Navigation

Buradasınız

Genel Sağlık Sigortası Adı Altında Emekçilerin Soyulmasına Hayır!

Şubat 2012, No: 47

İşçilerin, emekçilerin ve yoksulların haklarına dönük saldırılar hız kesmeden devam ediyor. AKP hükümetinin, Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında hayata geçirdiği uygulamalar, yoksulların belini daha da büküyor. Yeşil Kartı kaldıran AKP hükümeti, Genel Sağlık Sigortası adını verdiği bu uygulamaların halkın yararına olduğu ve herkese sağlık hizmeti götüreceği yalanını propaganda ediyor. 1 Ocaktan itibaren yürürlüğe giren bu yasaya göre, aylık 295 lira ve üstü geliri olan ve 18 yaşından büyük sigortasız herkes 35 ilâ 212 lira arasında prim ödemek zorunda kalacak. Bu tam anlamıyla bir rezalettir ve AKP hükümetinin işçi-emekçi düşmanı yüzünü gözler önüne sermektedir. Bu parayla geçinmek ve üstüne bir de sağlık primi ödemek mümkün değildir. Sermaye yanlısı hükümet, utanıp sıkılmadan bir insanın bir ay boyunca karnını bile doyurmaya yetmeyen bir gelirin 35 lirasını istiyor. Açıktır ki, adı Genel Sağlık Sigortası olan bu uygulama, aslında Genel Soygun Sisteminden başka bir şey değildir.

Kimin ne kadar prim ödeyeceği ise gelir testiyle belirlenecek. Ancak devlet, işçi ve emekçilerin “gelirim düşük, zaten geçinemiyorum, yoksulum” demesini dikkate almayacak. Devlet, işçilerin tek tek evlerine gidecek, yoksul olup olmadıklarına karar verecek! Emekçilerin evindeki televizyona, buzdolabına, bunların markasına, hediye olup olmadığına bile bakılacak. Öyle “anamdan ya da amcamdan hediye geldi” falan denmesini “yüce devletimiz” kabul etmeyecek. Bir yakınımızın yardımıyla ödediğimiz kiramız bile gelirden sayılacak. Kredi kartı kullanarak borca girmek zorunda mı kaldınız? İlgili memurlar hemen kapınızı çalıp bu borcunuzu da gelir defterine yazacak; böylece giderleriniz üzerinden ya prim ödeyeceksiniz ya da ödediğiniz prim miktarı yükselecek. “Ben sağlık sigortası istemiyorum, beni sistemin dışına çıkartın” deme hakkınız da yok. Gelir testi yaptırmayanlar ayda 213 lira prim ödeyecekler. AKP, bu yolla bütçe açığını kapatmayı hedefliyor. Dolayısıyla nereye gitseniz, ne yapıp etseniz AKP hükümetinin getirdiği Genel Soygun Sisteminden kurtuluş yok!

Hâl böyleyken, AKP hükümetinin bakanları çıkıp arsızca yalan söylüyor ve bu soygun sistemini “sosyal devlet”in bir gereği diye övüyorlar. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan konuta devletin ücretsiz karşılaması gereken her şey paralıdır. Bu düzende bize dayatılan sağlık sistemi “paran yoksa öl” anlayışı üzerine kuruludur. Bu kapitalist anlayış hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Fakat tüm bunlara karşın asgari ücret, asgari geçim indirimi de dâhil yalnızca 701 liradır. Asgari ücretin ne olduğu şöyle anlatılıyor: “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığında ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yarayacak ücretidir.” Emekçilere, tüm bu ihtiyaçlarını karşılaması için 701 lirayı reva gören hükümet ve patronlar bizlerle alay etmektedirler. Günümüzde yalnızca ortalama ev kirası 509 liradır ve ev kirasını ödeyen bir işçinin elinde kala kala 192 lira kalmaktadır.

Bu parayla işçinin beslenmesi, hastalandığında tedavi olması, çocuğunu okula göndermesi, giyim ihtiyacını karşılaması nasıl mümkün olabilir? 295 lirası olan herkesten prim kesen devlet, okula giden işçi çocuğunu yolunacak kaz olarak görmektedir. Eğitimin tüm yükü işçi ailelerinin sırtına yıkılmış durumdadır. Çocuğunu okula hazırlayan, bu kapsamda gelirinin bir kısmını harcayan işçi, ayrıca okula katkı payı adı altında har(a)ç vermektedir. Oysa eğitim parasız, kaliteli, bilimsel ve emekçilerin çocuklarının kolay ulaşabileceği bir hak olmalıdır.

Asgari ücretin tüm bu ihtiyaçları karşılamaya yetmeyeceği ve yetmediği açıktır. Sendikaların araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırında yaşayabilmesi için bile 960 lira gereklidir. Yoksulluk sınırı ise 3 bin 123 liradır. Bu rakamlar milyonlarca işçinin açlık ve yoksullukla boğuştuğunu gözler önüne sermektedir. Açlık ve yoksullukla boğuşan ve karınlarını doyuramayan emekçiler, gelirlerinin küçümsenmeyecek bir kısmını da ulaşım adı altında yine devlete kaptırıyorlar. Yapılan zamlarla ulaşım her geçen gün pahalanmakta ve meselâ İstanbul’da bir yerden bir yere gitmek asgari ücretin bir kısmını alıp götürmektedir. Üstelik ulaşım son derece kalitesizdir ve trafik çilesi de cabası! 

Kapitalist sistemde, tüm zenginliği üreten işçilerin payına açlık, işsizlik, yoksulluk düşmektedir. Ancak büyük kârlar elde eden ve sermayelerini katlayan patronlar bununla da yetinmiyorlar; işçilerin aldığı üç kuruş para sağlık, konut, ulaşım, eğitim gideri adı altında çekilip alınmaktadır. Bugün devlet bütçesinin gelirlerinin büyük kısmını, işçi-emekçilerden kesilen doğrudan ve dolaylı vergiler oluşturmaktadır. Anlaşılacağı üzere, devlet bizlerden topladığı vergileri bizlerin sağlık, konut, ulaşım ve eğitim ihtiyacı için kullanmadığı gibi, tersine, her fırsatta bizleri yolmaya devam ediyor.

Oysa sağlık, eğitim, konut ve ulaşım parasız olmalıdır. Ancak biz işçiler birleşip mücadele etmediğimiz sürece hiçbir talebimizi patronlar ve sermaye hükümeti kendiliğinden karşılamayacaktır. Diğer taleplerimiz gibi, parasız sağlık, eğitim, konut ve ulaşımı da mücadelemizin hedefleri haline getirmeliyiz.

15 Şubat 2012
...önceki
Dayanışma
sonraki...
Kara Kış

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçiler, 4 Kasımda kent merkezindeki ESPARK önünde başlattıkları nöbet eylemini Eskişehir Organize Sanayi Bölgesindeki Entil fabrikasının önüne taşıdılar. Savcılıklara yaptıkları suç duyurularının sonuç vermediğini, bakan ve bakan yardımcılarının...
  • “Hüseyin amca sizin döneminizde işçilik nasıldı?” diye soruyorum bu kez. “Kızım, bizim dönemimiz başkaydı. Fabrikaya adamlar girdi. ‘Sizin patronunuz kim, nerde?’ diye sordular. Gösterdik, bir baktık ki patronun kulağından tutmuşlar getirdiler orta...
  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...