Navigation

Buradasınız

Dayanışma Grevi

Şubat 2010, No: 23

Tekel işçilerinin kararlı bir şekilde yürüttüğü mücadele, sınıf dayanışmasının anlamlı bir örneği olan dayanışma grevlerini uzun yıllar sonra yeniden gündeme getirdi. İşçilerin basıncı altında kalan Türk-İş yönetimi, önce bir ay sürecek şekilde Cuma günleri bir saat iş bırakma kararı aldı. Ardından 17 Ocakta Ankara’da bir miting yapıldı. 4 Şubatta ise, 5 sendika konfederasyonunun aldığı kararla bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi ve alanlara çıkıldı. Sanki “genel grev”e çıkılmış gibi bir hava yaratılsa da, gerçek anlamda bir genel grevden söz etmek mümkün değildir. Zaten iş bırakma eyleminin yetersiz olması bunu ortaya koyuyor. Esasında bu eylemler, işçi sınıfının mücadele yöntemlerinden biri olan dayanışma grevleri kapsamında ele alınmalıdır. Peki, nedir dayanışma grevi?

Herhangi bir işyerinde veya sektörde işçilerin sendikalaşma veya başka haklar elde etmek için başlattığı mücadelenin tek bir işyerine ya da sektöre sıkışıp kalması, bu mücadelenin başarı şansını azaltır. Mücadelenin başarıya ulaşması için diğer işyerlerindeki işçilerin ve sendikaların dayanışma eylemleri yapması ve direnişteki işçileri yalnız bırakmaması gerekir. Bu nedenle diğer fabrikalardaki işçi kardeşlerimiz, direnişteki işçilerin taleplerinin kabul edilmesi için iş bırakıp greve çıkarlar. İşte böyle grevlere dayanışma grevi denir. Sendikalar dayanışma grevlerini örgütlemek için harekete geçer. Böylece bir fabrikada veya sektörde başlayan mücadele yaygınlaşır, genelleşir ve işçi sınıfının ortak mücadelesi haline gelir. Dayanışma grevleriyle desteklenen böylesi mücadeleler patronlara geri adım attırır, işçilerin talepleri kabul edilir ve işçilerin kendilerine olan güveni artar.

1980 öncesinde işçi sınıfının örgütlü gücünün bir yansıması olarak gerçekleştirilebilen dayanışma eylemleri, bugün işçilerin örgütsüzlüğü nedeniyle uygulanamaz durumda. Örneğin geçmişte sık sık şu tip dayanışma eylemleri örgütleniyordu: Grev, iş yavaşlatma, oturma grevi, yürüyüş, miting, yemek boykotu, fazla mesaiye kalmama, bildiri dağıtma, viziteye çıkma, istirahat alma, direniş ve işgal… İşçi sınıfının örgütlü mücadelesi öyle yükselmişti ki, bir tek işçi bile işten atıldığında önce fabrikada başlayan iş durdurma eylemi bütün kente yayılabiliyordu. Dayanışma eylemlerinin etkisiyle patronlar saldırılarını geri çekiyor, işten atılan işçileri işe geri alıyor ve işçilerin diğer taleplerini kabul etmek zorunda kalıyorlardı. İşçi sınıfının verdiği mücadeleler hükümetlere bile geri adım attırıyor, işçi haklarına yapılan saldırı yasaları meclisten geri çekiliyordu.

Örneğin 1970’te mecliste kabul edilen bir yasayla başta DİSK olmak üzere mücadeleci sendikaların önü kesilmek istenmiş, ama 15-16 Haziran büyük işçi direnişiyle bu saldırı geri püskürtülmüştü. İşçiler iki gün boyunca iş bırakarak İstanbul’da büyük gösteriler düzenlemişler ve Türk-İş üyesi on binlerce işçi de DİSK üyesi işçilere destek vermişti. 1976’da ise, DİSK’in öncülüğünde başlatılan “DGM’ye hayır” boykotlarına birçok sendika ve demokratik kitle örgütü destek vermiş, dayanışma eylemleri büyümüş ve işçi düşmanı Devlet Güvenlik Mahkemeleri kapatılmıştı. 1976 yılı boyunca DİSK Maden-İş’in örgütlü olduğu işyerlerinde süren grevleri desteklemek amacıyla birçok işyerinde çeşitli biçimlerde dayanışma eylemleri örgütlenmişti. Keza Maden-İş’in, patronlar örgütü MESS’e karşı yürüttüğü grevlerde de birçok sendika Maden-İş’le dayanışma içindeydi. 1978’den 1980 askeri darbesine değin büyük dayanışma eylemleri gerçekleştirildi. 1980’de ise, İzmir Tariş işletmelerinde işten atılmalara karşı başlatılan direnişle dayanışmak için tüm kent çapında pek çok işçi destek vermişti.

Bugünkü dayanışma eylemlerini o günlerle kıyaslamak mümkün olmasa da, yapılan eylemler oldukça anlamlıdır. İşçi sınıfının geçmiş mücadele deneyimlerinin küçük de olsa örnekleri yaşanıyor. Tüm zorluklara ve baskılara rağmen direnen Tekel işçileriyle yapılan dayanışma eylemleri buna örnektir. Yapılan dayanışma eylemleri anlamlı olmakla birlikte, işçi sınıfının üretimden gelen gücünü ortaya koyma noktasında yetersiz kalınmıştır. Sendika bürokratları tabandan gelen baskı sonucunda eylem kararı almak zorunda kalmışlardır. Ancak bu dayanışma eylemlerinin kitlesel ve etkili bir şekilde hayat bulması için gerekli hazırlıkları yapmamışlardır. Oysa eylemlerin etkili olabilmesi için, özel ve kamu sektörü ayrımı yapmadan dayanışma eylemlerinin bütün işyerlerine yayılması gerekiyor. İşte o zaman işçi sınıfının üretimden gelen gücü, gerçekten de hükümetler ve patronlar üzerinde etkili olacaktır. Ama bunun için de sendikalarımızı bürokratların sultasından kurtarmalı, gerçek birer işçi örgütü haline getirmeliyiz. Ancak o zaman hem dayanışma grevinin önündeki yasakları kaldırabilir hem de etkili ve sonuç alıcı grevler örgütleyebiliriz.

15 Şubat 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK Genel-İş Sendikası 17. Genel Kurulu “Halk İçin Demokrasiyi Türkiye İşçi Sınıfı Kuracak” sloganıyla 23 Ağustosta Ankara DSİ Genel Müdürlüğü konferans salonunda başladı. Genel Kurulun ilk gününe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e ve KESK’...
  • İzmir Buca Ege Organize Sanayi (BEGOS) Bölgesinde kurulu olan ve Üniteks firmasına fason üretim yapan TR İnter Tekstil fabrikasında çalışan işçilere 2,5 aydan beri ücretleri ödenmiyor. TR İnter patronu işçilere bayrama kadar sürekli zorunlu fazla...
  • “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan çok daha zordur” demiş büyük bilim insanı Einstein. Gerçekten de insanlar önyargılı davrandıklarını kabul etmezler. Önyargılarını en doğru düşünceleri gibi sahiplenir, ısrarla savunurlar. Egemenler,...
  • Okuduğum zaman çok etkilendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim. Muhammed ve Sameer’in hikâyesi... Bir fotoğrafın hikâyesi… Bu iki insan yaklaşık 130 yıl önce Şam’da yaşadı. Yoksul emekçilerdi, yalnız yaşarlardı. Sameer kahvelerde...
  • Bir süre önce UİD-DER’in internet sitesinde bir mektup okumuştum. Başlık çok çarpıcıydı: “Her Şey Para Demek Değil!” Çok merak ettim, “böyle bir başlığın konusu ne olabilir?” dedim kendi kendime. Yazıyı açtım, merakla okumaya başladım. Bu mektubu...
  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...