Navigation

Buradasınız

12 Eylül’ü Unutma, Unutturma!

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden tam 35 yıl geçti. Darbenin amacı örgütlü ve bilinçli işçi sınıfının örgütlerini ezmek, işçi sınıfını güçsüz ve moralsiz bırakmaktı. Çünkü o zaman geniş emekçi yığınlar toplumsal değişim istiyordu; sömürüsüz bir dünya özlemi için mücadele veriliyordu. Patronlar sınıfı ise, kapitalist sömürü düzenini sağlamlaştırmak; toplumsal değişimi durdurmak, başı dik işçilerin örgütlülüğünü ve gururunu kırmak istiyorlardı. İşte 12 Eylül darbesi bu amaçla yapıldı.

12 Eylül darbesinden sonra, büyük patronlardan Halit Narin, “bugüne kadar işçiler güldü, artık gülme sırası bizde” demekten kendini alamıyordu. Vehbi Koç, darbenin lideri faşist Kenan Evren’e mektuplar yazıyor, işçilere haddini bildirdikleri için teşekkür ediyordu.

12 Eylül faşist darbesiyle tepeden tırnağa baskıcı bir rejim kuruldu. Anayasa ve yasalar toplumu hareketsiz bırakacak şekilde hazırlandı. Demokratik hak ve özgürlükler ortadan kaldırıldı. Getirilen yasalarla sendikaların örgütlenmesinin önüne büyük engeller kondu, grev yapılması neredeyse imkânsız hale getirildi. Çünkü patronlar işçilerin sendikalaşmasını ve grev yapmasını istemiyorlardı. Grev işçilerin üretimden gelen gücünü kullanması ve gücünün farkına varmasıydı. Meselâ 1980 öncesinde DİSK Maden-İş’in öncülüğünde yürütülen grevler sonucunda işçiler önemli haklar kazanmış ve diğer sektörlerdeki işçilere de örnek olmaya başlamışlardı. 12 Eylül sabahında sadece patron örgütü MESS’e bağlı 74 işyerinde 30 binden fazla metal işçisi grevdeydi.

Darbeyle birlikte işçi sınıfının ekonomik ve sosyal kazanımlarına büyük bir darbe vuruldu. Örgütlü güçlerini kaybeden işçi sınıfı, patronların saldırılarına dur diyemedi. En basitinden; bugün sendikasızlaştırma alıp başını gitmişse, taşeronluk sistemi oturtulmuşsa, güvencesiz ve güvenliksiz çalışma koşulları hâkim kılınmışsa, iş kazaları ve ölümler sıçramalı bir şekilde artmışsa, iş saatleri uzatılmış ve işçi sınıfının alım gücü gerilemişse bütün bunlar için yolu düzleyen 12 Eylül faşizmidir.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin en büyük amaçlarından biri geçmiş ile gelecek ilişkisini kesmek, genç işçi kuşaklarını hafızasız bırakmaktı. Bunda büyük ölçüde başarılı da oldu. İşçi sınıfının mücadeleci örgütleri dağıtılmakla kalınmadı, işçi sınıfı Türk Metal gibi gangster sendikalar eliyle esir alındı, milliyetçilikle zehirlendi. Bugün ayağa kalkan metal işçilerinin mücadelesine baktığımızda bu gerçeği tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Harekete geçen işçiler sınıf bilincinden yoksun, örgütsüz, hazırlıksız, işçi sınıfının mücadele deneyimlerinden yoksunlar. Öyle ki yıllarca baskı altına alındıkları ve eylem nedir bilmedikleri için ilk zamanlar nasıl slogan atacaklarını bile bilmiyorlardı. Bu genel bir durumdur. İşte tüm bunların sorumlusu 12 Eylül darbesi ve rejimidir. 12 Eylül’ün yasalarının önemli bir kısmı hâlâ yürürlülüktedir, şimdi AKP ve Erdoğan bu yasaları dilediği gibi kullanmaktadır.

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi işçi sınıfına karşı yapılmıştır ve başta işçi sınıfı olmak üzere toplum çok acılar çekmitşir. 12 Eylül ile hâlâ hesaplaşılmış değildir. Bu nedenle işçi sınıfı 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve sorumlulardan hesap sormalıdır.  

Sayılarla 12 Eylül

  • 1.683.000 kişi fişlendi.
  • 650 bin kişi gözaltına alındı.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.
  • İdam cezası verilenlerden 50’si asıldı. Bunların arasında, Evren’in “asmayalım da besleyelim mi” dediği ve yaşı mahkeme kararıyla büyütülerek asılan 17 yaşındaki gencecik devrimci fidan Erdal Eren de vardı.
  • 171 kişinin işkencede öldüğü belgelendi.
  • 300 kişi “kuşkulu” bir şekilde öldü.
  • 43 kişinin “intihar” ettiği bildirildi.
  • 14 kişi açlık grevlerinde öldü
  • 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
  • 95 kişinin “çatışmada” öldüğü söylendi.
  • 73 kişiye “doğal ölüm” raporu verildi.
  • 71 bin kişi TCK’nın 141-142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
  • 98 bin 444 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
  • 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
  • 23 Bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
  • 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
  • 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
  • Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
  • 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
  • 39 dokuz ton gazete ve dergi imha edildi.
  • 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
13 Eylül 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yer alan VIP Tekstil’de sendikalaşmak istedikleri için işten atılan işçilerin, 27 Kasımda işyeri önünde başlattıkları direniş devam ediyor. İzmir Gaziemir Serbest Bölgede üretim yapan Sf Trade Tekstil’de...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Kardeşler, SGK soyuluyor. Nasıl mı? 2012 yılında yeni bir online sisteme (MEDULA) geçiş yapılmıştı. Bu sistemle birlikte sağlık hizmetlerinin devlet tarafından elektronik ortamda izlenebileceğini söyleyen yetkililer, soygun düzeninin tamamen...
  • Metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin taraflarından biri olan DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası, kamuoyuyla bir araştırma paylaştı. 5 Şubatta çıkacağı greve hazırlanan sendikanın “Metal İşçisinin Gerçeği” başlıklı araştırmasında,...
  • Türk Metal Sendikası, Bursa’da ve Gebze’de üretim yapan Akwel otomotiv’de örgütlenme çalışmasıyla çoğunluğu sağladı. Ancak işçilerin sendikalaşma hakkını tanımayan Akwel patronu, işten atma saldırısına girişti. 13 Aralıkta 2 işçiyi işten çıkarttı....
  • Mutsuzluk, yalnızlık, karamsarlık ve geleceğe dair umutsuzluk! Gençlik yılları insanın en güzel çağı olmalıyken, sermaye düzeni yüzünden en kâbus dolu yıllar olarak geçiyor. Geleceğe dair kurduğumuz hayallerimiz birer birer sönüyor. Bu tablo tabii...
  • 3 yıllık sözleşme, esnek çalışma ve sefalet ücreti gibi dayatmalarında ısrar eden metal patronlarının örgütü MESS, Birleşik Metal-İş ve Türk Metal’in grev kararının ardından lokavt ilan etti. MESS gerçek enflasyonun yüzde 30’ların üzerinde...
  • Geçtiğimiz günlerde MESS Genel Sekreteri Özgür Barut, bir TV kanalında metal sözleşmesine dair açıklamalarda bulunmuştu. Bu “açıklamalarda” çarpıtma ve manipülasyon arşa çıktı. Hazırlanan sorular ve buna verilen cevaplarla patronlarımızın ne kadar...
  • Gebze Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 2 fabrikasında iş makinelerinde kullanılan endüstriyel hortumlar üreten Trelleborg’da işçilerin grevi 44. gününde kazanımla sonuçlandı. Petrol-İş Sendikasının örgütlü olduğu Trelleborg fabrikalarında grev, 10...
  • “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Hemen hemen herkesin bildiği bu sözleri, Fransa kraliçesi Marie Antoinette söylemiştir. Halk ekmek bulamayıp açlık ve yoksulluktan kırılırken, kral ve soylular saraylarda vur patlasın, çal oynasın bir yaşam...
  • İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan...
  • Merhaba dostlar! Metal işçisi kadınlar ve işçi eşleri olarak yazıyoruz bu satırları sizlere. Farklı şehirlerde, metale, demire şekil veren 130 binden fazla işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesini bizler de yakından takip ediyoruz. Kimimiz...
  • Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocakta Gebze’de MESS dayatmalarına karşı coşkulu bir miting gerçekleştirdi. Saat 11.00’de Gebze Trafo Meydanı’nda toplanan metal işçileri, “Metal işçisinin sabrı taştı! Çocuklarımız için grev! Haklarımız...