Navigation

Buradasınız

İşten Atmalara, Açlık ve Yoksulluğa İtilmeye

Boyun Eğmeyeceğiz!

Mart 2010, No: 24

İşçi kardeşler!

Bizleri felâkete sürükleyen işten atmaların sonu gelmiyor. Milyonlarca işçi, sermaye düzeninin yol açtığı kriz nedeniyle işten atıldı, işsiz kaldı, açlığa itildi. Bugün her 5 işçiden biri işsizlikle boğuşuyor. Her geçen gün artan işten atmaların tek nedeni, patronların daha fazla kâr isteğinden başka bir şey değildir. Bir avuç patron servetine servet katıyorken, milyonlarca işçi aileleriyle birlikte işsiz ve aşsız yaşamaya mahkûm ediliyor. Bizler bu kötü gidişe dur demezsek, yarınımız bugünden çok daha kötü olacak! Buna boyun mu eğeceğiz?

Patronlar krizin tüm yükünü işçilerin sırtına yıktılar. Sermaye düzeninin neden olduğu krizle birlikte daha da yoksullaştık. Doğalgaza, elektriğe, suya, ulaşıma, gıda ve diğer ürünlere yağmur gibi zam yağdırıldı. Asgari ücrete yaptıkları 31 liralık zamla adeta bizimle alay ettiler. İşyerlerindeyse ya sıfır zam dayatıldı ya da yüzde 1 veya 2 oranında zamlar yapıldı ücretlerimize. İşten atıldıktan sonra iş bulma “şansına” sahip olanlarımız ise, çok daha kötü koşullarda ve çok daha düşük ücretlerle çalışmaya başladı. Yani sermaye sahipleri ve onların temsilcileri bizi tam anlamıyla felâkete sürüklediler, sürüklüyorlar. Son açıklamaya göre, işsizlik oranları %14’e ulaşmış bulunuyor. Yani 3,5 milyon kişi işsiz! Üstelik de bunlar resmi rakamlardır. Sendikaların verdiği rakamlara göre, tam 6 milyon kişi işsizlik canavarının ağzına atılmış durumda! Genç nüfusta işsizlik oranı ise, %25! Yani patronlar, her dört gençten birini işsizlik bataklığına itmişlerdir.

Kardeşler!

Önümüzdeki dönemde işten çıkartılanların, açlık ve yoksulluğa itilenlerin sayısı daha da artacak. Patronlar, bugüne kadar “kısa çalışma ödeneği”ne başvurarak ve böylece bizlerin ücretlerinden kesilen işsizlik fonunu yağmalayarak kârlarının düşmesini engellediler. Fakat “kısa çalışma ödeneği”nin süresinin dolmasıyla birçok işyerinde toplu halde işten atmalar başladı. Gebze’deki Isuzu ve Akkardan otomotiv fabrikalarında ve İzmir’deki Tariş iplik işletmesinde işten atılan yüzlerce işçi bunun ilk örnekleridir. Sırada hangi fabrika ve kaç işçi var?

Üstelik de, “kısa çalışma ödeneği” kullanan fabrikalardan işten atılan işçiler, işsizlik sigortasından ya ücret alamayacak ya da çok az alabilecek. Çünkü “kısa çalışma ödeneği” İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanıyor. Yani patronlar, işçilerin işsiz kalınca yararlanacağı ödeneğe el koyuyorlar. İşçilerin parasıyla işçilerin ücretlerini ödüyor ve tüm bu sürede işçileri bedavadan çalıştırıyorlar. “Kısa çalışma ödeneği” alan bir fabrikada çalışan işçi, aslında işsiz kalınca alacağı işsizlik ödeneğini almış oluyor. Patronlar, bizler için oluşturulmuş fonu yağmaladıktan ve kârlarına kâr kattıktan sonra bizleri işsizlik bataklığına itiyorlar.

Kardeşler!

Krizin başından bugüne kadar 1 milyondan fazla işçi işten atıldı ve ne yazık ki, örgütsüzlükten dolayı çoğunluk, boynu bükük bir şekilde evlerinin yolunu tuttu. Ama evlerinin yolunu tutmayanlar da var! Tekel işçileri boyun eğmediler ve küçümsenmeyecek kazanımlar elde ettiler, mücadeleleri devam ediyor. Akkardan, Esenyurt Belediyesi, Çemen Tekstil, Tariş ve daha birçok işyerinde işten atılan işçiler işten atmalara ve hak gasplarına boyun eğmediler, direnmeye devam ediyorlar. İşten atmalara, açlık ve yoksulluğa itilmeye sessiz kalmamalıyız, boyun eğmemeliyiz! Çalıştığımız işyerlerinde sendikamız varsa sendikalarımızı mücadele yönünde harekete geçirmeliyiz! Sendikasız bir işyerinde çalışıyorsak, sendikalara ve UİD-DER gibi işçi örgütlerine gitmeliyiz. İşten atılmalar karşısında birleşmeliyiz! Sendikalarımızı, ailelerimizi, çevre fabrikalardaki işçi kardeşlerimizi mücadeleye çağırmalıyız!

Gün mücadele bayrağını yükseltme günüdür! Dayanışma ve birlik olma günüdür! Sıranın bize gelmesini beklemeyelim! Patronlara karşı mücadele bayrağını yükselten, direnen işçi kardeşlerimizle mücadeleyi ortaklaştıralım. Bu kavga hepimizin kavgasıdır. Haklarımızı korumak ve daha iyi koşullarda çalışmak ve yaşamak istiyorsak, sıranın bize gelmesini beklemeden birlik olalım ve mücadele edelim. Güçlerimizi birleştirelim, sınıfımızın gücünü patronlara bir kez daha gösterelim!

15 Mart 2010

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni