Navigation

Buradasınız

Yıllık İzinler ve Haklarımız

Temmuz 2011, No: 40

Her yıl yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte yıllık izinler gündemimize daha fazla girer. Uzayan iş saatlerinin üstüne bir de fazla mesailer binince posamız çıkartılır. Dinlenebilmek, uzun zamandır bir araya gelemediğimiz akrabalarımızı görebilmek için çoğu zaman yıllık iznimizi iple çekeriz. Ama patronlar, yıllık izinleri işçilerin istediği şekilde değil de kendi istedikleri şekilde kullandırtmak istiyorlar. Bu nedenle bir yıllık yorgunluğu üzerimizden bir nebze de olsa atabileceğimiz yıllık izinlerimiz bölünür ve iç edilir. Oysa patronların buna hakkı yok. Yasalarda yer alan haklarımız da bu yöndedir. 4857 sayılı iş yasasında yıllık izin konusunun yasal çerçevesi çizilmiş, Çalışma Bakanlığının yayınladığı “Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği” de konuyu daha ayrıntılı biçimde ele almıştır.

4857 sayılı iş yasasına göre, deneme süresi de dâhil olmak üzere işe başladığımız tarihten itibaren bir yılı doldurduğumuzda yıllık izin kullanma hakkını elde ederiz. Kullanacağımız izin süreleri çalıştığımız yıl süresine bağlı olarak değişmektedir. Buna göre:

  • 1 ilâ 5 yıl (5 yıl dâhil) çalışanlara 14 işgünü, 5 ilâ 15 yıl arası çalışanlara 20 işgünü, 15 ve daha üstü yıl çalışanlara ise 26 işgünü ücretli izin verilir. 18 ve daha düşük yaştaki işçiler ile 50 ve daha yukarı yaştaki işçilerin kullanacağı yıllık ücretli izin süreleriyse 20 işgününe kadar verilir.  

Yıllık izin günlerine hafta tatili, genel tatil ya da ulusal bayram günleri dâhil edilmemiştir. Yıllık iznimizi kullanırken, izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerini de izin sürelerimize ekleriz. Yıllık izin süreleri sendikalı işyerlerinde toplu sözleşme ile artırılabilir. İzin sürelerini belirlenen günlerden daha az kullandıran patrona, her bir işçi için 219 lira para cezası kesilir.   

Ayrıca iznimizi şehir dışında geçireceğimizi belgelendirerek işyerine bildirdiğimizde de, patron 4 güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır. Yıl içerisinde verilmiş bulunan ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izinden düşürülemez. İzin süremizde ücretimiz tam olarak ödenir ve kesinti yapılamaz. Yıllık izin dönemine ilişkin ücretimizin bir kısmı ya da tamamı, izne çıkmadan önce verilmek zorundadır. Ücretli izni eksik ödeyen patrona, bu durumda olan her bir işçi için 219 lira para cezası kesilir.

Yıllık izin bölünemez. Yani patron, işçinin onayını almadan yıllık iznimizi parça parça kullandıramaz. İşçinin rızası alınarak ve bir bölümü 10 günden az olmamak kaydıyla yıllık izin en çok üçe bölünebilir. İzin sürelerini kanuna aykırı bir biçimde bölen patrona bu durumda olan her bir işçi için 219 lira para cezası kesilir. Herhangi bir nedenle yıl içerisinde kullanılmayan izin hakkımız yok sayılamaz. O yıl içerisinde ya da sonraki yıl içinde kullandırılması gereklidir. Patronun hangi nedenle olursa olsun, işçinin hak kazandığı o yıla ait ya da geçmiş yıllara ait izin hakkını yok sayacak herhangi bir sözlü ya da yazılı uygulaması yasal değildir. İşçi, ücretli izin hakkından mahrum bırakılamaz. İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerinin ücreti tazminat hesabına dâhil edilerek işçiye ödenir.  

Yıllık izinler, tatil yapmasak bile, tüm bir yılın yorgunluğunu atmanın, kendimizi kurulmuş bir robot gibi değil, insan gibi hissetmemizin bir vesilesidir. Çoğu zaman tempolu çalışmaktan, her geçen gün uzatılan iş saatlerinden dolayı yaşamı yalnızca çalışmak olarak görüyoruz. Hatta boş kaldığımızda ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Fabrikalar, işyerleri evimizden daha çok zaman geçirdiğimiz yerler oluyor. İnsan olduğumuzu hissedebilmek, sevdiklerimize zaman ayırabilmek için örgütlü mücadeleyi yükseltmekten başka şansımız yok. Yıllık izin hakkımızdan vazgeçmeyelim, bu hakkımızı patronlara yedirtmemek için mücadele edelim.

15 Temmuz 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.
  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....