardır işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engeller yerinde duruyor, sendikal örgütlenmeyi kırmak için getirilen %10 işkolu barajı kaldırılmayı bekliyor. Anti-demokratik yasalar olduğu yerde duruyor, Kürt halkının ve Alevilerin demokratik talepleri karşılanmıyor, başörtüsü yasağı sürüyor.

Seçimler için “demokratik yarış” diyen sermaye partileri yalan söylüyorlar. İşçilerden, ezilen ve sömürülenlerden yana adayların seçimlere katılmaları, seslerini duyurmaları engelleniyor. Sömürücü ve baskıcı düzeni eleştiren, karşı çıkan, daha fazla hak ve özgürlük talep eden aday ve partilerin seçimlere katılmasının önünde bin bir türlü engel var. Örneğin demokrasiden dem vuran AKP, %10 seçim barajını kaldırmaya yanaşmıyor. %10’luk seçim barajı, devletin yalnızca bu barajı geçen partilere para yardımı yapması, bağımsız milletvekili adaylarından 7 bin lira başvuru harcı alınması, ezilenlerden ve sömürülenlerden yana adaylara maddi imkân sunulmaması ve hatta yasaklarla önlerinin kesilmesi, televizyon kanallarında ve gazetelerde bu adaylara yer verilmemesi söz konusu engellerden yalnızca bir kaçıdır.

Seçimlerde halkçı, işçi ve emekçi dostu görünen sermaye partilerinin hepsi özünde işçi düşmanıdır. Siyasetleri sermaye sınıfının, TÜSİAD ve MÜSİAD gibi patron örgütlerinin, sömürücülerin, para babalarının çıkarlarını savunan siyasettir. İşçileri bölen, sahte vaatlerle kandıran, kendi çıkarlarına alet eden bu sermaye partilerinden işsizliğe ve yoksulluğa çözüm bulmalarını, gerçek anlamda demokratik hak ve özgürlüklerin önünü açmalarını beklememeliyiz. Bugüne kadarki tüm hükümetler gibi AKP de işçi sınıfının haklarına saldırdı, gelecek olan hükümet de “işçi dostu” olmayacak! Mezarda emeklilik yasası, eğitim ve sağlığın paralı hale getirilmesi, işsizlik fonunun yağmalanması, esnek çalışmanın yaygınlaştırılması patronlara sunulan hizmetlerden sadece bazılarıdır. Sırada ise seçim sonrasına ertelenen kıdem tazminatlarının kaldırılması var.

Her seçim sonrasında işçiler arasında şu konuşmalar olur: “Elim kırılsaydı da bunlara oy vermeseydim...” Ancak örgütsüz ve çıkışsız işçi kitleleri ne yazık ki, her seçim döneminde düzen yanlısı partilere yöneliyorlar. Oysa sermaye partileri biz işçilerin temsilcisi olamaz. Patronlar ve onları temsil eden hükümetler, işçi sınıfı mücadele etmeden ona babalarının hayrına haklar tanımazlar. Ekonomik, sosyal ve demokratik hakların kazanılması ve genişletilmesi ancak işçi-emekçi kitlelerin mücadelesiyle mümkündür. 12 Eylül anayasasının yırtılıp çöpe atılması, sendikal ve siyasal yasakların kaldırılması, demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, Kürt halkının ve Alevilerin demokratik taleplerinin karşılanması için mücadeleyi yükseltmek gerekiyor. Türk ve Kürt işçiler arasında kardeşliğin sağlanması için, ezilen Kürt halkının demokratik taleplerine sahip çıkmak, milliyetçi ve şovenist kampanyaya karşı durmak Türkiye işçi sınıfının boynunun borcudur. Dolayısıyla düzen partilerinin vaatlerine ve milliyetçi politikalarına kanmayarak, Kürt halkının demokratik taleplerini sahiplenen, emekten, demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana tutum alan, bu talepleri mecliste dile getirecek olan adayları destekleyelim.
15 Mayıs 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...