Navigation

Buradasınız

Savaşa ve Krize Karşı Örgütlenelim, Mücadele Edelim!

Ocak 2009, no:10

2009’a kapitalizmin derinleşen ekonomik krizinin yanı sıra Filistin halkı üzerine yağdırılan bombalarla girdik. Filistin halkı Gazze’de katil İsrail devleti tarafından katlediliyor. Filistin halkı ağlıyor. Aç, ilaçsız, yaralı ve çaresiz… On yıllardır Filistin halkının üzerine yağmurdan çok bomba ve kurşun yağıyor. Şu ana kadar 1000’in üzerinde Filistinli öldü, binlercesi yaralandı. Katil İsrail devletinin çocuk, yaşlı, kadın demeden giriştiği katliamı dünya devletleri gözlerini kapatmış seyrediyorlar. “Özgürlük” ve “demokrasi”yi dilinden düşürmeyen, bu bahaneyle Afganistan ve Irak’ı yerle bir eden ABD emperyalizmi İsrail’i destekliyor! Emekçi kitlelere “barış” projesi olarak sunulan Avrupa Birliği, utanmadan İsrail’in savunma hakkından dem vuruyor! Arap devletlerinin başındaki despotik yönetimler koltuklarını korumak için ABD ile işbirliği yapıp İsrail’in gerçekleştirdiği katliama sessiz kalıyorlar.

Türkiye ise, bu haksız savaşı Ortadoğu’da bölgesel güç olmak için kullanıyor. Başbakan Erdoğan İsrail’e esip gürlüyor, ama Filistin halkının üzerine bomba yağdıran İsrail uçakları tatbikatlarını Konya ovasında yapıyorlar. Türkiye, ABD’den sonra İsrail’in en yakın müttefiki konumundadır. Türkiye ile İsrail arasında birçok askeri anlaşma var. Türkiye’nin egemenleri tam bir ikiyüzlülük içerisindedirler. İsrail’e karşı esip gürleyenler neden askeri anlaşmaları bozmuyorlar?

Tüm ezilen halklar gibi, Filistin halkının da gerçek dostu dünya işçi ve emekçi sınıflarıdır. Dünyanın her köşesinde işçi ve emekçi kitleler İsrail katliamına karşı tepkilerini ortaya koyuyorlar. Kendi hükümetlerine katliama engel olmaları için çağrıda bulunuyorlar. Bu haksız savaşın son bulması ve Filistin halkının özgürlüğe kavuşması için, dünya işçi sınıfının harekete geçmesi gerektiği açıktır. Sendikalar da dahil olmak üzere tüm işçi sınıfı örgütleri soruna sahip çıkmalıdır. Dünya ölçeğinde milyonlarca üyesi olan sendikalar, İsrail’i kınamaktan öteye adımlar atmalıdır.

Çürüyen kapitalist sömürü düzeni insanlığa her geçen gün yeni felâketler getiriyor. Savaş, kriz, açlık ve yoksulluk günlük hayatın bir parçası haline geldi. Dünya ölçeğinde krizden dolayı milyonlarca işçi işten atıldı. Tüm devlet olanaklarını kapitalistleri iflastan kurtarmak için kullanan egemenler, işçilerin yaşam koşullarını düzeltmek bir yana, onlardan toplanan fonları da patronlara peşkeş çekiyorlar.

Türkiye’de de her geçen gün kapının önüne konulan işçilerin sayısı artıyor, hak gaspları yaygınlaşıyor. Yeni yılla birlikte sermayenin işçi sınıfına dönük saldırıları daha da artacak. 2009 yılı bütçesini açıklayan Başbakan, “milletimiz kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız” sözleriyle göz boyamaya çalışıyor. Bütçe tümüyle sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet edecek bir şekilde hazırlanmıştır. Oysa bütçeyi oluşturan vergiler esas olarak işçi sınıfından kesilmektedir. Buna karşın, işçilerin çıkarına herhangi bir düzenleme yapılmamıştır ve yapılmamaktadır. Eğitim ve sağlık paralı hale getirilmiştir. Sudan elektriğe, doğalgazdan akaryakıta değin her şey aşırı zamlanmıştır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, AKP hükümeti IMF ile yeni bir anlaşma yapma hazırlığındadır. Alınacak paranın kapitalistlere aktarılacağı ise bir sır değildir. Ve elbette AKP, bu borcun geri ödenmesi için bir kez daha elini işçi sınıfının cebine atacaktır.

Tüm bunlara karşı, yani savaşın ve krizin getirdiği yıkımı durdurmak için örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz. Başka çaremiz olmadığı bir gerçektir. Dünyanın birçok köşesinden mücadele kıvılcımları çakılıyor. Komşumuz Yunanistan’da işçiler ve öğrenciler ayakta… Türkiye’de ise işten atılan işçilerin fabrika işgalleri ve direnişleriyle mücadele büyüyor. Krizin faturasını ödememek ve patronlara ödetmek için her işyerinde mücadeleye girişmeli ve mücadelelerimizi birleştirmeliyiz. İşçiler ancak örgütlüyseler güçlüdürler. Patronların saldırılarına karşı ortak bir mücadele vermeliyiz. Krizin geçici olduğunu düşünmek, “beni vurmaz” diye düşünmek saflık olur. Mücadeleden geri durmak demek, işten atılmayı, açlık ve sefalete itilmeyi kabul etmek demektir. Bunu kabul edecek miyiz?

18 Ocak 2009

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...
  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir. İktidar, gündemi olağanüstü temelde oluşturarak gerçek sorunları toplumun gündeminden düşürmeye, üzerine kalın bir örtü...
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...

UİD-DER Aylık Bülteni