Navigation

Buradasınız

Gerçeğin Işığını Taşıyanlara Selam Olsun!

Genç işçi ve öğrenciler olarak, geleceği şekillendirmek üzere şanlı geçmişimizin deneyimleriyle donanmamız bugün çok daha büyük bir önem taşıyor. Gerçeklerin ışığını bizlere taşıyan tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Bu onurlu geçmişi yaratanları saygıyla anarken, geçmişin gerçeğini bizlere taşıyan ve her koşulda kendi gerçeklerimize sarılmanın yolunu açanları coşkuyla selamlıyoruz! Mücadele azmimizi bileyen, umutla, inançla, dirençle gelecek güzel günlere hazırlanmanın yolunu gösteren yayın akışımıza dair duygularımıza da sizlerle paylaşma istiyoruz.

UİD-DER’in “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” akışını bir grup genç işçi ve üniversite öğrencisi olarak heyecanla takip ettik. Kadın burlaklar, demiryolcu çocuklar, binlerce işçinin bir arada çalıştığı fabrikalar, aşevinde aynı tastan çorbasını yudumlayan işçiler, tırmıkları göğe yükselen tarım emekçileri, kısacası dünyaya alttan bakan milyonlar… İçme sularının kaynatılması gibi en temel taleplerden “kahrolsun çarlık, kahrolsun savaş!” diye haykırmaya başlayan Rus işçilerinin mücadele içerisindeki dönüşümü. Nasıl ki tek bir kaya nehrin akışını değiştirirse, Rusya işçi sınıfı da öyle değiştirdi tarihin yönünü. “Ekmek, Barış, Toprak! Tüm İktidar İşçi Sovyetlerine!” şiarıyla iktidara yürüdüler. Yüreklerimize umut oldular, bugünümüze ışık tutular, yarınlarımıza rehber oldular. Genç işçi ve öğrenciler olarak, geleceği şekillendirmek üzere şanlı geçmişimizin deneyimleriyle donanmamız bugün çok daha büyük bir önem taşıyor. Gerçeklerin ışığını bizlere taşıyan tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Bu onurlu geçmişi yaratanları saygıyla anarken, geçmişin gerçeğini bizlere taşıyan ve her koşulda kendi gerçeklerimize sarılmanın yolunu açanları coşkuyla selamlıyoruz! Mücadele azmimizi bileyen, umutla, inançla, dirençle gelecek güzel günlere hazırlanmanın yolunu gösteren yayın akışımıza dair duygularımıza da sizlerle paylaşma istiyoruz.

İşçi-öğrenci bir genç: Bin bir emekle hazırlanan bu yayın akışı için öncelikle emeği geçen herkese yürekten teşekkürler. Dilekçeden devrime giden o şanlı yolda, kol kola yürüdük Rus işçi sınıfıyla. Kökleri tüm dünyaya yayılmış bir çınarın dalları olduğumuzu hissettik en derinlerimizde. Bu yolculuk bizi bir asır öncesine götürdü. Sanki o günün koşullarını birlikte yaşadık. Aynı ekmeği, aynı yoksulluğu paylaştık Rusya işçileriyle, aynı tastan yudumladık çorbayı. Kan donduran soğukta kol kola birlikte bekledik. Tepedekiler taç giyme töreninde kutlamalar yaparken, meydanlarda yoksul işçilerle birlikte ezildi yüreklerimiz. Ama hiçbir zulmün sonsuza kadar sürmeyeceğini de görmüş olduk. İşçi sınıfı iktidarı ellerine aldığında, tarihin akışını değiştirdiğinde coşkuyla dolup taştık. Ekim Devriminin ruhunu bizlere ulaştıran tüm arkadaşlarımızın emeğine sağlık.

Bir ofis işçisi: Dünü bugüne, bugünü yarına bağlayan UİD-DER’e çok teşekkür ediyorum. İşçilere tarihini unutturmayan, bu güzel akışla birlikte bizlere geçmişimizi aktaran tüm arkadaşlarımızın eline, emeğine sağlık.

İşçi-öğrenci bir genç: Büyük Ekim Devriminin biz gençlere verdiği umut, cesaret ve ilham gelecek güzel günlere olan inancımızı ve mücadele azmimizi daha da güçlendiriyor. UİD-DER’in yayın akışı boyunca öğrendiğimiz tarihsel mücadeleler ve yürüttüğümüz sohbetler, içinde yer almaktan gurur duyduğumuz örgütlü mücadelemizin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Kapitalist sömürü düzeninin bizleri içine itmeye çalıştığı bütün karamsarlığa karşın, bizler yarına olan inancımız ve örgütlü mücadelemizle insanlığın aydınlık geleceği için mücadele ediyoruz.

Genç bir metal işçisi kadın: Tarih dünde kalmış, acılardan, mutluluklardan, efsanelerden ibaret bir şey değil. Üzerindeki tozları silip aldığımızda, perdeleri kaldırdığımızda ışıl ışıl parlayan kendi gerçeklerimize ulaşıyoruz. Tarihin dünde kalmadığını, bugün hâlâ tüm canlılığıyla devam ettiğini görüyoruz. Sitemizdeki iki günlük yayın akışı bize bunu tüm gerçekliğiyle gösteriyor. Bir fotoğraf, yalnızca bir fotoğraf olmaktan çıkıyor. Bir tarafta balolara hazırlanan saraylılar diğer tarafta bir tas çorbayla karnını doyurmaya çalışan işçiler. Bugünle ne büyük ortaklıklar taşıyor geçmiş. Çelişkiler derinleştikçe cevaplar da netleşiyor. İnsanın “yere batsın sizin köhne düzeniniz!” diye haykırası geliyor. Evet, biz yıkacağız bu köhne düzeni. Tarihte denendi. Gelecekte ise tüm dünyada, yeryüzünün her karış toprağında yaşanacak!

Genç bir metal işçisi: Selam olsun “ekmek, özgürlük ve barış!” sloganlarıyla Ekim Devrimini yaratanlara! Selam olsun geleceğin yolunu aydınlatanlara! Dostlar, bugün tarihin en karanlık ve yıkıcı dönemini yaşıyoruz. Önümüzde ise bizlere kucak açan mücadeleyle dolu yıllar var. Bizlere bu onurlu geçmişi bırakan sınıf kardeşlerimiz mücadele bayrağını daha da yukarı kaldırmamızı bekliyor. Kapitalizm kışı yaşarken, biz daha inançlı adımlarla yol alıyoruz. İnsanlığın kaderi ellerimizdedir. Ellerimizle kaderimizi değiştirmeye çok yakınız. Bize reva görülen bu yaşamı değiştirmeye, geleceğe hükmetmeye çok yakınız. Ekimin umuduyla, devrim umuduyla hepinizi kucaklıyorum.

Genç bir kadın metal işçisi: Tarih boyunca sınıfların çetin mücadeleler verdiğini öğrendik UİD-DER’den. Bugün de sınıfımızın tarihini, mücadelesini bizlere öğreten, içinden geçtiğimiz bu karamsar dönemde bile bizlere umut ışığı olan, yüzümüzdeki gülümsemeyi sağlayan tüm arkadaşlarımıza bu muazzam akış için sonsuz teşekkür etmek istiyorum. Yalnızca bir döneme, geçmiş bir tarihe bakmakla kalmadık hazırlanan akışla. Devrim öncesine, devrime giden yola, devrim sonrasındaki kazanımlara ve toplumsal dönüşüme, geleceğe baktık hep birlikte. Göğsümüz kabardı, içimiz umutla doldu. Her şiirde, her fotoğrafta bize çok güzel duygular hissettirdiniz. Buradan aldığımız güç ve enerjiyle bu ışığı geleceğe taşımaya aday olurken daha kararlı adımlarla yürüyeceğiz. Yaşasın işçi sınıfının devrimci mücadelesi!

15 Kasım 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Sömürünün, salgınların, savaşların, işsizlik ve yoksulluğun olmadığı bir dünyada yaşayabiliriz. Bunun hayal olmadığını, en az yarın kadar mümkün ve gerçek olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız çağda bunun tüm imkânları var. Ancak sermaye biriktirmeye dayalı kapitalist sömürü düzeni, insanın toplumsal mutluluğunu zerrece umursamıyor. Bu düzende milyarlarca insan bir avuç asalağın mutluluğu için ter akıtıyor, acı çekiyor. Egemenlerin cenneti yoksulların sefaleti üzerinde yükseliyor.
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenleme yapıldı. Kod 29’un çalışma hayatında belirsizliklere yol açtığını söyleyen Bakanlık; “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan” hallerin tamamı için ayrı ayrı kodlar belirlendiğini açıkladı. Peki, bu ne anlama geliyor? Düzenleme gerçekten Bakanlık ve sermaye medyası tarafından iddia edildiği gibi Kod 29 mağduriyetini ortadan kaldıracak mı?
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre farklılıklar gösterir. Kimi sembol ve imgeler ise evrenseldir. Hangi coğrafyada olursa olsun, hangi dilde konuşulursa konuşulsun aynı şeyi ifade eder. Ateş mesela özgürlüktür, yaşamdır, kararlılıktır. Karanlık insanlar için tehlikeli, ürkütücü ve bilinmezliklerle doludur. Aydınlık güvenlidir, mutlu yarınları muştular. Bu yüzden bütün kültürlerde karanlık ölümü ve kötülüğü; aydınlık ise yaşamı, iyiliği ve sevinci simgeler.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle büyük değişimler yaratmışlardır ve yaratmaya devam etmektedirler. Adaletsizlikleri, eşitsizlikleri görmeye başlayan, bunlara karşı sessiz kalınamayacağını kavrayan, ekmek kavgasını artık sınıf mücadelesi olarak gören ve her şeye rağmen bu mücadelenin içinde yer almaya başlayan kadınlar, değişme ve değiştirme gücü kazanırlar. Böyle kadınlar hep vardılar ve hep var olacaklar. Yaşamın yarısı olan emekçi kadınlar, bu nedenle dünyayı değiştirme mücadelesinin de yarısıdır aynı zamanda.
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “İtiraz etsem ne değişecek ki?”, “Böyle gelmiş böyle gider!” Pek çoğumuz kötü yönde değişim olacağına, yani her şeyin daha kötüye gideceğine kolaylıkla inanırız da sıra olumlu yönde değişime gelince buna bir türlü inanamayız. Hiç düşündük mü, nedir bize bu basmakalıp cümleleri kurdurtan, bizi bu yalanlara inandıran?
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı hikâyelerinde her türlü sıkıntıya katlanıp dişini sıkan, sıfırdan başlayıp zengin olan “kahramanlar” vardır. Milyonların içinden sıyrılıp zirveye oturan bu “sıra dışı” insanların hikâyeleri en çok da yoksul gençlerin hayallerini süsler. Tam manasıyla “kapitalist yayıncılık” anlayışıyla basılıp yayılan bu hikâyelerin büyüsüne kapılanlar, gün sonunda tuzak bir soru sorarlar kendilerine: “Neden ben de olmayayım?”
  • Covid-19 salgınının daha başında patronlar ve iktidar temsilcileri “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ve “yeni normal” söylemini dillerine doladılar. Aradan geçen bir yıllık süre zarfında yapılan “hukuksal” düzenleme ve fiili saldırılarla bu söylemle neyi kastettiklerini ortaya koydular. İşçiler ücretsiz izin, kısa çalışma, uzaktan çalışma dayatması, sendikal baskılar, Kod 29 ile işten atma gibi saldırılarla yüz yüze kaldılar. Covid-19 salgınını her anlamda fırsata çeviren patronlar, uzaktan çalıştırmanın verimliliğini bu süreçte bir kez daha test etmiş oldular. Ve gördüler ki, işçileri evden çalıştırmak hem daha az maliyetli hem de daha verimli! Böylece dünyada olduğu gibi Türkiye’de de uzaktan çalıştırılan işçi sayısı pandemi sürecinde arttı, şimdi de kalıcı hale getiriliyor.
  • İktidar, ne pahasına olursa olsun varlığını sürdürmek, toplumu istediği gibi şekillendirmek, devlet kaynakları üzerinde oturmaya devam etmek istiyor. Bu yüzden olağanüstü gündemler eşliğinde siyasal gerilimi ve kutuplaşmayı alabildiğine keskinleştirmeye, muhalefeti parçalamaya, bilinçleri felçleştirmeye, emekçilerin odağını kaydırmaya ve gerçek sorunların üzerini örtmeye çalışıyor.
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler, işyerlerinde ve dost sohbetlerinde şikâyetlerini dile getiriyor, yaşadıkları koşullardan hoşnut olmadıklarını ifade ediyorlar.

Son Eklenenler

  • Tekgıda-İş Sendikasında örgütlenen Döhler Gıda işçileri Kod 29’la işten atıldı. Hakları için direnen Döhler işçisinin kararlı direnişini anlattık. İşçiler, “zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır” diyor. Tüm işçileri modern Firavunlara karşı...
  • İşçi sınıfına saldırılar sürüyor. İster Avrupa’da olsun ister Asya’da, ister Türkiye’nin batısında olsun ister doğusunda; her yerde işçi sınıfına karşı saldırılar yürütülüyor. Türkiye’de patronlar bu süreçte yeni bir oyuna başvurdular: Kod 29 adı...
  • Geçtiğimiz günlerde, Güldür Güldür adlı programda “Gençlerle Kariyer Günleri” adlı bir skeç yayınlandı. Skeçte, kendi başarı hikâyesini anlatan ünlü ve zengin bir adam, durmadan gençlere girişimci ruhu ve kendi işini kurmayı anlatıyordu. Robotik...
  • Öyle bir dönemden geçiyoruz ki dertlerimiz saymakla bitmez. Artan pahalılık, ücretsiz izinler, iş cinayetleri, açlık, yoksulluk yani egemenlerin topyekûn saldırılarının ve tam da bu nedenle ikiyüzlülüklerinin ayyuka çıktığı bir dönemdeyiz. Ama tüm...
  • Türkiye’deki manzara, salgının nasıl da baskı ve zorbalığın örtüsü haline getirildiğini göstermiyor mu? Salgın gerekçesiyle sendikaların her türlü etkinliği yasaklanmak isteniyor. Amaç işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü...
  • Pandemi bahanesiyle alınan 1 Mayıs yasaklarına İstanbul da eklendi. İstanbul Valiliği pandemi bahanesiyle kent genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri 17 Mayıs’a kadar yasakladı. Yasak kararı 1 Mayıs’ı kapsadığı gibi emek ve meslek örgütlerinin...
  • İngiltere’de polis yasası karşıtı eylemler ülke geneline yayılarak devam ediyor. “Polis, Suç ve Ceza Mahkemeleri Yasa Tasarısı”na tepkiler ülke çapında çoğalıyor, Muhafazakâr Parti hükümetine öfke büyüyor. Eylem günü ilan edilen 17 Nisanda sokaklara...
  • Bizler özel hastanede çalışan kadın sağlık işçileriyiz. Birlikten doğan gücümüzün mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yaptığımız iş ağır ve tehlikeli olduğu için ayda 140 saat çalışmamız gerekir. Fakat bizler 240 saatten fazla çalışıyoruz ve...
  • Sömürünün, salgınların, savaşların, işsizlik ve yoksulluğun olmadığı bir dünyada yaşayabiliriz. Bunun hayal olmadığını, en az yarın kadar mümkün ve gerçek olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız çağda bunun tüm imkânları var. Ancak sermaye biriktirmeye...
  • Gebze Dilovası’nda bulunan Systemair HSK fabrikasında çalışan işçiler, Birleşik Metal-İş sendikasında örgütlenmişlerdi. İşçilerin sendikalaşmasının önüne geçmek isteyen Systemair HSK patronu iki işçiyi tazminatsız bir şekilde işten atmış, 46 işçiyi...
  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...

UİD-DER Aylık Bülteni