Buradasınız
2 Kol + 1 Ayak = 500 Lira
Bir tersane işçisi

Ben 22 senedir tuzla tersanelerinde çalışıyorum. Raspa ve boya ustasıyım. Ama gerçekten raspa ve boyanın ustasıyım. Raspayı da boyayı da gözüm kapalı yaparım. Elimden başka bir iş gelmez. Tersanede 60 lira yevmiye ile çalışıyorum. İş olmadığı gün, “bugün iş yok, bugün git yarın gel” dediklerinde, ne yevmiye çalışır ne sigorta yatar. Zaten çalıştığımız günleri de aldığımız paradan değil asgari ücretten yatırıyorlar. Yaşım 40’ı geçti. Geçen ay baktırmıştım. Hepi topu 2350 prim günüm vardı. Eşim beni işe uğurladığı her sabah, kapıyı kapatmadan beni tepeden aşağı bir süzdüğünde, içinden geçenleri biliyorum. Son sözü “sen yinede dikkat et. Bak ben zaten hastayım çalışamıyorum. Üç çocukla ne yaparım ben bir başıma? Başka bir iş bul” oluyor. “Yıllardır tersanelerde çalışıyorum. Ufak tefek sıyrıkların dışında ne gördün? O düşüp ölenler köyden gelmiş işi bilmeyen cahiller” der hızlıca inerim merdivenleri.
Tersanelerde iş kazaları olduğunu, iş kazası geçiren işçilerin öldüğünü, kolunun bacağının kırıldığını sağdan soldan duyardım. Kimisi de çok abartılı gelirdi. Yok, işçi denize düşüp ölmüş cesedinin boynuna taktıkları iple vinçte asılı bırakılmış, yok işçi düşmüş ölmüş diğer işçiler çalışmaya devam etmiş, yok ölen işçinin ailesine üç kuruş kan parası verip göndermişler… Doğrusu bunların hepsine geçen ay şahit oldum, daha doğrusu başıma gelen olaydan sonra inandım.
Uzun süredir tanıdığım, işi benden iyi bilen, lise mezunu, hem de sertifikası var. O aşağıda raspa yapıyordu, ben iskelede boya yapıyordum. Öğleden önce aşağı inerken düştüm. Bacağım çok kötüydü. Mosmor olmuştu. Yevmiyeden olmamak için izin almamıştım. Bana “sen aşağıda raspa yap ben iskelede çalışırım” demişti. Birbirimize böyle yardımımız oluyordu. Arkadaş gözümün önünde, iskeleden sağa sola çarparak havuza düştü. Öyle kötü düştü ki kolu ve bir ayağı kırıldı. Ölmedi ama ölmekten beter durumu. İyileşmesi yıllar alacak. Patron hastaneye götürmüş. “Sen merak etme ben ne gerekiyorsa yapacağım, paraysa para” demiş. Kolları ve bacağının biri alçıda, evde öylece yatıyor. İki kolunun ikisi de kırık, ellerinde de yanıklar var. Yemeğini, çocuğa yedirir gibi eşi yediriyor. Patron bir ay geçtikten sonra 500 lira yollamış müdürle. “Al şu 500 lirayı. Bir daha da benden bir şey bekleme” demiş.
Arkadaş dava açtı. Daha doğrusu eşi koşturuyor. Kendisi evden çıkacak durumda değil. Ben de şahit oldum. Zaten düştüğünde benden başka kimse yoktu. Üstelik ben bacağımı incittiğim için benim yerime çıktığı için düştü. Yani şimdi onun durumunda olan ben olabilirdim. Şahitlikten vazgeçmem için üç sefer işe giriş kartımı iptal ettiler. Mahkeme sürüyor. İşten atsalar da şahitlik yapacağım. Ne gördüysem onu söyleyeceğim. Bu her işçinin namus borcudur, her işçi arkadaşına sahip çıkmalıdır.
- İşyerinde Gelen Ölümler
- Çocuk İşçilikle Mücadele İşçi Sınıfının Örgütlü Mücadelesinin Büyümesiyle Mümkün
- 301’i, Soma’yı, O Günden Beri Hiç Unutmadık…
- Nurtani İçin Adalet, Adalet İçin Mücadele Gerek
- Sorumluluğu İşçiye Yıkmanın Yolu: “Ya Güvenli Çalış Ya Hiç Çalışma”
- “Benim Suçumdu Abla”
- Toplu Konut Değil, Toplu Mezar!
- Örgütlenmeye İhtiyacımız Var
- Kâr Hırsı Doğayı ve İşçileri Katlediyor
- Gençlerimiz Ölmeye Devam Ediyor
- Kocaeli’de “MESEM’e ve Çocuk İşçiliğine Son”Eylemi
- Sağlıksız ve Kötü Çalışma Koşullarına Karşı Birleşelim
- Mesleki Eğitim mi Kâr Hırsı mı?
- Hayatımızı Değiştirecek Parolayı Unutmayalım!
- Gizli Açlık Tehlikesi Büyüyor
- Biz Mücadele Edersek Her Şey Düzelir!
- Hasköy Sanayi Sitesinden Sonra Şimdi Sıra Kimde?
- Ya Beni İşten Atarlarsa?
- İSG-SEN Ankara’da Siyah Baret Eylemi Yaptı
- Patronların Prestiji Yangın Riskinden Daha Önemli
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...