Navigation

Buradasınız

Taşeronluk Sisteminin Doğurduğu Sorunlar

Mayıs 2011, No: 38

Patronların kârlarına kâr katan, işçileri alabildiğine örgütsüzleştiren taşeronluk sistemi her geçen gün yaygınlaşıyor. 4857 sayılı iş kanunun ikinci maddesiyle “alt işveren” adı altında yasallaştırılan taşeronlaştırma sistemi, kamudan özel sektöre kadar her işyerinde işçilerin karşısına çıkıyor. Bir işyerinde işin tamamının veya bir kısmının belli bir süre ile asıl işveren tarafından alt işverenlere yaptırılması anlamına gelen taşeronlaştırmayla, aynı firmada çalışan işçiler bölünüyor. Geçtiğimiz aylarda AKP hükümeti tarafından meclisten geçirilen “torba yasa”yla birlikte, patronların işçiler üzerindeki sömürüsünü arttıran taşeronluk sisteminin kapsamı daha da genişletilmiştir. Bu yasayla birlikte taşeron firmalar işyerlerinde asıl işleri de yapabilecek yetkiye kavuşmuş oldular. Kapsamı genişletilen taşeronluk sistemi işçilere birçok sorun yaşatmaya devam ediyor.

Taşeronluk sisteminin hâkim olduğu işyerlerinde, işçilerin yaşadığı ortak sorunların başında örgütlenmenin önündeki engeller gelmektedir. Gerek kamu gerekse özel sektörde taşeronlaştırmayla birlikte sendikasızlaştırma saldırısı hızlanmıştır. Kamu sektöründe, özellikle de belediyelerde ve hastanelerde taşeron şirketler oldukça yaygındır. İşçiler eskiden belediyelerin ya da hastanelerin kadrolu işçisi olarak çalışırken, bu sistemle birlikte çeşitli taşeron şirketlere bağlı olarak çalışmaya başlamışlardır. Taşeron patronları belli süreli iş sözleşmeleriyle işçileri işe almakta, ihalelerle sözleşme sürelerini her yıl yenilemekte, işçilerin sendikalaşması durumunda ise derhal firma ismini değiştirerek işçilerin örgütlenmesine darbe vurmaya çalışmaktalar.

İş kanunlarının dahi uygulanmadığı taşeron firmalarda, işçilerin çalışma koşulları, mesai ücretleri, sosyal hakları taşeron patronunun iki dudağı arasındadır. Taşeron firmalarda günlük çalışma saati 12 saat ve üzerine kadar çıkmaktadır. Düşük ücretin alabildiğine yaygın olduğu taşeron şirketlerde, fazla mesai ücretleri de genellikle ödenmemektedir. Servis, sigorta, ara dinlenmesi gibi hakların genellikle verilmediği taşeron şirketlerde işçiler, haksızlıklara karşı sesi soluğu çıkmayan robotlara dönüştürülmek isteniyor. Beri taraftan taşeron patronları, iş sözleşmelerinde utanmadan işçilere peşinen “ücret, tazminat vb. hiçbir alacağım yoktur, işten kendi rızamla ayrılıyorum” türü dilekçeler imzalatmaktan geri durmuyorlar.

Taşeronluk sisteminin hayata geçmesiyle birlikte iş kazaları da giderek artış göstermiştir. Genellikle ya işçilere hiçbir koruyucu ekipman sağlanmamakta ya da son derece kalitesiz ve göstermelik ekipmanlar verilmektedir. Gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı bu koşullarda iş kazaları da kaçınılmaz olarak artmaktadır. Kısa yoldan, işçileri iliklerine kadar sömürmenin bir yolu olan bu taşeronluk sisteminde, taşeron patronları işçilere iş elbisesi, temiz içme suyu, eldiven ve koruyucu malzeme dahi vermemektedirler. Tuzla tersaneler bölgesi dâhil, taşeronluk sisteminin yaygın olduğu her alanda iş kazalarında büyük bir artış söz konusudur. Yalnızca Tuzla tersanelerinde 150’ye yakın işçi kardeşimiz yaşamını kaybetti ve yüzlercesi yaralandı.

Fakat taşeronluk sistemi karşısında işçiler çaresiz değildirler. Taşeronluk sisteminde işçilerin örgütlenmesi zordur, ama imkânsız da değildir. Örneğin, bu duruma yenik düşmeyen Tuzla’daki Kampana Deri işçileri, hem taşeron firmada hem de ana firmada örgütlenmeyi başardılar ve önemli bir örnek oluşturdular. Keza taşeron şirkete ve ana şirkete bağlı olarak çalışan UPS Kargo işçileri TÜMTİS sendikasında örgütlendiler. Aylar süren bir direnişin ardından, sendika üyeliğini koruyarak işe geri dönmeyi başardılar. Kimi hastanelerde ise taşeron şirketlerde çalışan işçiler, verdikleri mücadele sayesinde hem işlerini kordular hem de sendikaya üye oldular. Bu örnekler de bize gösteriyor ki, taşeron işçilerin yaşadıkları sıkıntılar karşısında örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka bir seçenekleri yoktur. Önemli olan işçilerin birliğidir. Birleşen ve mücadele eden işçiler her türlü engeli aşmasını da bileceklerdir.

15 Mayıs 2011

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...

UİD-DER Aylık Bülteni