Buradasınız
Ağlamak Fayda Vermez, Örgütlenmek Lazım!
Kıraç’tan bir kadın işçi

Merhaba arkadaşlar, sizlere patronlar sınıfının bizleri nasıl borçlandırdığını, çaresiz bıraktığını bir arkadaşım üzerinden anlatacağım. Arkadaşım yılbaşında emekli olacağını ve bu fabrikada çalışmaya devam edeceğini düşünüyordu. Yılbaşından önce kredi çekerek evini aldı. Böylesi bir dönemde borca girmek büyük bir cesaret ister, abla da bu cesareti gösterdi. Bir evi olsun istedi, evi aldığında yüzü gülüyordu “çok şükür evi aldık” diye. İki üç gün uğraştı. Yerleşme taşınma işlerini haletti. Yaklaşık üç haftadır yönetimden burada çalışabilirsin diye haber bekliyordu. Gece vardiyasında bir baktım abla ağlıyor, “ne oldu niye ağlıyorsun?” dedim. “İşyerinde çalışmamı kabul etmemişler. Müdürle konuşayım dedim, ulaşmak ne mümkün, içeri gelip gülücükler saçarak gülen adama ulaşamadım, biz yokmuşuz gibi davranıyorlar” dedi. Ablanın canı çok sıkılmıştı bu duruma. Ben de “abla onlar zaten bizi yok sayıyorlar, onların gözünde hiçbir değerimiz yok” dedim. İç geçirerek “doğru söylüyorsun. Oysa ben işini düzgün yapan, zorda kalmadığım sürece işime gelmemezlik etmeyen iyi bir çalışanım, ama beni kabul etmediler” deyip gene ağlamaya başladı. “Abla elimizden bir şey gelse de yapsak” dedim. O da gülerek “piyango sana vursa bana para verir miydin?” dedi. “Verirdim tabi ki abla” dedim, ikimiz de güldük. “Sen bilirsin İŞKUR emekliye iş veriyor mu?” diye sordu. Ben de “abla bakmıştım İŞKUR’un işçi alımlarında, emekliye iş arıyor ama kimseye geri dönmüyormuş” dedim. Abla duruma üzüldü.
İşçileri işte böyle borçlandırıp sonra da çaresiz bırakıyorlar. Abla düne kadar yönetime, fabrikaya toz kondurmuyordu. Şimdi gerçekleri gördü ama çok zor durumda olmasına rağmen müdürle konuşmasına bile izin verilmedi. Bu sistem bizi borçlandıran bir sistemdir. İnsan gibi yaşayamadığımız bu hayatın borcunu ödüyoruz. Patronların kurmuş olduğu bu düzen işçileri mahvediyor. Biz böyle bir yaşamı istemiyoruz. Ancak ağlayıp sızlamak da şikâyet etmek de bir işe yaramıyor. Örgütlenmeli ve hakkımızı almak için mücadele etmeliyiz. Başka yol yok!
Para Kazanınca Üzülenler!
- Çare Sınıfımızda ve Örgütlü Mücadelemizde
- “Eşim Öyle Yerlere İzin Vermiyor”
- Hafta Tatili Haktır, Gasp Edilemez!
- Adres Doğru mu?
- Emekliler “AÇIZ” Diyor, Onları Kim Duyuyor?
- Geleceğimizi Kurmak İçin Birliğimizi Büyütelim
- “Asıl Haber Biziz Be Abla”
- Sağlık Çalışanlarına Sağlıksız Yemekler
- Sorunlar Mücadeleyle Çözülür
- İşyerinde “Paralı Eğitim!”
- Onların İnsafına Bırakmayalım!
- “Sana Ceza Veriyorum Tayfun!”
- Emekli Maaşı Ne Zaman Ödenecek?
- “Çalışanlarımıza Rapor Vermeyin!”
- “Kırtasiye Ürünleri İkinci Ele Düştü”
- Örgütlü Olmak ve Toplu İş Sözleşmeleri
- Alo 170: Yanlış Numara Çevirdiniz!
- Turgut Özal, Gökova Santrali ve Sonrası
- TÜİK Kimin Hizmetinde?
- Emekliler Sendika Kuramazmış!
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...