Navigation

Buradasınız

Dünyada 1 Mayıs Coşkusu

Mayıs 2011, No: 38

İşçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs tüm dünyada kutlandı. Asya’dan Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya dünyanın dört bir köşesinde işçiler işsizliğin, açlığın, yoksulluğun, savaşların ve nükleer felâketlerin olmadığı; sınıfsız, sömürüsüz ve özgür bir dünya taleplerini alanlarda yükselttiler.

Güney Kore’de işçiler, her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs’ta kitlesel ve coşkulu bir şekilde alanlardaydılar. Filipinli işçiler, uzayan çalışma saatlerine, düşük ücretlere, sosyal güvencesizliğe ve artan yoksulluğa karşı 1 Mayıs’ta sokaklara döküldüler. Endonezya’da alanlara çıkan binlerce işçi, 1 Mayıs’ta ücretlerin yükseltilmesi ve sosyal güvence taleplerini haykırdı. Başkent Cakarta’da Başkanlık Sarayına doğru yürüyen işçiler, taleplerini coşkuyla haykırdılar. Malezyalı işçiler de 1 Mayıs’ta meydanlara çıkarak “Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin” şiarını yükseltiler.

Halk isyanlarıyla sarsılan Ortadoğu’da da işçiler 1 Mayıs’ta alanlardaydılar. Bir halk isyanıyla diktatör Mübarek’in devrildiği Mısır’da, ilk kez bağımsız sendikaların çağrısıyla bir 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirildi. Kahire’de Tahrir Meydanı’nda yapılan kutlamaya binlerce işçi, emekçi ve genç katıldı. Mısırlı işçilerin eylemleri sürüyor. Birçok sektörde greve giden işçiler, daha iyi ücret almak ve yaşam koşullarının düzeltilmesini sağlamak talebiyle eylemler yapıyorlar. Asgari ücretin yükseltilmesi, öğle yemeği tatilinin bir saate çıkartılması ve ailelerine sağlık hizmetinin sağlanması talebiyle iş bırakma eylemlerini sürdürüyorlar.

Lübnan’daki yapılan 1 Mayıs gösterilerine ise, Asyalı göçmen işçiler de katıldılar. Göçmen işçiler, tüm dünyada göçmen işçi sömürüsüne son verilmesi taleplerini dillendirdiler. Pakistan, Hindistan, Rusya, Ukrayna, Sri Lanka ve Tayland’da da on binlerce işçi meydanları doldurarak, kapitalist sömürüye ve baskılara karşı sınıfımızın tepkisini ortaya koydular.

Fransa’nın birçok farklı kentinde düzenlenen 1 Mayıs mitingine on binlerce işçi katıldı. Fransız işçi kardeşlerimiz, Ortadoğu’yu saran isyan ateşini selamlayarak “Uluslararası Dayanışma”yı dile getiren sloganlar attılar.  

1 Mayıs’ın geleneksel olarak kitlesel bir şekilde kutlandığı Küba’da, bu yılki kutlamalara da yüz binlerce işçi katıldı. 1 Mayıs’ın doğuşuna ev sahipliği yapan ABD’de, 1 Mayıs kutlamalarına son iki yılda olduğu gibi, bu yıl da göçmen işçilerin hak arayışları damgasını bastı. Son dönemde genel grevlerle sarsılan Yunanistan’da binlerce işçi başkent Atina’da bir araya geldi. İşçiler, patronlara, krizin faturasını ödemeyeceklerini, hükümetin saldırı planlarını kabul etmeyeceklerini yüksek sesle bir kez daha dile getirdiler. Ayrıca 11 Mayıs’ta genel grev yapan Yunanistan işçi sınıfı, bir kez daha kemer sıkma programını kabul etmeyeceğini ilan etmiş oldu.

Avusturya’daki kutlamalarda, işçiler ve öğrenciler, burjuvazinin tırmandırmaya çalıştığı ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına geçit vermeyeceklerini vurguladılar. 1 Mayıs Almanya’nın çeşitli kentlerinde de kitlesel bir katılımla kutlandı. İngiltere’de de binlerce işçi 1 Mayıs’ta alanlardaydı. Aralarında Türkiyeli göçmenlerin de bulunduğu binlerce işçinin katıldığı Londra’daki mitinge, hükümetin kesinti planlarına karşı yükseltilen tepki damgasını bastı. İspanya’da, Portekiz’de, Belçika’da kemer sıkma politikalarına karşı yüz binlerce işçi patronların saldırılarına dur dedi. 

Deprem ve tsunami felâketinin üstüne bir de patronlar sınıfının kâr hırsının neden olduğu nükleer felâketlere karşı mücadele veren Japon işçi kardeşlerimiz, 1 Mayıs’ta alanlara çıkarak “nükleer santrallere hayır!” dediler. İnsan hayatını hiçe sayan patronlara karşı öfkelerini haykırdılar.

15 Mayıs 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni