Navigation

Buradasınız

Çözüm İşçilerin Birliği ve Dayanışmasıdır!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 130

Dünya genelinde toplumsal sorunlar hızla büyüyor. Toplumda eşitsizlik ve adaletsizlikten doğan çelişkiler her yerde kendini açığa vuruyor. İşsizlik artıyor, emekçilerin gelir seviyesi geriliyor, çalışma ve yaşam koşulları kötüleşiyor. Savaştan, açlıktan, işsizlik ve geleceksizlikten dolayı milyonlarca göçmen Avrupa ve ABD’ye ulaşmaya çalışıyor. İşçi sınıfının sömürülmesine dayanan kapitalist sistem, bu sorunların hiçbirisine çözüm üretemiyor. Sorunları çözemeyen iktidar sahipleri, emekçileri yalanla besliyor, boş umutlarla oyalamaya çalışıyorlar. Meselâ Rusya’dan ABD’ye kadar birçok ülkede, başa geçen baskıcı liderler emekçilere şöyle diyorlar: “Bekleyin, büyük güç olacağız ve tüm sorunlarımız çözülecek!” Putin Rusya’yı, Orban Macaristan’ı, Şi Çin’i, Erdoğan Türkiye’yi, Trump ABD’yi büyük güç yapmak istiyor. Büyüklük hastalığına yakalanan egemenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Türkiye’de siyasi iktidarın yıllardır toplumu yapay temellerde kutuplaştırması, bu siyaseti inatla sürdürmesi boşuna değildir. Oysa işçiler sınıf kimlikleriyle değil de kültürel, mezhepsel, etnik kimlikleriyle düşünüp hareket ettikleri sürece yalnızca kendilerine zarar verirler. Kazanan ise daima siyasi iktidar ve patronlar sınıfı olur.

ABD zaten büyük güç olduğu için Trump, “Amerika’yı yeniden büyük yap” sloganını kullanıyor. ABD, yıllarca “rüyalar ülkesi” olarak gösterildi. Oysa yıllar içinde güçlü ABD’de zengin ile yoksul arasındaki gelir uçurumu büyüdükçe büyüdü. 2008’deki ekonomik krizle birlikte, borç batağındaki işçiler ev ve arabalarını kaybettiler. Yoksulluk ve işsizlik hızla arttı. Gençler umutsuzluğa sürüklendi. Emekçilerin, toplumsal eşitsizliğe ve adaletsizliğe olan tepkisi yükselmeye başladı. İşte Trump, Amerika’yı yeniden büyük güç yapacağını söyleyerek emekçilerin tepkisini yatıştırmaya çalışıyor. Orta Amerika’dan ve Meksika’dan ülkeye gelen göçmenleri, işsizliğin ve yoksulluğun nedeni olarak gösteriyor. İnatla ABD’nin Meksika sınırına duvar örmek istiyor. Peki, göçmenlerin ABD’ye girmesinin önüne duvar çekilerek işsizlik ve yoksulluk sorunu çözülebilir mi? Elbette hayır! Çünkü toplumun çoğunluğunun yoksulluğa ve işsizliğe itilmesinin nedeni göçmenler değil, kapitalist sömürü sisteminin yapısıdır. Trump, işçi sınıfı bu gerçeği görmesin diye göçmenleri hedefe koyuyor, “tüm dertlerin kaynağı dışarıdan gelenler” söylemini kullanıyor.

Kendilerini kurtarıcı olarak sunan baskıcı liderler, asla eleştirilmeye tahammül edemiyorlar. Toplumdaki eşitsizliğin ve adaletsizliğin üzerini örtmek isteyen bu liderler, kendilerine muhalefet edenleri susturmak için “dış mihraklar” suçlamasına başvuruyorlar. Meselâ Macaristan’ı ele alalım: Bu ülkenin Başbakanı Orban, iş yasalarını değiştiriyor ve işçi sınıfının kazanılmış haklarına el koyuyor. Orban, haftalık çalışma süresini 40 saatten 48 saate, yıllık 250 saatlik fazla mesai süresini ise 400 saate çıkardı. Yasa başka hak gaspları da içeriyor. Bu değişikliğin amacı patronlar sınıfını daha fazla zengin etmekten başka bir şey değil. Dolayısıyla işçiler, “kölelik yasası” olarak adlandırdıkları bu değişikliğe karşı çıkıyor, Orban’a tepki gösteriyor ve peş peşe grev yapıyorlar. Orban, derhal milliyetçiliğe sarılıyor, işçileri ve sendikaları “dış mihrakların” oyuncağı olmakla suçluyor. Sermaye medyası onun söylemini papağan gibi tekrar ediyor. “Dış mihraklar” Macaristan’ın kalkınmasını istemedikleri için ülkeyi karıştırıyorlarmış!

İşçi sınıfı için “dış mihrak” sermaye sınıfı ve iktidar sahipleridir. İşçi sınıfı, sınıf bilinciyle hareket etmek, birleşmek, kardeşliğini ve dayanışmasını güçlendirmek zorundadır.

Orban’ın bir benzeri de Hindistan’da var. Hindistan’da, 8-9 Ocakta tam 200 milyon işçi ve yoksul çiftçi greve gitti. Dile kolay, 200 milyon! Grev işçi sınıfının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Çünkü günlük hayat durma noktasına geldi. Bu ülkede ücretler son derece düşük, taşeronlaştırma yaygın ve çalışma koşulları alabildiğine ağır… Hâlâ kast sistemi etkisini sürdürüyor. On milyonlarca işçi, fiyatların düşürülmesini, ücretlerin yükseltilmesini, iş güvencesi sağlanmasını, sosyal güvenlik sistemi getirilmesini, çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep ediyor. Ancak Başbakan Modi’nin başında bulunduğu hükümet, tüm zenginliği yaratanların taleplerine kulak tıkıyor. O da on milyonları “dış mihrakların” oyununa gelmekle suçluyor. Başbakan Modi’ye göre Hindistan büyük bir güç olacak ama “dış mihraklar” bunu istemiyor. Toplumdaki sorunların üzerini kapatmak ve halkı arkasına takmak için milliyetçiliği kışkırtıyor. Halkın dini inançlarını da kullanmaktan geri durmuyor. Kurduğu baskıcı rejime karşı çıkanları, demokrasi ve özgürlük isteyenleri “vatan haini” olmakla suçluyor.

“Dış mihraklar” ya da “vatan haini” gibi kavramlar adeta susturucu gibi kullanılıyor. İktidar sahipleri, kendilerine muhalefet edenleri veya haklarını arayan işçileri anında “hain” olmakla, “dış mihrakların” oyununa gelmekle suçluyorlar. Fransa’da Sarı Yelekliler de aynı suçlamayla karşılaştılar. Sarı Yeleklilerin suçu, zamlara ve hayat pahalılığına karşı demokratik haklarını kullanarak sokaklara dökülmek! Sıkışan Macron hükümeti, Sarı Yeleklilerin dışarıdan kışkırtıldığı yalanına sarıldı. Sömürücü efendiler, istiyorlar ki kimse hakkını aramasın, demokratik hakkını kullanmasın, protesto gösterisi yapmasın… Onlara göre hakkını arayan işçiler marjinaldir, “yerli ve milli” değildir. “Yerli ve milli” olmak için susmak, kölece koşullara boyun eğmek, demokrasi istememek gerekiyor.

Durum Türkiye’de de farklı değil. Siyasi iktidar, her türlü sorunu “dış mihraklar”a bağlıyor, gerçeklerin üzerini örtüyor. Örneğin hakkını arayan, greve çıkan işçiler; “bunlar dışarıdan kışkırtılıyor” suçlamasıyla karşılaşmıyor mu? Kurtlu yemeklere ve iş cinayetlerine karşı isyan eden 3. Havaalanı işçileri bu şekilde suçlanmadı mı? Üreten, alın teri akıtan işçilere, haklarını aradıkları için marjinal denmiyor mu? Siyasi iktidar peş peşe işçi grevlerini yasaklamıyor mu? Demokrasi isteyenleri “vatan haini” olmakla suçlamıyor mu? Bunların hepsi gerçektir.

Dünya ve Türkiye’deki durum bize neyi gösteriyor? Kapitalist sömürü düzeninin yarattığı sorunlar büyüdükçe, iktidar sahipleri daha fazla milliyetçiliğe ve yalana sarılıyor. İşçi sınıfının gerçekleri görmesinden ve birleşerek ayağa kalkmasından ödleri kopuyor. Türkiye’de siyasi iktidarın yıllardır toplumu yapay temellerde kutuplaştırması, bu siyaseti inatla sürdürmesi boşuna değildir. Oysa işçiler sınıf kimlikleriyle değil de kültürel, mezhepsel, etnik kimlikleriyle düşünüp hareket ettikleri sürece yalnızca kendilerine zarar verirler. Kazanan ise daima siyasi iktidar ve patronlar sınıfı olur. Eğer bugün işçi sınıfı krizin ağır yükü altında ezilmesine rağmen birleşip HAYIR diyemiyorsa, kutuplaşma tuzağına düştüğü ve örgütlenemediği içindir!

İşçi sınıfı kapitalist düzende sömürülür ve ezilir. Bu yüzden, bu düzen değişmeden toplumdaki eşitsizlik ve adaletsizlik ortadan kalkamaz. Kendilerini kurtarıcı olarak sunan otoriter ve baskıcı liderler gelip işçi sınıfının sorunlarını çözemez! Onların tüm derdi sömürü düzenini ayakta tutmaktır! İşçi sınıfı için “dış mihrak” sermaye sınıfı ve iktidar sahipleridir. İşçi sınıfı, sınıf bilinciyle hareket etmek, birleşmek, kardeşliğini ve dayanışmasını güçlendirmek zorundadır. Çözüm buradadır, ellerimizdedir!

23 Ocak 2019

Son Eklenenler

  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 işçinin hayatını kaybettiği, 118 işçinin ise yaralandığı patlama sonrası patron örgütü MÜSİAD, fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun’a kol kanat germekte gecikmedi. MÜSİAD Genel...
  • Bir tüccar tüm eşyalarını eşeğinin sırtına yüklemiş atının sırtına binmiş ve yeni pazarlar bulmak için şehre doğru yola koyulmuş. Ne at ne de eşek bir ay sürecek zorlu bir yolculuğa çıktıklarının farkındaymış. Başlangıçta bir zorluk görünmüyor, yol...
  • Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1....
  • Onların isimlerini okul kitaplarından öğrendik. “Yeni Dünya”nın kurucuları olarak bahsediliyordu onlardan. “İlkellere”, “vahşilere” medeniyet götürmüşlerdi çünkü. Yıllarca Batı uygarlığının kahramanları, medeniyetin sembolleri olarak anılıp...
  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...

UİD-DER Aylık Bülteni