Buradasınız
Eğitimin Gerçek Yeri Direniş Alanları!

Grev ve direniş yerleri işçi sınıfının bir okuludur. Okuldan kastımız dört duvar içindeki, ezbere dayalı okullar değildir. Direniş alanı önemli bir işçi okuludur. Direniş okulunda yanlışlar işçiye pahalıya mal olur ve sınavlar son derece çetin geçer. Bu okulda, sıralarda oturarak öğrenmek yoktur, bu okulda işçiler kol kola hataların, eksiklerin üzerine giderek öğrenirler.
Direniş okulunda doğru bildiğimiz yanlışlar, ilk günden itibaren kendini ortaya koyar. Bu doğru bildiğimiz yanlışlar, yıllar yılı patronların sahip olduğu sömürü sistemi eliyle zihnimize kazınmıştır. Örneğin patronların “işçilerin karnını doyurmak”, “iş ve aş vermek için fabrikayı kurdukları” koca bir yalandır. Patronlar fabrikalarda işçileri kendi kârları için çalıştırırlar. Ne memleketin kalkınması, ne işçilerin mutlu ve mesut olması onların umurunda değildir. Patronlar işçilerin çıkarlarını düşünseydiler; işçilerin ücretlerin yükseltilmesi, iş saatlerinin düşürülmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sendikalaşma gibi haklar uğruna verdikleri mücadeleleri engellemezlerdi.
Direniş yerinde dersler an be an gözler önünde yaşanır. Burada dersler canlıdır. Çünkü direniş yeri er meydanıdır. Doğrularla yanlışlar, haklıyla haksız, işçilerle patronlar birbirine hodri meydan çekerler. Patronların yıllarca boş vaatlerle işçileri nasıl oyalayıp, kandırdıkları ortaya çıkar. En ufak bir hakkı dahi patron kendiliğinden işçilere bahşetmez. Direniş yeri, bu nedenle, işçilerin haklarına sahip çıkmak için kararlı olmaları gerektiğini öğretir.
Direniş okulu kimin dost kimin düşman olduğunu turnusol kâğıdı gibi ortaya koyar. Kimi yerde polis, kimi yerde basın, kimi yerde kaymakam, kimi yerde cami hocası kimi yerde sendikacı, kısacası neredeyse bütün kişi ve kurumlar işçilerden mi yoksa patronlardan mı yana diye sınavdan geçerler. Direnişler öğretmiştir ki patronların parasına, prestijine, yedirdiği rüşvete boyun eğen çok kişi vardır. Mücadeleden yana olan kesimlerle grevci ve direnişçi işçiler dostluklarını pekiştirir, karşılarında yer alanlarla ise yollarını ayırırlar.
İşçilerin koca bir aile, büyük bir sınıf, tükenmez bir dayanışma kaynağı olduğu direnişin güzel derslerinden biridir. Direniş yerine yapılan ziyaretler, maddi ve manevi dayanışma örnekleri, o güne kadar adı dahi duyulmamış işçilerden gelen destekler mücadele arzusunu besler. Bir avuç patronun ne kadar zavallı, aç gözlü ve haksız olduğu bir kez daha görülmüş olur. Direniş yayıldıkça işçilerin ne denli haklı bir dava yürüttüğü deneyimlerle görülür.
Direniş okulu, işçinin zihnini yeniden formatlamasıdır. Beyninin olumlu anlamda yenilenmesi, patronların yalanlarından temizlenmesidir. İşçi beyni, patronların neden olduğu korkulardan, moralsizlikten, boş inançlardan temizlenir. Direniş okulunda işçi kendi tarihini öğrenir, hayat kavgasının tek başına kazanılamayacağını kavrar. Din, dil, ırk ve siyasi temelde işçilerin bölünmesinin ne denli zararlı olduğunu öğrenir.
Direniş yerinin gerçek hocaları işçi sınıfının öncü işçileri, ömrünü işçilerin mücadelesine adamış örgütlü işçilerdir. Örgütlü işçiler deneyim, tecrübe ve adanmışlık konusunda nice sınavlardan geçmişlerdir. Böylesi işçilerle tanışmak, konuşmak ve onların deneyimlerini kazanmak direnişler için hazine değerindedir.
Direniş yerinde işçiler hem öğrenir hem de öğretirler. Arçelik-LG, Serapool, IFF ve süren diğer direnişlerde işçilerin kazandığı deneyimler, karşılaştıkları sorunları aşmak için verdikleri mücadeleler birçok işçi için anlamlı dersler içermektedir. Direniş yerlerine yapılacak ziyaretlerle hem öğrenmiş hem de öğretmiş oluruz. Patronların birbirine deneyim, ders ve tecrübe aktardıklarını biliyoruz. Biz işçiler de deneyim, ders ve tecrübelerimizi birbirimize aktarmak, öğrenmek ve öğretmek için direniş yerlerini ziyaret etmeli, direniş yerlerini birer işçi okuluna dönüştürmeliyiz.
Kubilay Boya İşçileri Direnişte!
- İşçiler Sendika Düşmanlığına Karşı Mücadele Ediyor
- Omsa Metal İşçileri Sendika Hakları İçin Direnişte
- Cam İşçileri Grevde, İzBB İşçilerinin Direnişi Sonuç Verdi
- Sefalet Zammı Dayatmasına, İşten Atmalara Karşı İşçi Mücadeleleri
- Soygun Değil de Ne?
- İzmir’de Grevci İşçiler Sefalet Dayatmasına Hayır Dedi
- DYO Boya Grevi Kazanımla Sonuçlandı
- İşçiler, Emekliler Sefalet Dayatmasına Karşı Mücadeleyi Büyütüyor
- Buca Belediye İşçilerinin Anlattıkları
- Çiğli Belediyesinde İşten Atılan Kadın İşçilerin Mücadelesi Sürüyor
- Kamu Emekçileri, Öğretmenler, İşçiler Mücadele Ediyor
- Polonez İşçilerine Selam Olsun
- Bize Ekmek Yoksa Size Pasta Yok!
- Buca Belediyesi İşçileri Ücret Gaspına Karşı İş Bıraktı
- Hak Gasplarına ve Sendikal Baskılara Karşı İşçi Mücadeleleri
- Reckitt İşçilerinin Grevi Kararlılıkla Sürüyor
- İzmir Belediye İşçilerinin Grevi Bitti Ama Grev Nefreti Bitmedi
- Bayramın Üçüncü Gününde KRT İşçileriyle Dayanışma
- KRT Çalışanlarından Eylem
- Reckitt Benckiser Grevcilerini Ziyaret Ettik
- Filler, Karıncalar ve Kıssadan Hisse
- “Bu Sene Hiç Kiraz Yediniz mi?”
- Aşçı ya da Doktor… Çocuklarımız Ezilmekten Nasıl Kurtulur?
- Söyleyecek Sözümüz, Verecek Hesapları Olmalı
- Gazze ve İnsanlığın Onur Mücadelesi
- Bizi Güçlü Kılan Birlik ve Dayanışmadır!
- Emekten Yana Bir Bilim İnsanı: Alice Hamilton
- Kölelerin İsyanı, Ücretli Kölelerin Gücü
- İşçi Dayanışması 208. Sayı Çıktı!
- Brecht ve İşçiler İçin Sanat
- Örgütlü Olamayan Ucuz İşgücü Olur
- Komşunun Evi Yanarken…
- İşçi Gençlik Patronların Kölesi Olmayacak
- On Depo Benzin İle Ölçülen Emek
- Yaşadığımız Çağın Sorumluluğunu Almak, Guido Gibi Olmak!
- “Greve Çıktık, Elimize Ne Geçti?”
- Sağlıksız Bir Sağlık Anlayışı
- Kim Bu Herkes?
- Zeytin Ağacına Bile Düşmanlar!
- Sorunlarımızı Aşmak İçin Birlik Olmaya İhtiyacımız Var!
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...