Navigation

Buradasınız

Sokağa Çıkma Yasağı ve Starlink Havadisi

Küçücük bir serçe gagasını kurumuş sokak musluğunun ağzına sürtüyordu. Musluğun son damlasının bıraktığı lekenin içinde bir miktar tuz vardı. Kuş tuzun dilinde bıraktığı acıyla kafasını yukarı kaldırdı. Koyu yeşil yaprakların arasından güneşin parlattığı bulutlar ve mavi gökyüzü ile sessizce bakıştılar. Sabah güneşinin ısıttığı yaprağın üzerindeki şebnemler birleşip yere doğru hareketlenince havalandı kuş. Damla yerdeki çimlere düşmeden kuşun midesine indi. Aynı anda birden fazla noktada ötüşmeler başladı. Belli ki yalnız değildi. Üstelik her baharda buralarda, tam da bu sokakta olmayı çok seviyorlardı.

Küçücük bir serçe gagasını kurumuş sokak musluğunun ağzına sürtüyordu. Musluğun son damlasının bıraktığı lekenin içinde bir miktar tuz vardı. Kuş tuzun dilinde bıraktığı acıyla kafasını yukarı kaldırdı. Koyu yeşil yaprakların arasından güneşin parlattığı bulutlar ve mavi gökyüzü ile sessizce bakıştılar. Sabah güneşinin ısıttığı yaprağın üzerindeki şebnemler birleşip yere doğru hareketlenince havalandı kuş. Damla yerdeki çimlere düşmeden kuşun midesine indi. Aynı anda birden fazla noktada ötüşmeler başladı. Belli ki yalnız değildi. Üstelik her baharda buralarda, tam da bu sokakta olmayı çok seviyorlardı.

Güneşli bir bahar sabahındaydık. Sokağa çıkma yasağı vardı. Dışarıda iki kedi çığlık çığlığa... Tüm sokak uyuyor. Korona salgını ile korkutulmuş insanlar oldukça sessizler... İki kedi ve birkaç saksağan sokağın sahipleri gibi boş boş turluyorlardı. Sessizliğe alışık olmayan birkaç ihtiyar da küçücük balkonlarından sokağa bakıyorlardı. Şaşırmış gözleri kendini metrelerce uzaktan belli ediyordu. Zemin kattaki dairelerden birinin aralıklı penceresinden oldukça etkileyici bir ses, önce dışarıya oradan da benim açık penceremden mutfağıma giriyordu.

Heyecan tonlamalarıyla dolu bir sesti bu. Adamın her vurgusu tonlarca adrenalin değerindeydi. Adeta heyecan sosuna bulanmıştı. Sözcükleri özenle seçilmişti. Komşumuzun sürekli çalışan televizyonu yine davetsizce girmişti içeri. Anlatıcı kendince harika olan bir projeden bahsediyordu; “Starlink projesi” Gökyüzüne 42 bin uydu gönderilecekmiş. Son zamanlarda akşamları gökyüzünde tren vagonları gibi sıralanmış ışık kaynakları görebilirmişiz. Adam derin bir sesle; “sakın korkmayın” diyordu. Onlar uzaylı değil, Elon Musk’ın biz insanlığa armağanıymış! İnsanların daha sağlıklı ve hızlı iletişim kurabilmesi için geliştirilmiş bir uydular ağı projesiymiş, yani televizyon öyle diyor. Milyon dolarlar değerindeki bu proje sayesinde iletişim hızı artacak ve internet maliyetleri düşecekmiş. Üstelik bu uyduları eğer isterlerse ülkelerin silahlı kuvvetleri de kullanabilecekmiş. Elon Musk’ın bu projesinden cesaret alan dünyanın en zengin adamı, Amazon denilen alışveriş sitesinin sahibi Jeff Bezos da havaya uydu göndermeye başlamış. Üstelik rekabet iyi bir şey olduğu için bu güzel bir habermiş! Anlatıcının müjde tonlu sesi aniden kesildi.

Şimdi camıma vuran ses çeşitli markaların reklamlarıydı. Bu davetsiz misafirden öğrendiklerim daha önceleri beni oldukça fazla heyecanlandırabilirdi. Ama yaklaşık 20 gündür işsiz olan benim için bu adamın sesi de aktardıklarının içeriği de düşük dozdaydı. Oysa gün içerisinde arayacağından emin olduğum ev sahibimin sesi de aktardıklarının içeriği de ailemin çokça şahit olduğu üzere benim için oldukça yüksek dozda adrenalin içeriyordu. Bu ay ancak yarım kira ödeyebildim. Ev sahibi parasını istiyor, “istersen çık evimden” diyordu.

Kafamda deli sorular, kızgınım. Duvarları rutubet kokan odamda volta atıyorum. Evimin bu soğuk, nemli duvarları da duymuş mudur acaba çağın proje müjdesini? Uydular sayesinde iletişim hızı arttığında ev sahibim beni ararken daha mı az bekleyecek telefonda? Hızlıca küfrü basıp işine mi dönecek? Bankaların kredi borçlarım yüzünden bana yolladığı sms’ler daha mı hızlı acıtacak canımı? Peki ya ordular mevzusunu ne yapmalı? Bu ordular mevcut teknolojinin neyini hayrımıza kullandılar? İyiden iyiye öfkelenmiştim televizyondan yükselen sese de o sesin geçek sahibine de… Pencereyi örttüm. Telefonuma indirdiğim İşçi Dayanışması gazetesinin 145. sayısını okumaya koyuldum. Ve bu güneşli Pazar sabahı bir kez daha kararımı verdim. İşçi ve emekçilerin sömürüldüğü, aptal yerine konduğu kapitalizmi yok etmeliyiz. Yerine tüm teknolojileri insanlığın yararına kullanacak bir sistem inşa etmeliyiz. Bu fikrimi birilerine anlatmalıydım. Sokağa çıkma yasağı olabilir ama komşuya gitme yasağı henüz getirilmedi. Haydi başlayalım.

6 Mayıs 2020

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Koronavirüs bahanesiyle hız kazanan hak gaspları ve saldırılar tüm dünyada işçilerin hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Daha şimdiden milyonlarca işçi koronavirüs bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı, işten atıldı. Sözde koronavirüse karşı...
  • Koronavirüs yaygarasının giderek daha çok koparıldığı Latin Amerika ülkelerinde emekçilerin öfkesi de büyüyor. Karantina günlerinin uzatıldığı, emekçilerin işsiz kaldığı, açlığın arttığı ülkelerde yaratılan korku atmosferine rağmen işçiler mücadele...
  • Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya...
  • Dünya işçi sınıfı mücadelesinin en şanlı günü olan 1 Mayıs geride kaldı. Biz işçilere yaşatmamaya çalıştılar gerçi bu şanlı günü, kapitalist sistemin efendileri insanları evlerine hapsederek tekrardan hatırlamayalım istediler mücadele azmimizi,...
  • Kapitalistler koronavirüs bahanesiyle baskıları arttırmaya devam ediyorlar. En son 1 Mayıs’ta sorunlarımızı meydanlarda haykırmamıza engel oldular. Gelecek kaygımız git gide büyüyor ve düzgün bir eğitim alamıyoruz. Krizi virüs örtüsü altına...
  • İşçi sınıfının geçmişinde hep mücadeleler olmuştur. Egemenlerin saldırıları da olmuştur. 1977 1 Mayıs’ı da buna örnektir. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de 34 işçi katledildi. Katiller egemenler tarafında cezalandırılmadı. Her ne kadar unutturmaya...
  • Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve patronlar yine krizin faturasını işçilere kesiyorlar. Bu da milyonlarcamızın işsiz kalmasına neden oluyor. Böyle bir durumda bile teşvikler, destekler yine patronlara akıyor. İşçilerin maaşlarından kesilen...
  • Yaşadığım mahallede yaklaşık on gündür sokaktan geçen ve bağıran insanların seslerini duyuyorum. Bir sütçünün ya da bir hurdacının sesi değil bu sesler. “Açım!” diye bağıran insan sesleri… “Açım ablalar, açım abiler... Ne olur yemek verin, bir parça...
  • Dünya egemenleri, kapitalist sistemin krizini gizlemek için koronavirüs salgınını adeta bir örtü olarak kullanıyorlar. Her fırsatta ekranlardan boy gösterip “sosyal mesafeye” dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Sözde alınan önlemler kapsamında...
  • Pandemi bahanesiyle milyonlarca Amerikalı işini kaybetmeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığının verilerine göre dönemsel olarak görülen işsiz sayısının dışında Mayıs ayının ikinci haftasında 3 milyon kişi daha işini kaybetti. Böylelikle Mart ayının...
  • Sosyal Güvenlik Kurumu 7 Mayısta özel bir genelge yayınladı. Bu genelgeyle Covid-19’un iş kazası ya da meslek hastalığı kapsamında sayılmayacağı bildirildi. Yani bu genelgeye göre çalışırken işyerinde, fabrikada Covid-19’a yakalanan işçiler için iş...
  • Tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da emekçi kitleler çok zor günlerden geçiyor. İşçiler işsizlikten açlıktan, yoksulluktan intihar ediyor. İşçi ailelerinde ekonomik sorunlar nedeniyle şiddet artıyor, psikolojiler bozuluyor. Sefaletin kör...
  • 2020 1 Mayıs’ını koronavirüs korkutmasının gölgesinde bırakmayan UİD-DER, hem internet sitesiyle hem de İşçi Dayanışması bülteniyle işçilere moral ve güç verdi. Koronavirüsten başka bir şey konuşulmadığı, insanların bırakın meydanlara evinin önüne...